Batı, İslam coğrafyasını koku ile tanıdı

Feb 28, 2019

Batı, İslam coğrafyasını koku ile tanıdı
 
Güzel kokunun ana vatanı, Arap dünyasıdır.
 
Tıp tarihi uzmanı Prof. Dr. Ayten Altıntaş, Batı'nın, İslam coğrafyasını kokular sayesinde tanıdığını belirterek, "Güzel kokunun ana vatanı, Arap dünyasıdır. Arap dünyasında aslında Yemen'deki Arap tüccarlar, güzel kokulu her şeyi toplayarak develerle Mekke'ye, Medine'ye daha sonra da Akdeniz'den gemilerle Batı dünyasına taşımışlardır." dedi.
 
Koku Kültürü Derneği tarafından koku kültürü, parfüm tarihi ve koku ile insan sağlığı arasındaki ilişkiyi ele alan "Koku ve Kültür" başlıklı sempozyum, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ali Emiri Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi.
 
"Beyni en hızlı etkileyen şey koku"
 
Tıp tarihi uzmanı Prof. Dr. Ayten Altıntaş da insanlığın var oluşundan beri toplumda kokunun önemli bir noktada bulunduğunun altını çizerek, "Dünyada eskilerden beri her coğrafyada ve her tarihte kokular tanrılara! sunulmak için hazırlanırdı. Daha sonra bu güzel kokular, aristokratların elinde kullanılmaya başlandı. Kraliçeler etrafı etkilemek adına güzel kokular kullanırdı. Yani insan var olduğundan beri güzel kokuyu hissediyor, var ediyor ve kullanıyordu." dedi.
 
Altıntaş, insan beynini en hızlı etkileyen şeyin koku olduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:
 
"İlk insandan beri insanlar güzel kokunun peşinden koşmuşlardır. Onu elde etmek istemişler ve elde etmek için elinden gelen her şeyleri yapmışlardır. Osmanlı alimleri de insanı etkileyen 3 şey olduğundan bahseder. Bunlar musiki, tat, yani lezzet ve kokudur. Batı, İslam coğrafyasını kokular sayesinde tanımıştır. Güzel kokunun ana vatanı, Arap dünyasıdır. Arap dünyasında aslında Yemen'deki Arap tüccarlar güzel kokulu her şeyi toplayarak develerle Mekke'ye, Medine'ye daha sonra da Akdeniz'den gemilerle Batı dünyasına taşımışlardır."
 
"Hz. Muhammed'in (asm) kokusu gül kokusu olarak tanımlanır"
 
Gül kokusunun insanlığın ilk döneminden bugüne kadar herkes tarafından sevildiği yorumunda da bulunan Altıntaş, "Tarihin her döneminde ve her coğrafyada insanlar tarafından gül kokusuna karşı pozitif görüş vardır. Bu genlerimize işleyen bir şey. Türkiye bu konuda çok şanslı. Dünyada en çok kokulu gül yetiştiren ülkeyiz. Gül yağı elde ediyoruz ve dışarıya satıyoruz. Bugün gül yağı sadece parfüm dünyasının değil, sigara ve gıda dünyasının en çok kullandığı madde haline geldi." şeklinde konuştu.
 
Altıntaş, Hz. Muhammed'in (asm) kokusunun da gül kokusu olarak tanımlandığına dikkati çekerek, "Bir araştırmaya göre çiçekler arasında en yüksek enerjiye sahip çiçek güldür. Gül dolu çuvallara elimizi soktuğumuzda ellerimiz yanar. Eğer toplanan güller hemen damıtılmayacaksa hemen yere serilir, yanmasın diye. Yani gülün büyük bir enerjisi vardır. Dolayısıyla Hz. Muhammed'in (asm) o büyük enerjisinin gül kokusu ile bağdaştığını söyleyebiliriz." değerlendirmesini yaptı.
 
"Koku günlük yaşantımızda çok önemli"
 
Tıbbi biyoloji ve genetik uzmanı Doç. Dr. Emel Ergül de insanın tüm kromozonlarında koku ile ilgili genler olduğundan bahsederek, "Bu durum kokunun insan için ne denli önemli olduğunu gösteriyor. Sadece genetik açısından değil, koku günlük yaşantımızda, özellikle besin alırken çok önemli." dedi.
 
Ergül, konuşmasında ayrıca kanser hastalığında ve tedavi sürecinde koku ve tadın nasıl etkilendiği, çeşitli hastalıkların önemli risk faktörlerinden biri olan iyi sindirememenin tat ve koku ile olan ilişkisinden bahsetti.
 
Sempozyum kapsamında açılışı yapılan görüntü ve kokunun birleştiği "Koku ve Doku" adlı serginin sahibi fotoğraf sanatçısı Taner Yılmaz ile Doç. Dr. Aytuğ Altundağ da koku duyusu ve kimyasal evren üzerine birer konuşma yaptı. 
 
Kaynak: risalehaber.com