Haram Yiyen Haramî Olur

TARİHÇİ ÂŞIK PAŞAZADE anlatıyor:

 

 Sultan II. Murad'a, artan savaş masraflarını kar­şılamak üzere, acil para lâzım olmuş.

 

 Çandarlı Halil Paşa'yı huzuruna çağırtmış. Varlıklı büyük bir aile­den gelen

Çandarlı'nm elinde büyükçe bir meblâğ oldu­ğunu biliyormuş. Borç istemiş:


"Sefer masarifati içün akçe gerektür, vadesi geldükte iade etmek şartıyla bir miktar akçe viresun." (Savaşa para lâzım, belirli bir vade ile senden ödünç para istiyorum.)

 

Çandarlı Halil Paşa:

 

  

"Tedarük içün biraz mühlet lâzım, kangi miktar virebı-leceksem bugün, yarun arz iderum."

 

(Parayı toparlamak için biraz zaman lâzım, toparlar toparlamaz gelir, verebi­leceğim kadarını veririm.)

 

Fazlullah Paşa, padişahın borç istediği haberini nasılsa duymuş. Duyar duymaz da huzura koşmuş:

 

"Kul kısmından borç alınmaz!" diye âdeta çıkışmış pa­dişaha, "Şevketlü Hünkârım, padişahlar borç almazlar."

 

"Lâzım oldukta başkaca çare kalur mi ki, vezirum?"

 

"Padişahlara hazine gerektür Hünkârım! Müsaade buyrulursa size hazine toplayalum."

 

Sultan II. Murad sakin sakin sormuş:

 

"Nasıl toplayacaksun ey benum vezirum?"

 

Fazlullah Paşa cevap vermiş:

 

"Ahali (halk) sayenüzde zengincedur, malları-mülkleri çokçadur. Bir yolunu bulup ellerunden almak münasip­tur*. Böylece hazine tedariki yapmış oluruz. Leşker gaza­dan geru kalmaz." (Halk zenginleşti, bir şekilde servetle­rini ellerinden alıp devlete geçirelim.)

 

 

Sultan II. Murad öfkeyle yerinden fırlamış:

 

 

"Bre Fazlullah!" diye gürlemiş,

"Bu nasıl söz söylemektur? Bilmez misun kim bizum mülkümüzde üç helâl lok­ma var:

 

Bunlardan birincisi madenlerumuzdur, ikincisi vergilerdur, üçüncüsü harp ganimetleridur. Bizum leşke-rumuz gaziler leşkeridur kim kursaklaruna haram lokma girmez. Şol padişah kim leşkerine haram lokma yedurur, ol leşker harami olur. Haraminin sebati yoktur. Bir küçük zorluk gördükte firara kadem basar. Biz leşkerumuze ha­ram lokma yedurmezuz. Söyledüklerun duymaz olam."

 

 

(Öyle şey olmaz! Devletin helâl geliri madenler, vergi­ler, bir de fethedilen bölgelerden elde edilen zenginlik­lerdir. Bunların dışındaki gelir helâl olmaz. Bizim ordu­muz gaziler ordusudur, ordumuza asla haram lokma ye­dirmeyiz. Çünkü haram yiyen ordu haramı, yani eşkıya olur.

Eşkiya yüreksizdir. Zorluk görür görmez kaçar. Söz­lerini duymamış olayım.)

 

 

İşte böyle... Osmanlı padişahı ile vatandaşı, aynı du­yarlılık içinde hayatın "helâl" ile çerçevelenmesine dikkat ederlerdi. "Haram yiyen haramî olur" anlayışıyla "Haram"a yaklaşmazlardı. Belki bu yüzden hayatlarında kriz olmaz, darlık olmaz, geçim sıkıntısı olmazdı.

 

 

Bugün ise ne yöneten, ne yönetilen, "helâl" ve "haram" konusunda hassas değiliz. Kriz ve darlık içinde yaşıyoruz. Biz, çoktandır, "Haram yiyen haramı olur" anlayışın­dan kopup, vaktiyle rahmetli Ali paşa Dayı'dan duyduğum tekerlemeye geldik:

 

"Helâl haram ver Allah, rezil kulun yer Allah!" Reziller tüyü bitmemiş yetim hakkı yiyor, ellerine fır­sat geçerse milletin kanını emiyorlar. Ortalığı "kırk haramiler" götürüyor!

Yorumlar

Peygamberimiz, son nefesini verirken, esi Aiseye sordu; "7 dirhemimiz vardi, ona ne oldu ? Duruyorsa hemen infak et." Hz Aise , infak edip gelince, " RABBIMIN HUZURUNA, ÜZERIMDE MÜLKIYET OLDUGU HALDE CIKMAKTAN HAYA EDERIM"dedi...Medine'yi kuran " HAYA" iste buydu. Ihsan eliacik

benimde hakkımı çok yediler onları affetmem demiyorum affetmek Allaha mahsus ben helal etmiyorum öbür tarafta onlardan hakkımı alacağım

Bu dünya hepimizce malum, bir gelis ve bir de gidis vardir. Bu aradaki zaman Hakk'in rizasina muvafik olduysa ne mutlu o kisiye, ve eger haramlarla mesgul olrak bu dünyadan ayrildi ise NE YAZIK O KISIYE.
(X)
Kapat
-->