Seni elimden kim kurtaracak?..

Gavres isminde cesur bir kabile reisi, kimse görmeden, yanına kadar gelerek, yalın kılıç elinde olduğu halde, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'a, "Şimdi seni elimden kim kurtaracak?" diyor.

Adeta kainatı ihtizaza getiren bir ses duyuluyor, "Allah!.." Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem), cesareti ve mehîb sesi karşısında Gavres, iki omuzu ortasına gaibden bir darbe yemiş gibi kılıç elinden düşüyor, yere yuvarlanıyor. Allah Resûlü, kılıcı eline alıyor, "Ya şimdi seni benden kim kurtaracak?" diyor. Ama onu cezalandırmıyor, affediyor. O adam kabilesinin yanına gidince herkes hayrette kalıyor. "Ne oldu sana? Niçin bir şey yapamadın?" diyorlar. O şöyle cevap veriyor: "Ben şimdi insanların en hayırlısının yanından geliyorum." Evet, bir insanın güçlü olduğu zaman affedici olması çok mühimdir. Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), güçlü olduğu anın hakkını da veriyor. Elinde güç ve güce ait imkânlar olmadığı zaman da Asıl Güç Kaynağı'na dayanıyor. Hemen "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" cephanesini harekete geçiriyor.

İşte bu hadise de gösteriyor ki, O'nda tevekkülün çok çok üstünde bir sika ufku vardı ve "...Allah seni, zarar vermek isteyenlerin şerlerinden koruyacaktır. Allah kâfirleri muradlarına erdirmez." (Mâide, 5/67) ayeti, O'nun için sika ufkunda bir beyandı. Ama onu, bizim için tevekküle bir çağrı sayabilirsiniz. "Allah'a tevekkül edin, korkmayın. Allah kefil olarak size yeter. Yardımcı arıyorsanız Allah size yeter. Dost isterseniz Allah yeter." demektir.

Bu açıdan iki şeye çok dikkat etmemiz lazımdır: Birincisi, o daire-i kudsiye içine girebilmek, yani, ihlâs dairesi içinde ihlaslılar, sadıklar, vefalılar ve adanmışlarla beraber olmak; ikincisi, Allah'a (celle celâlühu) çok güvenmek, çok itimat etmek ve üzerimize düşen vazifeyi mutlaka yapmak.

Bu faslı şimdilik, Bediüzzaman Hazretleri'nin sözlerine kulak vererek bitirelim: "Evet, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm çıktığı vakit, değil yalnız bir taifeye, bir kavme, bir kısım ehl-i siyasete veya bir dine, belki umum padişahlara ve umum ehli dine tek başıyla meydan okudu. Hâlbuki onun amcası en büyük düşman ve kavim ve kabilesi düşman iken, yirmi üç sene nöbettarsız, tekellüfsüz, muhafazasız ve pek çok defa suikasta maruz kaldığı halde, kemâl-i saadetle, rahat döşeğinde vefat edip mele-i âlâya çıkmasına kadar hıfz ve ismeti, "Allah seni, zarar vermek isteyenlerin şerlerinden koruyacaktır." (Maide, 5/67) ayetinin ne kadar kuvvetli bir hakikati ifade ettiğini ve ne kadar metin bir nokta-i istinad olduğunu, güneş gibi gösterdi."

ZAMAN

 

 

Yazar: 

Yorumlar