ŞEFAAT VAR MIDIR?

Sözlükte “bir başkasını desteklemek üzere ona katılmak, yardımcı olmak ve aracılık yapmak” gibi manalara gelen şefaat, ıstılahta, ahirette günahkâr müminlerin affedilmesi, günahı olmayanların daha yüksek derecelere erişmeleri için peygamberlerin, Allah’a yalvarmaları, dua etmeleri ve günahlarının bağışlanmasını istemeleri demektir. (Kaynak:http://www.diyanet.gov.tr/)

 Allah’ın izni olmadan bir kimsenin şefaat etmesi veya Allah’ın razı olmadığı birine şefaatte bulunması mümkün değildir.
 
Şefaatle ilgili ayetler ve hadisler beraberce incelendiğinde : şefaatin hak  olduğu fakat bazı kriterler dahilinde olacağı/olmayacağı  anlaşılmaktadır.Tüm şefaat yetkisi Allah’ın olup Allahın izin verdikleri şefaat edebilecektir. Ancak! Şirke düşen,Allah’ ortak koşan,Kuran Ayetlerini yalanlayan,kafirlere şefaat yoktur.Onun dışında Allah’ın hoşnutluğunu kazanmış büyük günahkarlara şefaat vardır ki ayetler ve hadislerden bu sonuç çıkmaktadır. Kıyamet günü şefaat olmasına delil Taha Suresi’dir.
 
Şefaatle ilgili Kuran-ı Kerim’de geçen ayetler ve ayetler arasındaki ilişki en güzel ve gerçek delil olarak karşımıza çıkmaktadır.Bu çalışmada şefaatle ilgili kapsamlarda yer alan  olumlu, olumsuz tüm ayetler ele alınmaya çalışılmış, ilgili hadisler de eklenerekten   konu bütünlüğünce değerlendirilerek  hakikata ulaşmak  hedef alınmıştır.
 
(Bakara 47*48*122*123) Ayetlerde   şefaatin olmayacağı hususnda  hitap edilen/bahsi geçen  kavim İsrailloğullarıdır.
 
(Bakara 254*255) Allahın izin verdiği şefaatçi olabilir
 
Enfal 48*49*50*51 Ayetleri yalanlayana şefaat yoktur. Bu ortak koşma ve şirke iten durumdur
 
(Enfal 68*69*70*71) Şefaatın olmayacağı kişiler inkar eden şirke düşendir
 
Yaratılışınız da ortaklarımız sandığınız şefaatçiler yanlarında olamaz.Bunlar ortak koşmuşlardır.Ortak koşana şefaat yoktur.
 
Araf 51*52*53 kafirlerin şefaatçisi yoktur.Onlar ayetleri bile bile inkar ettiler 
 
Yunus1*2*3*4 Onun izni olmadan hiç kimse şefaatçı olamaz. Onun izni olursa ancak bu mümkündür manasına gelmekle birlikte O halde Rabbiniz olan Allaha kulluk edin mesajını açıkça vermektedir.
 
Yunus 17*18 Şirke düşene şefaat yoktur
 
Meryem 83*84*85*86*87 açıkça görüldüğü üzere peygamberimize seslenilmiş ve denmiştir ki Allah nezdinde söz ve izin alan şefaat edebilecektir
 
Taha 102*103*104*105*106*107*108*109 görüldüğü üzere peygamberimize hitap edilmiş ve izin verilen ve sözünden hoşlandığı kişinin şefaatinin faydalı olacağı belirtilmiştir.Can alıcı nokta ise O günün Kıyamet günü olmasıdır.Kıyamet günü şefaat faydalı olacaktır.
 
Enbiya 25.26*27*28 Allahın razı olduğu kimselere şefaat olacaktır.
 
Şuara93***100 Kafirlere şefaat yoktur
 
Rum12*13 Allaha ortak koşana kıyamet günü şefaatçi yoktur                        
 
Secde1-4 Elmalı Tefsir;Kendilerine senden önce bir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi korkutman için, buyurulduğu üzere “İçlerinde bir uyarıcı gelip geçmemiş olan hiçbir kavim yoktur.” (Fâtır, 35/24). Şu halde burada “Kendilerine hiçbir uyarıcı gelmedi.” denilmesi, “Ey kitap ehli, peygamberlerin bulunmadığı bir zamanda size (âyetlerimizi) açıklayan peygamberimiz gelmiştir.” (Mâide, 5/19) âyetinin ifadesince fetret zamanına (peygamber bulunmayan devre) işaret olmuş olur. “…altı günde… sonra Arş üzerine istivâ etti (hakim oldu).” (A’raf, 7/54. âyete bkz.) 
 
Sebe 22*23*24*25*26 Allahın huzurunda izin verilen kimseler olacağı ve şefaatin fayda edeceği manasını içinde barındırır.
 
Yasin 20*21*22*23 Allah  zarar dilerse şefaat fayda etmez.
 
Zümer 41*42*43*44*45*46  şefaat yetkisi Allahındır.Zümer 36 da Peygamberimizi Durmuşlar da seni O’ndan(Allah) başkalarıyla korkutuyorlar diye bildirilmekteyken burada kastedilen Putların veAllah dışında taptıklarının şefaati olmayacağıdır ki bu diğer ayetlerde de belirtilmiştir.
 
Zuhruf 81*82*83*84*85*86*87 Allah dışında tapılanlar(ilah edinilen /put) şefaat edemez
 
Necm 24*25*26*27*28*29*30*31*32 Allahın dilediği ve hoşnut olduğu kimse için Allahın izniyle meleklerin şefaati olacaktır
 
Müdessir suresinde (48.ayet) şefaatin fayda etmeyeceği kişiler inkar edenler olup surenin başından itibaren o kişilerin vasıfları anlatılmaktadır.
 
O halde şefaatin lütfu /kazancı /manası nedir?
 
Allahın izniyle ;Mahşerde, arasatta, sıratta şefâat olduğu gibi, cehennemden çıkıp cennete girmek, hatta cennette derecelerin-mertebelerin, makam ve mevkilerin yükselmesi ve Allâh’ın cemâlini görebilmek için olabilecek şefaat ancak insanların kalbinde ve hayatında bir mana kazanabilir.
 
Buhârî, Enbiya 3, 8, Tefsir, Benî İsrail /, Müslim (İman 327, (194) ve Tirmizî, Kıyamet 11, (2436) Hadisine itiraz edilirken Kıyamet suresi 9. ayet gözden kaçmaktadır.Şimdi ilgili hadis ve ayete bakalım:
 
"Ben kıyamet günü insanların efendisiyim; bunun nedenini biliyor musunuz? Allah bütün insanları; öncekileri ve sonrakileri bir yerde toplar. Çağıran sesini işittirir, göz onları görür. Güneş yaklaşır, sıkıntı ve keder güçlerinin yetmeyeceği ve taşıyamayacakları sınıra ulaşır." Hadisinde geçen Güneşin yaklaşması mevzu Kıyamet 9. Ayette açıklanmıştır. Güneşle ay bir araya geldiğinde Astronomik değerlendirmede  Güneş Dünyaya yaklaşmıştır. Bunun kıyametin başlangıcında olması daha sonra Güneşin dürülmesi ve Yıldızlarının kararmasının gerçekleşeceği Zümer Tekvir surelerinde açıklanmıştır.
 
İlgili Ayetler
 
Kıyamet suresi 6-10
 
6. “Kıyamet günü ne zamanmış?” diye sorar.
 
7. İste, göz kamaştığı,
 
8.Ay tutulduğu,
 
9.Güneşle ay bir araya getirildiği zaman!
 
10. O gün insan, “Kaçacak yer neresi!” diyecektir.
 
“Allah’ı gerçek ölçülerde değerlendirmediler. Kıyamet günü gökler kudretiyle dürülü bütün yeryüzü avucunda olur. O, onların ortak saydıkları şeylerden uzaktır ve yücedir.” (Zümer 39/67)
 
“Güneş dürülünce, yıldızlar kararınca, dağlar yürütülünce, birlik ve beraberlikler bitirilince, Yabani hayvanlar toplanınca, denizler doldurulunca, ruhla beden eşleşince, diri diri gömülen kıza sorulunca; hangi suçtan öldürüldü diye. Defterler açılınca, gök sıyrılınca, Cehennem körüklenince, Cennet yaklaştırılınca herkes ne getirdiğini öğrenecektir.” (Tekvir 81/1-14)
 
“Yeryüzü Rabbinin nuruyla aydınlanır, defterler açılır, nebiler ve şahitler getirilir. Kimseye yanlış yapılmadan, aralarında hakka uygun karar verilir. Kimin ne yaptığını en iyi Allah bildiği için herkese yaptığının tam karşılığı verilir.” (Zümer 39/69-70)
 
Hadisler de şefaat  varlığını ve birtakım şartlar dahilinde olacağına işaret etmektedir.
 
Ebu Hureyre'den rivayetle, Resulullah (sav) buyurdular ki: “Her peygamberin müstecab (Allah`ın kabul edeceği) bir duası vardır. Her peygamber o duayı yapmada acele etti. Ben ise bu duamı kıyamet gününde, ümmetime şefaat olarak kullanmak üzere sakladım (kullanmayı ahirete bıraktım). Ona inşaallah, ümmetimin şirk koşmadan ölenleri nail olacaktır.”
 
Cabir'den rivayetle: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Şefaatim, ümmetimden büyük günah sahipleri içindir.” [Tirmizi, şu ziyadeyi kaydeder: "Hz. Cabir (ra) dedi ki: "Kebair (büyük günah) ehli olmayanın şefaate ne ihtiyacı var!"]
 
Cabir (Radıyallahu Anh)den rivayetle bir başka hadis-i şerif’de Rasulüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) “Şefaatim, ümmetimden büyük günah sahipleri içindir.” buyurdu. [Tirmizi, Kıyamet 12, (2437); Ebu Davud, Sünnet 23, (4739); İbnu Mace, Zühd 37, (4310)]
 
Hz.Osman’dan rivayetle Rasulüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu ; “Kıyamet gününde şu üç zümre : Peygamberler,sonra alimler,daha sonra da şehitler şefaat edecektir.” [ İbn-i Mace,Zühd:37,2/1443, No : 4313)
 
Ebû Hureyre’nin bildirdiğine göre “Kabilenin en yakınlarını uyar” (Şuara, 26/214) ayeti inince Allah’ın elçisi şöyle bir konuşma yapmıştı:
 
“Ey Kureyş topluluğu! Kendinizi kurtarmaya bakın; Allah’ın yanında size bir faydam olmaz. Ey Abdumenaf oğulları! Allah’ın yanında size faydam olmaz. (Amcam) Abdulmuttalib oğlu Abbâs! Allah’ın yanında sana faydam olmaz. (Halam) Safiyye! Allah’ın yanında sana faydam olmaz. Ey kızım Fatma! Benim malımdan dilediğini iste. Ama Allah’ın yanında sana faydam olmaz.” dedi.” (Buhârî, Vesâyâ, 11)
 
Peygamber ailesi dahi olsa Şirke düşmüşse şefaat kapsamından çıkar, kurtuluşu yoktur ve önce ailesini uyarması ümmetine Allahın ipine sıkı sıkı tutunun ihtarıdır. (bk. Ali İmran 103). Bu mevzuda;
 
Hadisten çıkaracağımız ders ümmet  olma yolunda Peygamberimize uymak  ve  Allahın emirlerine göre yaşamanın önemidir. "Resulumde ki; Allah’ı seviyorsanız, bana uyun. Bana uyanları Allah sever!" [Âl-i İmran 31]. Böylece Allah'ın hoşnutluğu kazanılabilir.
 
"Allah bana benden önce hiç kimseye vermediği beş özellik vermiştir. Onlardan biri de şefaattir. Şirk üzere ölmeyen (imanla ölen) herkese şefaat edeceğim.” (İbn Mâce)
 
İbn Ömer’den (r.anhüma) gelen rivayetse şöyledir: “Rasûlüllah (s.a.v.) buyurdular ki: ‘İnsanlar kıyamet günü cemaatler halinde olacaklar. Her ümmet kendi peygamberini takip edip, ‘Ey falan! Bize sefaat et, ey falan bize sefaat et!’ diyecekler. Sonunda sefaat etme işi bana kalacak. İste Makam-ı Mahmûd budur.” (Buhari, Sahih, Tefsir, Benû İsrail, 11, Zekat 52.)
 
İmam-ı Azam Ebu Hanife de (r.a.) “Fıkhu’l-Ekber” adlı eserinde bu konu hakkında şunları söylemiştir:
 
“Peygamberlerin özellikle de Efendimiz s.a.v.’in günahkâr müminlere şefaat etmeleri hak olup Kitap ve Sünnet’le sabittir.”

 

Yorumlar