Baban Gelirse, Beni Çağır Oğul

Kızılca kıyametin koptuğu günlerdi. Adına "Çanakkale" denen destanı yazacak koç yiğitler, dilde Allahü Ekber, niyetlerde zafer ile düşmüşlerdi cephe yollarına. Vatan ki, emanetti anadan babadan; vatan...

Kızılca kıyametin koptuğu günlerdi.

Adına Çanakkale denen destanı yazacak koç yiğitler, dilde Allahü Ekber, niyetlerde zafer ile düşmüşlerdi cephe yollarına. Vatan ki, emanetti anadan babadan; vatan ki korunmalıydı hain düşmandan.

Düşmana illallah dedirtecek er oğlu erlerden biriydi Ali. Anasının en büyük arzusu oğlunun hâfızlığını görebilmekti. Ali, gayretlerinin semeresini almış, hâfız olmuştu; anasının yüreciği sevinçle dolmuştu. Ağzı dualı Alinin anası; Bir de oğlumun mürüvvetini görsem! diye geçirdi içinden. Âh bir görebilsem! Köyün, güzel olduğu kadar terbiyeli, hanım hanımcık kızı Adeviyeyi Aliye istediler. Adı gibi iyilikseverdi Adeviye. Çok geçmeden düşman ateşinin gölgesinde sâde bir düğünle evlendiler. Adeviye, Aliyi kendi elleriyle hazırladı cepheye. Git Alim! dedi Adeviye. Vatan için, doğacak evlâdımız için git, dedi. Gitmek lâzımdı. Neylersin ki evde oturma zamanı değildi. Vazife kurşun kadar ağırdı. Vatan söz konusu olunca geçilirdi serden. Ali, acısını içinin en girift yerine gömüp Yine geleceğim. dedi. Silâhıyla, silâh yoksa süngüsüyle, o da yoksa bedeniyle siper olacaktı ya düşman ateşine. Düşmanı savacak ve dönecekti evine.

Ali gitmişti bir kış soğuğunda. Cepheden şehitlerin haberi tez ulaşıyordu köye. Alimden bir haber var mı? diyordu Adeviye kalbi yerinden fırlarcasına. Bir haber yoktu Aliden. Sağ mıydı, yaralı mıydı, adı sanı bilinmez bir yerde şehitlerin arasına mı karışmıştı, bilen yoktu. Adeviye günlerce, mevsimlerce bekledi, bekledi. Giden gelmiyordu, acep nedendi?

Günler yokluk, kıtlık ve sıkıntıyla geçiyordu. Asker Aliden iyi veya kötü, bir haber gelmiyordu. Adeviyenin tesellisi minik yavrusu Cevdeti olmuştu. Çalan her kapı, duyulan her ayak sesi, Adeviyenin yüreğini hoplatıyordu. Ya gelen Ali ise! Rüyalarında her dâim Aliyi görüyor, asker kıyafetiyle karşısında mütebessim çehreyle duran Alinin yaralarını pansuman ediyordu. Rüyalara sık sık gelen Ali, kendi evine gelmiyordu bir türlü. Babasının bir fotoğrafını görmeden büyüyen Cevdet, yürümeye başlamıştı. Cevdet, Çanakkaleyi anlatan ninnilerle büyümüş; masal yerine, destanlar dinlemişti anasından.

Ülke düşmandan temizleneli yıllar olmuştu. Alinin âkıbetinden haber yoktu. Kolunu, bacağını, bedeninden bir parçasını Çanakkale?de bırakan erler de dönmüştü köylerine. Köylü; Kocan şehit olmuştur, bekleme artık Aliyi. diyemedi.

Yaslı anacığına acısını unutturmaya çalışan Cevdet büyümüş, iş güç sahibi olmuştu. Adeviye ne vakit bir yere gidecek olsa, Baban gelirse, çağır beni oğul! derdi. Komşulara gitse, mevlide, akrabalara gitse, hep aynı sözü söylüyordu oğluna: Baban gelirse, çağır beni oğul!

Günler yerinde durmadı. Zaman çark misali döndü. Alınlarda çizgiler derinleşti, saçlara beyazlıklar aktı. Adeviye, Alinin geleceği ümidiyle yaşadı durdu. Her sözünün sonunda Cevdet?e, Baban gelirse? diyordu. Adeviye, güçten takatten kesilmişti. Geri dönülmez hastalığın pençesine düşmüştü. İyice ağırlaşmıştı artık. Son demlerinde oğlu Cevdeti yanına çağırdı, yavaşça: Oğlum! dedi. Bana iyi baktınız. Hakkınızı helâl edin. Baban bir gün gelirse ona; Annem seni hep bekledi. de. Cevdetin ve oradakilerin gözlerinden sicim sicim yaşlar boşalırken Adeviye beklenmedik bir şekilde irkilerek doğruldu, kapıya doğru gülümseyerek Hoş geldin Ali, hoş geldin!?diyerek ruhunu teslim etti.

Değil miydi ki şehitler ölmezlerdi, Rab katında diriydiler.

* Bu hikâyedeki hâdise ve şahıslar tamamen gerçektir.

kaynak : Sızıntı Dergisi

Değerli Nilgün Kıranoğlu HAnım'a bu güzel paylaşımı için çok teşekkür ederiz.

Yazar: 

Yorumlar

çok güzeldi çok etkilendim teşekkürler. şehitler ölmez.

allah razı olsun.çok güzeldi.

Çok acıklı bir durum hele sonu çok güzel!!!

Ben bu Adeviy Hanım'ı okulda resimli izlediğimden bu hikayeyi biliyorum.Ali'ye ve Adeviye Hanım'a Allah rahmet eylesin diyorum.Ama bir türlü 5.'ye izleyişim olsa bile bu olayın gerçek olduğuna inanamıyorum.Adeviye Hanım ruhunu teslim ettiğinde bile kocasının hayalini görmüş.

allah razı olsun

her nezaman böyle bir destan okusam aglamamak mümkün degil diyecek söz bulamiyorum. yalniz bu cenet vatanin kiymetini cok iyi bilelim.

bunu okurken ağlamamak elde değil biz ne gördük hiçbirşey birde herşeyden şikayet eder dururuz. O annemizin senelerce eşine duyduğu bağlılık özlem içler acısı şimdi öyle bir yürek kimde var soruyorum imanımız çok zayıf .. sağlam iman sağlam itikat ile olur Allaha emanet olun

çok etkilendim desem biliyorum ki duygularımı anlatmaya yetmez bu cümle. kolay kolay ağlayan birisi değilimdir ama birşeyler boğazıma düğümlendi bu yazıyı okuduktan sonra...

Nasıl öderiz o gözü yaşlı Adeviyyelerin haklarını Rabbim? Bu kadar rahat yaşıyoruz ülkemizde, en azından kıymet bilip, Çanakkale'nin ve kurtuluş savaşının her acılı çehresine dualarımızda yer vermeliyiz.Onların iman kuvvetine borçlu değil miyiz bu rahat vatanımızı?

bizim icin guzel bir yasanilmislik hikayesi bir bilse yasadigi hayat adeviye hanim icin bu zamanin genclerine goz yasi dokturuyo inaniyorum yasadiklarina uzulmez sevinirdi Allahin selameti uzerlerine olsun amin
(X)
Kapat
-->