Batıl inançlar üzerine...

Koltuk tamiri için gittiğim marangozda, eski bir arkadaşı­ma rastlıyorum.

Yıllardır birbirimizi görmemişiz. Lâf arasında;

— Hayrola yahu, diyorum. Seni öldü zannettim.

Yüzü bir anda sapsarı oluyor ve hemen yanında duran bir ahşap parçasına vururken:

— Şeytan kulağına kurşun, diyor. Bu ne biçim lâf birader? Daha ellisine varmadan, ölüm lâfını ağzına almak da ne oluyor?

Bir kereyle yetinmemiş olacak ki, parmağının tersiyle tek­rar aynı ahşaba dokunuyor.

— Tık, tık, tık, Şeytan kulağına kurşun.

Dükkân sahibi olan marangoz, konuşulanlardan habersiz. Çırağına sesleniyor:

—  Dursuuun! Beyefendinin parmağıyla vurduğu ahşabı buraya getir de, bu gün ölen o delikanlının tabutunu hazırla­yalım.

Arkadaşımın aynı tahtaya üçüncü defa vurmak üzere kal­kan eli, havada asılı kalmış.

Dükkândaki radyodan bir şarkı yükseliyor: "Ellerim böyle boş, boş mu kalacaktı?.."

                                   *************************

Adam, sokak kapısının üzerine iki at nalı asmış. Her gün büyük bir itinâyla bakımını yapıp, pırıl pırıl parlatıyor. Kapının önünden her geçişimde gözüme takıldığı için, bir gün dayanamayıp:

— Merakımı hoşgör kardeşim, diyorum. Bu nalları neden astığını sorabilir miyim?

Adam, "sen hangi asırda yaşıyorsun?" dercesine suratıma şaşkın şaşkın bakarken:

— Amma yaptın be arkadaşım, diyor. At nalının uğur ge­tirdiğini hiç duymadın mı?

—  Unutmuş olmalıyım, diyorum. Ben de asacak olsam, nerede bulabilirim onlardan?

Adam hafifçe kasılarak:

—     Bu zamanda nal bulmak kolay mı kardeşim? diyor. Ama ben fazla zorlanmadım. Geçen ay sütçünün beygiri beni teptiğinde, arka ayaklarında bu gördüğün nallar vardı.

                                   ****************************

Doktorlar, tedavi ettikleri adama soruyorlar:

—  Kamyon sana çarpmış, anladık ama sen de durup du­rurken kaldırımı bırakıp yola çıkmışsın.

Adam, 18 dikiş atılan dudaklarını güçlükle aralayıp:

— İyi ama kaldırımda bir merdiven vardı, diyor. Altından mı geçseydim yâni?

Yazar: 

Yorumlar