Hayvanat-ı vahşiyenin helal rızıkları ve Şeriat-ı Fıtriyye

"Mâsum bir insana veya hayvanlara gelen felâketlerde, musibetlerde, beşer fehminin anlayamadığı bazı esbab ve hikmetler vardır. Yalnız, meşiet-i İlâhiyenin düsturlarını hâvi şeriat-ı fıtriye ahkâmı, aklın vücuduna tâbi değildir ki, aklı olmayan birşeye tatbik edilmesin. O şeriatın hikmetleri kalb, his, istidada bakar. Bunlardan husule gelen fiillere, o şeriatın hükümleri tatbikle tecziye edilir. Meselâ, bir çocuk, eline aldığı bir kuş veya bir sineği öldürse, şeriat-ı fıtriyenin ahkâmından olan hiss-i şefkate muhalefet etmiş olur. İşte bu muhalefetten dolayı düşüp başı kırılırsa müstahak olur. Çünkü, bu musibet o muhalefete cezadır. Veya dişi bir kaplan, öz evlâtlarına olan şiddet-i şefkat ve himâyeyi nazara almıyarak, zavallı ceylânın yavrucuğunu parçalayarak yavrularına rızık yapar. Sonra, bir avcı tarafından öldürülür. İşte, hiss-i şefkat ve himâyeye muhalefet ettiğinden, ceylâna yaptığı aynı musibete mâruz kalır.
 
İhtar : Kaplan gibi hayvanların helâl rızıkları, ölü hayvanlardır. Sağ hayvanları öldürüp rızık yapmak, şeriat-ı fıtriyece haramdır."
 
Mesnevi Nuriye 72
 
"86 - Âkilü’l-lâhm vahşilerin helâl rızıkları, hayvanatın hadsiz cenazeleridir; hem rûy-i zemini temizliyorlar, hem rızıklarını buluyorlar."
 
Hakikat çekirdekleri
 
"Evet, âkilüllâhm hayvanların helâl rızıkları, vefat etmiş hayvanların etleridir. Hayatta olan hayvanların etleri onlara haramdır. Eğer yeseler, cezâ görürler. حَتّٰى يَقْتَصُّ الْجَمَّاۤءُ مِنَ الْقَرْنَاۤءِ (ev kemâ kàl). Yani, “Boynuzsuz olan hayvanın kısâsı kıyâmette boynuzludan alınır” diye ifade-i hadîsiye gösteriyor ki: Gerçi cesetleri fenâ bulur; fakat ervahları bâkî kalan hayvânât mâbeyninde dahi, onlaramünâsip bir tarzda, dâr-ı bekàda mücâzat ve mükâfatları vardır. Ona binâen, canavarlara sağ hayvanların etleri haramdır, denilebilir."
 
28.Lema Üçüncü Nükte
 
"Felsefenin hayat-ı içtimaiyedeki düsturlarından ve yalnız bir kısım zâlim ve canavar insanların ve vahşî hayvanların, fıtratlarını su-i istîmallerinden neş’et eden düstûr-u cidal nerede!.. Evet, düstûr-u cidali o kadar esaslı ve küllî kabul etmişler ki; “Hayat bir cidaldir.” diye eblehâne hükmetmişler."
 
Sözler 30.söz birinci maksad
 
Mütalaalar:
 
Günümüzde tabiiyyun felsefesinin, bilhassa belgesellerle "hayat bir cidaldir" fikrini aşılmak için uğraştığı görülüyor. Bu türden belgesellerde sıklıkla aslan, kaplan vb. yırtıcıların diğer hayvanlara saldırarak avlandıklarını ön plana çıkararak, "cidal" fikrine bir zemin oluşturmaya çalışıyorlar. Güçlünün hayatta kalacağı, hayatta kalmak için biz insanların da bu hayvanlar gibi zayıfı ezmek ve yok etmek zorunda olduğumuzu şuuraltımıza işlemeye çalışıyorlar. 
 
Bilhassa 30.Söz Birinci Maksat'taki bahiste, hayvanların bu davranışlarının külli olmadığı ve bir kısım hayvanların fıtratlarını suistimal etmelerinden kaynaklandığı belirtiliyor. Felsefe, tabiattaki bir kısım hayvanların bozuk fıtratlarını bir ön kabulle "tüm yırtıcılar böyle davranıyor" gibi göstermeye çalışarak düstur-u cidale dayanak gösteriyor. Belki de aslan, kaplan, leopar gibi yırtıcılar günlük hayatlarında hiç avlanmıyorlar ve çoğunlukla ölü hayvanların etleriyle besleniyorlar. Ancak bunlar, köpeğin insanı ısırmasının haber olmaması gibi pek gündeme getirilmiyor ya da kasden gizleniyor olabilir.
 
Bu hayvanlarda bulunan ve avlanmaya son derece uygun olarak yaratılmış cihazat ve istidatlara gelince; bizatihi bu cihaz ve istidatlara bakarak ve Şeriat-ı fıtriyye'den bağımsız olarak, bunların ne için verildiğine hükmetmek pek doğru olmaz. Bu hükmün, tıpkı bizlerdeki gibi o istidadın ve cihazın şeriata uygun olmak kaydıyla, zahiri olarak hangi işe uygun olarak kullanıldığına veya kullanılması gerektiğine göre verilmesi gerekir. Yani bir istidadın bir işe uygun olması, tek başına o istidadın o iş için verildiğini göstermiyor. O işin şeriata muvaffık olması da gerekiyor.
 
Örneğin heykel yapmaya insanın istidadı ve cihazatı var, ancak şeriata muvafık olmadığı için o istidadı kullanmamalı ya da yönünü değiştirmeli. Bilhassa Mesnevi'deki "şeriat-ı fıtriyenin ahkâmından olan hiss-i şefkat" ifadesinden bu cihazatın ve istidatların fıtratlarına dercedilen şefkat hissine muhalif olarak kullanılmasının Cenab-ı Hak tarafından benzer şekilde yasaklandığını anlıyoruz. 
 
Ayrıca bu cihazatların bir kısmı helal dairedeki rızıklarını bulmaları ve yemeleri (kartalların hassas gözleri, aslanların pençeleri vb.) için verilmiş de olabilir. Hayvan muhtar olduğu için bu istidatlarıyla yetinmeyip şeriat-ı fıtriyyeye muhalafet edebilmektedir. Boynuzsuz hayvanların kısasının alınacağını haber veren hadisten hayvanların bu türden amellerinden ceza göreceklerini anlıyoruz. Bu durumda Cenab-ı Hakk'ın bu hayvanlara bir nevi imtihan sırrıyla avlanmaya ve canlı hayvanları yakalamaya müsait cihazat vermiş olması ihtimali kavidir.
 
Bu mevzuda bilhassa Üstad'ın ilminin vehbi olduğuna kanaatimiz gelmiş ve ahirzamanda özellikle bu cidal meselesinin fıtratını suistimal eden hayvanlar üzerinden aşılanmaya çalışılacağını hissetmiş ki bu mevzuya risalelerde yer vermiş. 
 
(Hakikat Gavvasları Mütalaa Notları)
Yazar: 

Yorumlar

(X)
Kapat
-->