Namaza Başlamayın, Namazı Kılın!

- Ne yaparsam yapayım bir türlü namaza başlayamıyorum.
 
- Namaza başlama namaz kıl.
 
- O ne demek şimdi ya, aynı şey işte.
 
- Namaza başlayayım dediğinde her gün 5 vakit kılacağım diye düşünerek namaz ibadetini  gözünde büyütüyor, işini zorlaştırıyorsun.
 
- İyi de namaz günde 5 vakit kılınıyor.
 
- Günde 5 vakit namaz farz ama vakti gelince farz.
 
- Nasıl yani.
 
- Şimdi saat kaç?
 
- Saat 2
 
- Tamam şu an sana öğlen namazı farz. İkindi, akşam ve yatsı farz değil. 
 
- Nasıl farz değil abicim.
 
- Farz değil çünkü, daha o vakitler girmemiş. 
 
- Ne yapayım peki?
 
- Sen namaza başlama öğlen namazını kıl. 
 
- Ne dedin sen şimdi, hiçbir şey anlamadım. 
 
- Yani namaza başlayacağım diye düşünme. Öğlen namazını kılacağım diye düşün. Ne zaman ki ikindi ezanı okunur, o zaman ikindiyi düşünürsün. 
 
- Harbiden ya. Dediğin gibi öyle her gün her gün, hem de 5 defa bir ömür boyu namaz kılacağım aklıma gelince namazı bitmez bir ibadet gibi düşünüyor, daha namaza başlamadan namazdan usanıyorum.  
 
- Her namazı vakti girince düşün. Sen şimdi öğleni kıl. İkindiye senedin yok sonuçta. Kılmaya ömrün yetmeyebilir.  Belki kılarsın belki kılamazsın.
 
- Bak hiç böyle düşünmemiştim.
 
- Ayrıca her gün ekmek yiyor, su içiyor, havayı teneffüs ediyorsun ama hiç usanmıyorsun. Neden usanmıyorsun. Çünkü bunları ihtiyaç olarak görüyor, hatta bunlardan lezzet alıyorsun. 
 
- Aynen öle abicim. 
 
- Ekmek, hava ve su nasıl bedenin gıdası ise namaz da ruhun gıdasıdır. Ruhumuzu gıdasız bırakırsak ruhumuzda onarılması zor yaralar açarız. 
 
- Doğru diyorsun da yine de namaz zor be abi. Namaz kılacağım zaman bir üşenme, bir tembellik çöküyor üzerime.
 
- Çalıştığın yerde patronunun her dediğini üşenmeden, usanmadan, tembellik etmeden yapıyorsun ama değil mi?
 
- Evet ama yapmazsam maaş falan alamam, hatta işten bile kovulabilirim.
 
- Peki namaz kıldığın zaman alacağın ücret sana az mı geliyor ki; üşeniyor, usanıyor, tembellik ediyor,  alacağın 3-5 kuruş maaşı cennete tercih ediyorsun. 
 
-Ya öyle değil tabi, ama işte hayat koşulları, dünya koşturmacası, geçim sıkıntısı derken namazlar kalıyor.
 
-Heee demek ki senin tüm üşenmelerin, tembelliğin dünya meşguliyetinden, geçim kaygısından kaynaklanıyor. Yani dünya meşguliyetlerine dalıp namazı terk ediyorsun. E o zaman şunu sorarım sana. Acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki bütün vaktini ona sarf ediyorsun?
 
-İyide abicim o dünya meşguliyetleri dediğin şeyler lüzumsuz işler değil ki. Para kazanıyorum sonuçta.  Yaşamak için para lazım. Para kazanırken de namaza vakit ayıramıyorum. 
 
-100 kuruş gündelikle çalışırken bir adam gelip sana;  “Gel 10 dakika şurayı kaz, 100 lira değerinde bir pırlanta bulacaksın” dese sen o adama “Yok gelemem. Gelirsem 10 kuruşluk gündeliğim kesilir, maaşım azalır der misin?
 
-Yok abicim manyak mıyım ben, dermiyim hiç öle bişey. Koşarak gider çalışırım. 
 
-Heh işte namazı terk edip dünya işlerine koyulman da aynı bunun gibidir. Aslında kazanıyorum derken kaybediyorsundur.  
 
-Nasıl yani hiçbir şey anlamadım.
 
-Anlamazsın tabi, çünkü işine gelmiyor.  Başka bir örnek vereyim sana.
 
-İyi tamam ver hadi.
 
-Senin elinde altından yapılmış bir çekiç olsa ve sen bu çekiçle taş yontup para kazansan; bu işten kar ettiğini söyleyemezsin. Çünkü taşa her vuruşunda 5 kuruş kazanmaya bedel belki 500 lira zarar edersin. 
 
-Yani ?
 
-Yanisi şu ki. İnsan ebedi saadetten başka neyi kazanırsa kazansın zarar, hatta iflas eder. 
 
-Ya iyi güzel söylüyorsun da çalışmak da ibadettir sonuçta. 
 
-Yani sen namaz kılmakla, çalışmayı mukayese ediyorsun ve senin için çalışmak daha ağır basıyor. Sana göre bunların ikisi de ibadet ve bu iki ibadetten çalışmayı yerine getiriyor, namazı terk ediyorsun. 
 
-Yani, evet şey, ıııım hayır.. :S: ?!?:S??!!:S :S?!!!??:S
 
-Kafan karıştı dimi. Bir kere çalışmanın ibadet sayılabilmesi için senin dinimizin farz kıldığı ibadetleri yerine getirmen lazım. Sen farzları yerine getirmeden çalıştığın takdirde ibadet etmiş olmazsın. 
 
-Namaz kılmadığın takdirde çalışman ibadet hükmünde değildir diyosun yani. 
 
-Evet aynen öyle diyorum. 
 
-Ya abicim çok derin mevzulara girdik. Daha yaşım genç ilerde dört dörtlük yaparım inşallah. 
 
- Kendini kandırma. Üstad böyle düşünenler için şöyle der : “Bil ki dün senin elinden çıktı. Yarına ise sahip değilsin, çünkü elinde senet yok. Öyle ise hakiki ömrünü bulunduğun gün bil, en az günün bir saatini yedek bir para  gibi hakiki istikbal için ahiret sandığı olan bir mescide, bir seccadeye at.”
 
-Vay be çok güzel söylemiş üstad. En başta bunu söyleseydin de meseleyi bu kadar uzatmasaydın. Ben vakit geçmeden öğleni kılayım. Ömrüm yeterse de ikindiyi kılarım.

Yorumlar