Dua ve Cevap

Aug 6, 2007

YILLAR önceydi. Gece yarısına yakın bir vakitte eve döndüğümde, o zaman iki yaşlarında olan kızımı, ?Yoot, yoot? diye evde dolanıp dururken buldum.

Yoğurt istiyordu, ama anlaşılan, evde kalmamıştı. Gerçi arayacak olduktan sonra açık bir dükkân bulmak çok zor değildi, fakat gecenin o saatinde kim uğraşacak? Nihayet küçük bir çocuğun önemsiz bir arzusu; az sonra yatar uyur, sabah kalktığında da unutur...

Çok geçmeden kapının zili çaldı. Açtığımızda, amcası bir naylon torba dolusu yoğurtla karşımızda duruyordu. İşyerinde biriken yoğurtları toplamış, eve dönerken bize uğrayıp bırakacak olmuş. Halbuki daha önce böyle birşey yapmazdı, o günden sonra da yapmadı. Sadece o gece, o saatte bize yoğurt getirdi.

Herbirimiz hafızamızı şöyle bir yoklayacak olsak, buna benzer vak?alar hatırlayabiliriz. Gerçekte, nice ?önemsiz? arzu ve duaların hergün, her an ehemmiyetle cevap bulduğuna dair nice olaylara tanık oluruz da, ülfet perdesine sarıp bir kenara atar ve geçip gideriz.

Dua ve cevap, hayatın hayat kadar kesin bir gerçeğidir. Şu yağmurlu günlerin birinde, şemsiyeyi bir tarafa atarak öylece çıkın yağmurun altına. Sonra kendinizi, kurumuş ağaçların, susamış çiçeklerin, filiz verip Rabbinin nakışlarını göstermek için can atan tohumların, Rabbinin emriyle dağları ve ovaları dolaşarak muhtaçlara ulaşmak için dolup coşmayı bekleyen derelerin, sararmış otlar arasında rızkını arayan kuşların ve böceklerin yerine koyun. Ve üzerinize düşen herbir yağmur damlasının lezzetini onlarla beraber hissetmeye çalışın. Yağmurun nasıl bir duaya nasıl bir cevap teşkil ettiğini o zaman anlarsınız.

Güneşin doğuşunu da seher vakti ağaçları cıvıl cıvıl tesbihatlarıyla dolduran kuşlarla, soğuk kovanın içinde büzüşen balarılarıyla, karanlığın çöküşünden sonra boynunu büküp kalmış günebakanla, kefenine bürünüp haşir müjdesini bekleyen yeryüzüyle beraber seyredin. Hergün, her an, güneş ışığının herbir foton partikülüyle dualara nasıl cevap yetiştirildiğini o zaman hissedersiniz.

Bir hastalıktan şifa bulduğunuzda, büyüklü küçüklü binlerce hastalığa müptelâ insanların ve hayvanların hepsinin birden şifâsını da kendi sevincinize ekleyin. Görünmeyen bir Şifa Vericinin duaları cevaplandırırken yeryüzüne yağmur gibi, güneş ışığı gibi her an nasıl şifa yağdırdığını o zaman hayal edebilirsiniz.

Acze düştüğünüzde, henüz dünyaya gözünü açmış insan ve hayvan yavrularının hepsiyle birden paylaşmaya çalışın aczinizi?doğar doğmaz annesiyle koklaşıp eliyle koymuş gibi memesini bulup yapışan fok yavrusuyla, yuvasında açlıktan bağrışıp duran kuş yavrularıyla, anneciğinin sıcak kesesinden dünyayı seyreden kanguru yavrusuyla, canavar anasının ağzından lokmasını alan aslan yavrusuyla... Ve, babasının mühimsemediği arzusuna Rabbinden cevap alarak yoğurduna kavuşan kız çocuğuyla!

O zaman anlarsınız koca dünyanın bütün zerreleriyle beraber nasıl bir dua fabrikası gibi çalıştığını, Âlemlerin Rabbine her an sayısız duaları sunmak için meleklerin birbiriyle ordular halinde nasıl yarıştıklarını, o dualardan herbirine sanki bütün kâinatın ettiği dua ondan ibâretmişçesine ehemmiyetle cevap verildiğini... Sonra, bir yandan duaları yetiştirmek için Arşa uçan, diğer yandan aldıkları cevaplarla yeryüzüne inen meleklerle semânın her an nasıl kaynaşıp durduğunu görür gibi olursunuz.

???

Her an yeryüzünden dualar fışkırır, her an yeryüzüne cevaplar yağar. Hiçbir dua unutulmaz, hiçbiri kalabalıkta kaybolmaz. Çünkü onlar, herşeyi işiten ve herkesin her arzusuna cevap veren Birisine ulaşır. Sinek yaratmak gibi, dünyaları yaratmak da Onun kudretine zor gelmez. Bir kedinin rızkını vermek gibi Cenneti kullarına ikram etmek de Onun rahmet hazinelerinden hiçbir şey eksiltmez. O, kendisine dua eden kulunu sever. Dualara cevap vermekten bıkmaz. Israrla isteyenlerin ısrarları da Onu usandırmaz.

İşte biz, elimizi açtığımız zaman, biliriz ki, duamızı O işitir ve cevap verir. Çünkü cevap vermeyi Kur?ân?ında vaad etmiştir. Küçük büyük, gizli açık herşeyimizi Ona arz ederiz. Günlük ekmeğimizi istediğimiz gibi, ebedî Cennet sofralarını da Ondan isteriz. Kabre imanla girmeyi istediğimiz gibi, ayakkabımızın kaybolmuş bağını da Ondan isteriz. Bütün bunları isterken de, Âlemlerin Rabbiyle baş başa olmanın, Onunla sohbet etmenin, Ona güzel isimleriyle hitap edebilmenin, Onun tarafından dinlenilmenin ve duamıza Ondan cevap almanın hazzını yaşarız.

Bize dua etmeyi öğreten ve emreden Âlemlerin Rabbine hamd olsun.