Tüm Kâinata Esselamu Aleyküm

Yaşadığımız zaman diliminde tüm varlıklar ile iletişim halindeyizdir. Kimi zaman bu iletişim; bir söz, bir tebessüm, bir yazı, bir telefon…vs

Her şey birbiri ile bağlantılı çalışır. Nefes alıp verdiğimizde bile hava ve havanın içindeki zerrecikler birbirleri ile iletişim halindedir.

Bazı zamanlarda yolda yürürken görmek istemeğimiz kişiler ile karşılaşmamak için başımıza önümüze eğmeye çalıştığımızda bile etrafımızdaki her şey birbirleri ile selamlaşır.

Her bir selam aramızdaki bağları kuvvetlendirirken, selamlaşacağımız zaman göz göze geldiğimiz kişilerin ruh hallerini o kısacık anlarda anlayabiliriz.

Bundan dolayı ki; “Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz; 

“Ben size yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şeyi haber vereyim mi? Aranızda selâmı yayınız.” buyurmuşlardır. (Müslim)”

Eve kapıdan içeriye girdiğimde kimse olmasa bile  her yerde beni gözetleyen ve bana arkadaş olan melekeler var. “Esselamu aleyküm ve rahmetullah ve berekâtühü” selamıyla onlarla biraz daha kaynaşıyoruz. Belki sessizler ama o sessizlik içinde onların varlıklarını hissedebiliyorum.

Arkadaş bulamadığım anlarda; “Allah’ım bana ruhani arkadaş ihsan et!” diyerek onlara ihtiyacım olduğunu dile getirerek varlıklarını daha kuvvetli bir şekilde hissedebiliyorum.

Dünya hayatının kanunları olduğu için melek değil; melek gibi arkadaşlar, dostlar gönderiliyor. Kilometrece uzaklarda olsalar bile dualarla, selamlarla onlara ulaşıyor ve onlardan haberler, bilgiler ve sevgiler akıyor gönlüme.

Sadece insanlar birbirleri ile selamlaşıyor değil; kâinattaki her bir zerre birbirleri ile selamlaşıyor. Birbirine bakıyor, birbirinden etkileniyor.

Sonra, sokağa çıktığımda kanatlarını harikalıkla çırpan sanat eseri olan kuşlar ile selamlaştığımı hissediyorum. Sabahın o serin havasında yere başını koymuş olarak etrafı seyreden kedi selam veriyor bana, kendi halince…

Başımı hafifçe tekrar yukarıya kaldırdığımda bulutlar ile selamlaşıyorum. Yol kenarındaki çiçekler bana tebessümleriyle selam veriyor ve ben de onlara: “Ne kadar güzel yaratılmışsınız, Rabbim, Sen çok güzelsin” diyerek selam veriyorum.

Çalışırken, gözlerim karşımdaki pencereye kayıyor. Çam ağacının dalları, yorgunluğumun arasında beni selamlarken kendime geliyorum.

Bediüzzaman Hazretlerinin doğaya çıktığında ”kendini yenilemesi” aklıma geliyor ve ruhum ayrı bir şekil alıyor.

Öğrendiğim bilgiler bir bir aklıma gelirken kâinat ve içindekilerin birbirlerine ne kadar ihtiyacı olduğunu anlıyorum. Onlarsız biz, bizsiz onlar var olmazdı diyorum.

Her yaratılan varlık için O Güzel Rabbime- şükrünü eda edemeyeceğimi bilerek- acizliğim ile şükrediyorum ve bize verilen bu nimetlerin karşılığında mahcup bir şekilde başımı önüme eğip kusurlarımı görerek, bu kusurlarım varken bile bizleri kâinata halife yapan Rabbime tekrar tekrar şükrediyorum.

Kâinatı selamlamadan önce ve sonrasında eşref-i mahlûkat olan insanoğluyla selamlaşıyorum.

Hiç tanımadığım kimse bana selam verirken o noktada şu hakikati yakalıyorum; “Sadece O’nun cc rızasını umarak, tebessüm edip Selamun Aleykum diyoruz.” Ve kendi halimizde yol boyunca sessizlik için yürüyoruz.

İşte, selamlaşmanın ne kadar büyük bir nimet olduğunu anlamak için Allah’ın cc “Selam” ismi ile başlayalım.  Ve herkese O’nun cc ismi ile “Essalamu aleyküm….”

yazar:Nur KABADAYI

Yorumlar