Yetim

Y e t i m
İlayda Sağdıç
 
 
Küçücük yaşında onu koruyacak bir baba, onun karnını doyuracak bir ana göremiyorlar gözleriyle. Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v) ile aynı kaderi paylaşırlar. Gökteki başıboş mavilik ve denizdeki bir balık gibi yapayalnız yüzüyorlar bu hayatta. 
 
 
 
          Dua, birlik, zikir, şükür, hep Müslümanları birbirine bağlayan vasıtalar olduğu gibi, kardeşlik, bir yetimin başını okşamak, aşımızı paylaşmakta bizi, biz Müslümanları birbirimize bağlar. İşte o başını okşamadığımız yetim ağlıyor. Bir kızın al yanaklarından dökülen yaşlar ıslatıyor zemini, kimsesizlikten.
 
          Ve bir erkek çocuğu, yüzüne vuran güneş ışıklarıyla birlikte, göz kapaklarını zorla aralayarak geliyor bu fani dünyaya. Aramaya başlıyor gözleriyle, karnını doyuracak biri. Bazen içten sarıp sarmalayacak bir kişi, canından çok sevecek bir insan arıyor ve bulamıyor, bulamıyorlar. Umut dolu hayaller kurmaya başlıyor ama gerçekleştirecek cesaret, işte onu da bulamıyorlar. 
 
          Küçücük yaşında onu koruyacak bir baba, onun karnını doyuracak bir ana göremiyorlar gözleriyle. Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v) ile aynı kaderi paylaşırlar. Gökteki başıboş mavilik ve denizdeki bir balık gibi yapayalnız yüzüyorlar bu hayatta. Oysaki onlar bu nefret denizinde sevgi dalgası. Evet onlar daha mutluluk, ana-baba gibi kavramların anlamlarının zihinlerinde bulanık olduğu çocuklar. Onların düşünceleri, sokakta görüp de özendikleri hayalleri var, gelecekleri. 
 
          Allah'ın temiz huylu yarattığı insanlar... Ruhta esas olan kalp olduğu gibi gerçekten, gönülden seven, koruyan Ebu Talipler, Abdulmuttalibler var bu dünyada. "Herkim Müslümanlar arasında bir yetimi tutar, götürür, yiyecek ve içeceğine onu ortak ederse, Allah onu mutlaka cennete koyacaktır" hadis-i şerifini yürekten gerçekleştiren, hayırsever insanlar var. Ve sonunda bir nebze gülen yüzler, gülen gözler, en önemlisi de sevgi çerçevesinde, uhuvvet gölgesinde minik kalpler. Başlarını okşayan, okutan, evlendiren... Bir yetim ile gerçek çocuklarıymış gibi hayatlarını birleştiren hamiyet aileler var. Aynı Kur'an da emredildiği gibi. Onların hayatlarını aydınlatmak için varlar, onlara yardım etmek için varız. Gazze'de, Suriye'de, Türkiye'de, Somali'de... Adım adım gezmeliyiz ve dünyaya kimsesiz çocuklar sevgisini nakış nakış işlemeliyiz. Kayan her bir yıldızı yakalamaya çalışmalıyız. Neden mi dersiniz? Çünkü burası dünya..! Prof. Dr. Alaaddin Başar hocamızın ifadesi ile "Burada rahat yoktur ama huzur ve saadet vardır. Bu mefhumlar, bedene değil ruha bakarlar. Ruh ise imam, salih amel, takva ve güzel ahlak ile huzur bulur ve mesut olur." Ahirette göreceğimiz tüm güzel şeyler, buradaki amellere, iyiliklere bağlı. İnsan düşünmeli. Zihnini dinlemeli. Hodbin ve elim olmamalı. Belki bir gün onunda bu duruma gelebilecek olacağını bilmeli ve yarında ona yapılabilirmiş gibi gerçekleştirmeli.  Ya öyle idi ya böyle idi, sahi önemli olan ne idi? Önemli olan Allah'in rızasını kazanmak için debelenmek. Onlarla gökteki dağınık yıldızlar gibi değilde, galakside birbirine tutunarak dönen gezegenler gibi olmalı, beraberlikle, birbirimize tutunarak bu hayatta yol almalıyız. Mümin, kardeşini sever, sevmeli. 
 
          İşte o umut dolu hayalleri gerçekleştirecek cesareti biz hakiki sevgimizle vermeliyiz. Daha birçok Ömerlerin, Tarıkların, Eliflerin düşüncelerine tercüman olmalıyız. Ele ele verip yazarlar, cerrahlar, pilotlar, sanatçılar yetiştirmeliyiz. Velhasıl-ı kelam her bir Müslüman diğer bir Müslüman kardeşinin ihtiyacını karşılamalı, ona yardım etmeli, o yetim kardeşlerimiz için duayı dilden ve gönülden hiç eksik etmemeli.
 

Yorumlar