İsrafsız misafir ağırlamada örnek ve ölçümüz ne olmalı?

Ülke çapında birlik beraberliğimizi, sevgi saygımızı pekiştiren sünnet âdetlerimizden biri de karşılıklı misafir olma ve misafir ağırlama anlayışımızdır. İnanmış insanlar evlerine hem misafir alırlar hem de dost ve yakınlarına misafir olurlar. Böylelikle aradaki dostluklar tazelenir, sevgi, saygı kuvvetlenir. Yabancılaşma kalkar, yakınlaşma başlar...


Misafirliğin dostluk ve kardeşliğimizi pekiştirici bu özellik ve güzelliğinden dolayıdır ki; Efendimiz (sas) Hazretleri, misafirliğin önemine dikkatimizi çekmiştir:


- Sofranın en hayırlısı, içine en çok misafir eli uzanan sofradır.


- Yemeğinizi imanlı insanlar yesin. Ve yine buyurmuş ki:


- Misafire kolayca hazırlayabileceğinizi ikram edin, israfa girip de misafirliği zorlaştırmayın!..


Demek ki Efendimiz (sas) Hazretleri misafirliği, birlik beraberliği pekiştiren özellik ve güzelliğe de sahip kutsal bir görev olarak görüyor, Müslümanların misafirliğe gidip gelmelerini tembih ve hatta tavsiye ediyor; bir şartla ki, misafirlikte israfa girilmesin, evdeki imkânlar zorlanmasın. Misafir de, ev sahibi de rahatsızlık duymasın.

Nitekim israflı misafirliğin dostluğu zayıflattığını anlatan Fudayl bin İyaz der ki:


- Dostların birbirlerinden uzaklaşmaları, misafir ağırlamakta imkânlarını aşan külfete girmelerindendir. Çünkü gelen misafir, bir sürü masrafa sebep olduğunu anlayınca ikinci defa gelme cesaretini bulamıyor. Külfete giren ev sahibi de bir daha misafir kabul etme arzusunu izhar edemiyor. Böylece israflı ikramlar yüzünden dostluk ve kardeşliğimizi pekiştiren misafirlik âdetimiz de kaybolmaya yüz tutuyor...


İmam-ı Gazali Hz., masraflı misafirliğin dostluğa zarar verdiğini anlatırken der ki:


- Bir zat, misafir gittiği dostunun bir sürü külfete girdiğini görünce demiş ki: Dostum, ya şu külfeti kaldır aradan ya da bu ülfeti... Unutma ki, sen külfeti kaldırmazsan külfet senin ülfetini kaldırır, bir daha kolayca gelip gidemez oluruz birbirimize.


Bundan dolayı Hz. Ali (ra), kendisini misafirliğe davet eden bir dostuna önce şart koşmuş:


- Ben geleceğim diye evde olmayanı hazırlama külfetine girmeyeceksin.


- Evde olanlardan da çoluk çocuğun rızkını sofraya doldurup onları mahrum bırakmayacaksın. Bu şartla gelirim misafirliğe.


Bu konuda en çarpıcı misali Halife Hazreti Ömer vermiştir. Bir gün dostu Ahnef bin Kays, kendisine misafir olarak gelmişti. Sofrada tek çeşit yemek görünce merakını yenemeyip sordu:


- Halife olduktan sonra da mı tek çeşit yemek? Halifenin cevabı kesindi:


- Evet dedi, halife olduktan sonra da tek çeşit yemek. Çünkü dedi, benim örnek aldığım halife de tek çeşit yemekle yetiniyordu. Onun örnek aldığı Allah Resulü de tek çeşit yemekle örnek oluyordu. Bizler örneklerini şaşırmayanlardanız. Sözlerine şunu da ekledi:


- Ey Ahnef, unutma dedi, sofradaki helal ise hesabı var, haram ise azabı var; ve yine unutma ki, şu anda bu tek çeşit yemeği de bulamayanlar var!


Bir gün yoksul sahabi Cabir bin Abdullah'a misafir geldi. O da evinde bulunan ekmekle sirkeyi koydu sofraya. Misafirine de şöyle özür beyan etti:


- Şayet Resulullah'ın razı olacağını düşünseydim başka şeyler de bulup hazırlardım. Ama olmayanı ikram etmekten men edildiğimizi düşünmekteyim. Senin de öyle düşündüğünü biliyor, bu yüzden rahat ediyorum...


İşte misafirliği böyle anladıklarından dolayıdır ki; sahabeler arasında misafirlik ileri seviyede gelişmişti. Ne ev sahibi misafir ağırlamakta zorlanıyor ne de misafir, gelmekten endişe duyuyordu. Çünkü iki taraf da biliyordu ki, misafirin hayırlısı, ev sahibinin imkânlarını zorlamayandır. Ev sahibinin hayırlısı da misafir için israfa girmeyen, israflı misafir ağırlama örneği vermeyendir.

Zaman

Yazar: 

Yorumlar

Hayatın neresine bakarsak bakalım, her yerde bir çekişmenin varlığını görmekteyiz. Birçok kimse diğerlerine üstünlük taslamanın tasası içerisinde. Yaşamın maksadı haline geldi adeta. Yapılan her şey(yemek, içmek, okumak, gezmek...), diğerlerinin yaptığından daha iyi, fazla, lüks v.s. olmadıkça bu insanların içi rahat etmiyor. Bu duruma misafir ağırlamak da dahil tabii. Şimdi filanca hanımın evine gitsek misafirliğe de önümüze mesela birer kuru hurma, bir bardak da su koysa, kim bilir ne kadar gücümüze gidecek. Değil mi? Halbuki unuttuğumuz bir şey var. Alemlere rahmet olarak gönderilen, güzel ahlakın tamamlayıcısı olmak için dünyayı şereflendiren, Sevgililer Sevgilisi Hz. Muhammed Mustafa(sallallahu 'aleyhi ve sellem) Efendimiz, çoğu zaman bir hurma ile bir bardak suyu yemek olarak bulundururmuş sofrasında. Bazen de biraz ekmek ve sirke. Biz kimiz, neyiz? Neyimize güvenerek ihtişama şayan olduğumuza ve nereye gidersek orayı şereflendiriyormuşuz gibi şaşaa görmeye delileniyoruz. Gerçekten çok ayıp ediyoruz. Hem de çok... Rasul-i Ekrem('aleyhi's-salatü ve's-Selam)'a layık bir ümmet olmak ve YARADAN'ın sevgisine yaraşır bir kul olmak için hududunu bilen, az ile yetinen, çoğunu da paylaşmayı bilen, bilinçli, hakiki iman sahibi mü'minler ve mü'mineler olmak dileğim; Selam ve dua ile

Neden böyle asiriliga (israfa) kaciyoruz? Her insanda yapisi geregi, az da olsa mükemmel olma, begenilmek duygusu vardir.( özellikle biz bayanlarda) Insanlar; bu yüzden ön plana cikmaya calisirlar.Cevresindekileri tatmin etmek isterler. Oysa ki hic bir insan kusursuz ve mükemmel olamaz. Insanlar, hatalari ve kusurlari ile var olurlar, onlarla birlikte kendilerini tamamlarlar. Mükemmel bir ahci, ev hanimi ,anne v.s olacagim derken KENDIMIZI KAYBETMEYELIM... Televizyonlarda yayinlanan, yemek yarismalarini görüyorsunuz ! Tek kelimeyle IGRENC buluyorum..Bakmaya dayanamiyorum..O programdakilere benzemek istiyorsaniz tercih sizin !

Nevra hanim çok haklisiniz ! Kadinlar ikram yarisindalar; herkesten daha çok, çesitli, özel,... Hem yemek konusunda, hem hastalik konusunda! Evet, hastalik. 'Benim suram agriyor', 'benim buram agriyor', 'ben su doktora gittim, su ilaci aldim'..... Neden böyleyer ? Neden hep gösteris içindeler ? Neden böyle yapmak zorunda hissediyorlar ?... Anlamiyorum... Benmi normal degilim ?...

hocamdan Allah razı olsun.az önce yazıyı okudum ve hemen kardeşimede yolladım.yollarkende şöyle not düştüm bu yazının çıktısını alıp devamlı göreceğimiz bir yerlere asmalıyız.kendi şahsımdan başlayıp çevremdekilere kesinlikle okuyacağım.içinde kendimi gördüm

artık birşeylere dur deme zamanı gelmedimi ne olur başkalarının yapmasını baklemeden biz bir adım atalım israfa girmeden ikram etmemizin sebebini anlatalım gerekirse gittigimiz evdeki ikramları yememiz gerektigi kadar yiyip geri kalanını neden yemediğimizi sünnete uymamız gerektigini anlatmalıyızdavranışlarımızda kararlı olursak Allahın izniyle sevdiklerimizi israftan uzaklaştımış oluruz

Ne yaziktir ki günümüzde hic te öyle yapilmiyor. Herkes birbirinden üstünlük yarisinda. Cesitler bol bol, hava atmayi da cok sevdigimiz icin olsa gerek, ifrata kaciliyor.Yapmayan hanimlari da MARIFETSIZ, BECERIKSIZ diye adlandiyorlar; bazi aklievveller !! Öyle hanimlar tanidim ki; kendi coluguna cocuguna, özen göstermeyip; gelecek olan misafirler icin, bir gün önceden, menü hazirligina baslarlar.Cukulatalar, sekerler cocuklardan saklanir ki; gelen misafirlere ikram edebilsinler,mahcup olmasinlar..Masa, dolsun, tassin...4+4 lük Hanim olduklarini ispatlasinlar...

selamün aleyküm;yazıda ifade edilen gerçekleri biliyoruz ama artık adet haline dönüşmüş davranışları değiştirmek çok zor. bizde sohbete başlarken ikram olarak tek çeşit kuralı koyduk. ama daha ikinci ev bunun dışına çıktı. böyle olunca da çeşit gittikçe çoğaldı. bu yazıyı çıkartıp hanımlara tekrar bi hatırlatma yapmak lazım.ALLAH razı olsun.