Şeytanın gemleri

Lokman aleyhisselam oğluna, "Evladım, namazı hakkıyla ifa et, iyiliği yay, kötülüğü de önlemeye çalış ve başına gelen sıkıntılara sabret! Çünkü bunlar azim ve kararlılık gerektiren işlerdendir." (Lokman, 31/17) buyuruyor.

Emir mahiyetinde dört nasihatte bulunuyor: namaz kıl, emr-i bil m'aruf yap, nehy-i anil münkerde bulun ve bunları yaparken başına gelebilecek musibetlere karşı dişini sık, sabret.

 

Çünkü, azim ve kararlılık gerektiren çok kıymetli bu üç ameli eda edenleri şeytan ve aveneleri pek hoş karşılamaz ve rahat bırakmazlar; tahditlere, sıkıntılara, eziyetlere, takiplere, esaretlere, sürgünlere... maruz bırakırlar.

 

Hatta ölümle tehdit eder, fırsat bulurlarsa zehirler, darağaçları hazırlar ve ne yapıp edip İlâ-yı kelimetullah vazifesinin yapılmasına mani olmaya çalışırlar.

Bu kavga, ta Hazreti Adem'e karşı şeytanın düşmanlığıyla başlamıştır, günümüzde de devam etmektedir. Üstad, "Mühim ve büyük umûr-u hayriyenin çok muzır mânileri olur. Şeytanlar o hizmetin hâdimleriyle çok uğraşır." demiyor mu? Eğer hayırlı işlerin arkasındaysanız, şeytan ve onun cinnî-insî dostları sizinle de uğraşacaklardır.

 

Peki neden başkalarıyla uğraşmıyorlar? Niye uğraşsınlar ki? Anlatılır ya: Birisi, caminin önünden geçerken bakmış ki orada başka biri bekliyor. "Sen kimsin, burada ne bekliyorsun?" diye sormuş. Karşıdaki cevap vermiş: "Ben şeytanım, şu camiden çıkacak insanları bekliyorum.

 

Elimdeki şu gemleri onların kafalarına vuracak ve istediğim tarafa yönlendireceğim onları." Adam tekrar sormuş; "Benim için getirdiğin gem hangisi?" Şeytan cevap vermiş: "Senin için geme lüzum yok ki; sen zaten kendi ihtiyarınla arkamdan koşturup duruyorsun." Evet, tabiatı dalalete, küfre kilitlenmiş bir varlıktır şeytan.

 

Başka şeyleri düşünmeye, faydalı işleri mülahazaya almaya içinde hiç boşluk kalmamıştır onun. Mütemâdî kine, nefrete, düşmanlığa kilitlenmiştir..

Ebû Leys Semarkandî, Tenbîh'ül-Gâfilîn'in son bahsinde Peygamber Efendimiz ile şeytanın karşılaştığından, Efendimiz'in ona on tane soru sorduğundan bahsediyor. Soruların birinde Peygamber Efendimiz, "En çok kimden nefret ediyorsun?" deyince "Senden" diye cevap veriyor mel'un. Elbette O'ndan nefret edecektir. Çünkü O'nun, kâinatın yüzüne serptiği nurlarla varlığın manası ve mahiyeti okunmuş; şeytanın oyunları bozulmuştur.

 

Çünkü O olmasaydı eşyanın mahiyeti anlaşılamayacaktı.. O olmasaydı biz enbiyayı tanıyamayacak.. O olmasaydı dünya ve ukbâyı anlayamayacaktık. Elbette şeytan onun düşmanı olacaktır. Ondan sonra da derecesine göre, peygamber vârislerine düşmanlık edecektir.

zaman-kürsü

Yorumlar