Varlıkla da Yoklukla da Deneniyoruz…

 
Allah-u Teâlâ, hangileri daha güzel amel edecek diye, âdemoğlunu yaratıp, çeşitli şekillerle denemeyi, sınav etmeyi murad etmiştir. Bunun için de insanoğlunun karşısına, hayatı boyunca karşılaşacağı bazı zorluklar, darlıklar, hastalıklar var ettiği gibi güzellikler, hayırlar ve iyilikleri de var etmiştir.
Allah (CC)’ın adıyla…
 
Allah-u Teâlâ, hangileri daha güzel amel edecek diye, âdemoğlunu yaratıp, çeşitli şekillerle denemeyi, sınav etmeyi murad etmiştir. Bunun için de insanoğlunun karşısına, hayatı boyunca karşılaşacağı bazı zorluklar, darlıklar, hastalıklar var ettiği gibi güzellikler, hayırlar ve iyilikleri de var etmiştir. 
 
Enfal Suresi 28. ayet-i kerimede Rabbimiz; “Biliniz ki; mallarınız ve evlatlarınız sizin için imtihan sebebidir…” diye buyurarak, verdiği güzelliklerle de kullarını denemeyi murat ettiğini vurgulamıştır. İnsanın teslimiyetini sınamak için zorluk ve darlıkları yaratmış, nimet ve bolluklarla da kulunun şükrünü denemeyi murad etmiştir.
 
Dünya üzerinde yaşayan her beşerin, farklı bir şekilde imtihan olduğu muhakkaktır. Fakirlik ile imtihan olanın hali ne kadar zor ve çetin ise, bolluk içinde olan da Rabb-i Zülcelal’in verdiği nimetlere karşı tutum ve davranışlarıyla imtihana tabidir. 
 
Nitekim Rabbimiz, “…Sizi bir imtihan olarak, hayır ile de, şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz” (Enbiya / 35) buyurmaktadır.
 
Fakirlik; gerek fert, gerekse toplum açısından zor bir sınavdır. İsyana kolaylıkla kapı aralayan bu imtihan, sadece O’nun ayetlerine sarılıp, O’na dayanan, teslim olan kullarının üstesinden gelebileceği bir süreçtir. Günümüz itibariyle baktığımızda birçok aile yuvalarının yıkılıp- dağılmasına sebep olan fakirlik sınavına dâhil edilen kulların, muvaffakiyetle bu sınavı geçmeleri için sınavı var eden Rabb-i Rahman’a tam bir teslimiyetle tabi olmaları gerekmektedir. 
 
Müslüman bir kadının, fakirlik sınavına tabi tutulmuş aile yuvasının selameti için dik duruşu önemlidir. Zira kadın, sıkıntılar karşısındaki duruşuyla diğer aile fertlerine de güç ve teslimiyet aşılayabilecek kapasiteye sahiptir. Her imtihanın bir süresi olduğu, zamanı gelince içinde bulunduğu sınavın bitip yerini farklı bir sınava bırakacağı unutulmamalıdır. Yokluk ile gelen musibetler, şartlar dâhilinde farklılıklar arz edebilir. Yaşam şartlarının ağırlığı, bu sınava tabi olanların yükünü fazlasıyla ağırlaştırabilir; fakat hatırdan çıkarılmaması gereken şey, “Rabbimizin hiç kimseye güç yetiremeyeceği şeyi yüklemeyeceği” (Mü’minun / 62) hakikatidir. 
 
“Sizi bir imtihan olarak, hayır ile de şer ile de deniyoruz…” ayet-i kerimesinden anlaşılacağı üzere, sadece darlık ve zorluklar imtihan sebebi olarak algılanmamalı; verilen nimetlerin, güzelliklerin, hayırların da birer imtihan olduğu bilinmelidir. Rabbimiz, darlık ile imtihan edilenlerin, sabırla Allah’a dayanmalarını; bolluk ve rahatlık içinde olan Müslümanların ise Allah Teâlâ’nın verdiği nimetleri kendilerine mal etmemelerini, lisan-ı hal ve lisan-ı dil ile şükürlerini eda etmelerini, infak ile kendi ihtiyaçlarından fazlasını ihtiyaç sahiplerine ulaştırmalarını emretmektedir.  
 
“Allah yolunda mal harcayın da kendinizi ellerinizle tehlikeye atmayın ve güzel hareket edin. Zira Allah güzellik ve iyilik edenleri sever.” (Bakara / 195)
 
Mü’minin, hayatı boyunca başına gelen hayır ve şer adına ne varsa, her şeyin birer imtihan olduğunun farkında olması, yokluklara karşı sabır; bollukta ise şükür ve infak bilincinin gelişmesini sağlar. Moda ve gelişmişlik düşüncesinin hızla yayıldığı çağımızda, çoğu kadınların alış-veriş tutkunlukları da bir o kadar ilerleme kat etmiş, insan denen varlık harcayarak mutlu olma yoluna sevk edilmişlerdir. Eskileri değiştirme adına yapılan israf noktasında alış-verişler, ihtiyaç duyulmadığı halde alınan fuzuli eşyalar, kıyafetler, Rabbimizin verdiği nimetleri boşa sarf etmektir ki; bu durumda kul, bolluk imtihanından kazanç değil, zarar elde etmiş olacaktır. 
 
Nimetler içerisinde yaşayan ferdin, “malın gerçek sahibinin Allah olduğu” düşüncesiyle hareket etmesi, infak şuurunun derinleşmesini sağlar. Kendisine bol nimetler verilmiş Müslüman bir kadının, kendisini ve aile yuvasını israftan uzak tutması verilen nimetlere karşı yapabileceği en güzel şükürdür. Geçim darlığı içerisinde olan akraba ve komşularının halini gözetmesi, paylaşması da başlı başına bir şükür olduğu gibi Allah’ın rızasını kazanmanın da en güzel yoludur.
 
Bol nimetler içinde yaşayan çoğu insan vardır ki; kendisi ve çocukları için yaptığı israf boyutuna varan harcamalara aldırış etmezken, yokluk ile imtihan edilen bir kimseyi doyurmaktan acizdir… Bu davranışa sürükleyen düşünce ise, kişinin kendisini malın gerçek ve yegâne sahibi olarak görmesidir. Fakat yukarıdaki ayet-i kerimede de belirtildiği üzere, verilen nimetler O’nun rızası için harcandığında bereketlenir. Kur’an-ı Kerim’in birçok ayetinde muttakilerden söz edilirken, onların Allah yolunda infak ettiklerinin altı çizilmektedir.
 
“İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlarına, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyaçtan dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta, savaşın kızıştığı zamanlarda direnip sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır… İşte doğru olanlar bunlardır.” (Bakara / 177)
 
Rabbimiz, imtihanın her türlüsüne karşı, iman, sabır, azim ve teslimiyet ile donanmış aziz kullarından eylesin bizleri. (Âmin) 
 
Yazar : Reyhan Güneş

Yorumlar