Bir Destandır Çanakkale

Saf, tertemiz bir Anadolu çocuğuydu. "Düşman Çanakkale'ye dayandı." denildiğinde silâha sarılmış, orduya yazılmıştı.

 

Diğerleri gibi onu da cepheye gönderdiler. Bir binbaşının emrine verdiler.

 

Fakat Mustafa, düşmanla dövüşmek istiyor, her  fırsatta Binbaşı'ya yalvarıyordu:

 

"Binbaşım, ne olur beni cepheye gönderin!"

 

 

Bir gün, Binbaşı, dayanamadı ve Mustafa'ya çıkış­tı:

 

"Cephede zeytin ekmek dağıtılmıyor, evlâdım; sa­vaşılıyor, gülleler yağmur gibi yağıyor, insanlar ölü­yor!"

 

Mustafa boynunu büktü.

 

"Olsun, be Binbaşım!.." dedi, "Gülleler de yağsa, ölüm her tarafı da kuşatsa yine gitmek isterim!"

 

Binbaşı, bu cesur Anadolu çocuğuna derin derin baktı.

 

"Niçin bu kadar çok istiyorsun?" diye sordu.

 

"İstiyorum, Binbaşım... Şehit olmayı kim istemez? Şehit oldun mu kurtuldun sayılır. Cennet'e girer, in­san... 'Neden?' dersen din için, vatan için vuruştu­ğundan Cennet'e girer. Sonracığıma, bizim köyün imamı ne derdi, bilir misin Binbaşım?.. 'Cennet'te huriler var.' derdi. Ben fakirim, Binbaşım... Başlık parası bulup evlenemedim. Dinim, vatanım için dö­vüşürken şehit düşersem ve Cennet'e gidersem bir huri alırım!"

 

Binbaşı gülmekten kendini alamadı. Ne kadar saf bir delikanlıydı, şu Mustafa, neler düşünüyordu.

 

"Peki," dedi, "izin verdim, cepheye gidebilirsin."

 

Mustafa sevinerek silâhını, cephanesini kuşandı ve ön saflara katıldı.

 

Ve 18 Mart 1915 günü yer tutuştu, gök tutuştu. Düşman bütün gücüyle saldırıya geçti.

 

Düşman gemileri, Türk tabyalarından açılan ateş­le arka arkaya batmaya başladılar.

 

 

Akşamın alaca karanlığı zaferimizin üstüne çöküyordu. Binbaşı, şehitlerin arasında üzgün, bitkin do­laşmaya çıkmıştı.

 

Ne görsün! Mustafa da şehitlerin arasında yatmı­yor mu! Hemen diz çöktü, nabzını tuttu. Atmıyordu.

 

Mustafa şehit olmuştu. Çaresizlikten gelen bir kız­gınlıkla,

"Aldın mı huriyi?.." diye sordu.

Şehidin dudaklarında bir gülümseme belirdi, eli ağır ağır kalktı ve parmaklarıyla iki işareti yaptı. Sonra eli tekrar yanma düştü.

 

 

Binbaşı daha fazla kendini tutamadı. Gördüğü manzara karşısında tüyleri diken diken, şehidin üs­tüne kapandı.

 

"Aldım, cevabını Mustafa'm, aldım!" diye ağladı, ağladı.

 

Güneşin son ışıklarına baktı sonra...

"Allah'ım, bana da şehitlik nasip et!" diye dua et­ti.

 

Düşman ateşi nice Mustafa'yı, Mehmef i, Ahmet'i Çanakkale sırtlarında şehit etmişti, ama kendisi de mahvolup kaçmak zorunda kalmıştı.

 

 

İngiliz ve Fransızların ortaklaşa kurdukları dün­yanın en güçlü donanması, Çanakkale Boğazını geçememişti:

 

Büyük bir zaferle daha alnımız ışıldıyordu.

Yorumlar

(X)
Kapat
-->