Teknoloji bağımlılığının ötesi; Esaret

Teknoloji bağımlılığının ötesi; Esaret
M. Bayram Ayaz
 
 
 
TV, cep telefonu derken, insanlar yetmiş yıllık ömrün, ortalama yirmi yılını ekran başında geçiriyor. Yirmi yıllık bir mahkumiyet! Toplumun baskısı bir yana özendirdiği bir esaret. Bağımlılığı motive eden sektörler, planlar, projeler ve küresel bir tekkültürlülük.
 
 
 
 
 
Bağımlılık yapan alışkanlıkların farklı nedenleri var. Kimi zaman acıları unutmak, kimi zaman keyif için bazen de boşluk duygusuyla bağımlı olmak mümkün. Sebebi ne olursa olsun iradenizi zorlayarak bağımlılıktan kurtulabilirsiniz. Bu her zaman kolay olmaz. Örneğin uyuşturucu kullanan bir kişinin çevresi onun için ateş çemberine dönmüştür. Kendilik değeri altüst olmuştur. Bu halden kaçmak için yeniden maddeye yönelir.
 
 
 
Esaret ise isteseniz de kurtulamayacağınız bir durumdur. Madde kullananlar toplumun baskısından yorulur bir gün gelir bırakabilir. Fakat öyle bir bağımlılık var ki, böyle bir baskı olmadığı için bağımlılıktan öte esaret sözkonusudur. TV, cep telefonu derken, insanlar yetmiş yıllık ömrün, ortalama yirmi yılını ekran başında geçiriyor. Yirmi yıllık bir mahkumiyet! Toplumun baskısı bir yana özendirdiği bir esaret. Bağımlılığı motive eden sektörler, planlar, projeler ve küresel bir tekkültürlülük.
 
 
 
Neden esaret. Çünkü bağımlı kişi cep telefonu kullanmaktan vazgeçemez. Akıllı telefonu tuşlu telefona dönüştüremez. Akıllı telefondaki uygulamaları kaldıramaz. WhatsApp’ınızı silemez. Facebook ve Twitter hesabını İnstangram hesabını kapatamaz. Cihazına gelen iletilere bakmadan silemez. Gruplardan dolu gibi telefona düşen mesajları okumadan duramaz. Sessize aldığınız gruplar için, beş dakikada bir bakmadan duramaz. Okuduğu kitabın on sayfası bitmeden en az beş kez cihaza bakmadan duramaz.
 
 
 
Oksijen kadar kuşatıcı olan bu cihazlar, bağımlıların elini kolunu, düşünce ve duygularını esaret altına almış durumda. Sosyal ağlar bir çöplüğe dönüştü. Paylaşılan içerikler ruhun inceliklerine, ahlaka, insanlığın asgari değerlerine savaş açtı. Cihazlar zihin ve duygu dünyasına pranga vuruyor. Faydalı bilgiler bir parmak hareketiyle iptal ediliyor. Değer ve anlam taşıyan metinler anında tüketiliyor.
 
 
 
Bir sosyal ağda içerikleri kontrol ediyorsunuz. Bir dram; kaza anında can çekişen birinin iki dakikalık videosu ile dramatik bir duygu durumu yaşıyorsunuz. Ardından bir bebeğin komik enstantaneleri. İki video arasında geçiş süresi sadece bir iki saniye. İnsan duygu durumunun bu kadar anlık değişiminin tarihte benzeri yoktur. Bu düpedüz sistematik duyarsızlaştırma durumudur.
 
 
 
Kişilik, örf, adap, ahlak, edep, saygı, mahremiyet ve ihtiram gibi değerlerin geçerliliği itibarsız hale geliyor. Sosyal ağlar, alabildiğine özgür ve kontrolsüz bir alan. Tarih boyunca insan bu kadar davranış ve tutum kontrolünün olmadığı hiçbir yurt edinmedi.
 
 
 
Bugün yaşanılan bağımlılık durumuna nasıl gelindi? Çocuğu sosyal ağlardan kurtarmaya çalışırken yüz yıl önce gençler için ebeveynler hangi kaygıyı taşıyordu. Elli yıl önce, yirmi beş önce hangi beklentiler vardı?
 
 
 
Yüz yıl önce kitap okuma, ezberler yapma, bir işte çalışma, babanın işyerinde yardım, anne ile iş bölümü ve ailenin bütün üyelerinin birlikte çiftçilik yaptığını görüyoruz. Çocuk, ailenin sorumluluklarını alabilen bir yapıya sahipti. Bugüne baktığımızda yorgun anne babalar, çocukların sorumluluk yükleme dirayeti göstermiyorlar. Çocuklara sorumluluk yüklemek ya da ahlaki değerler kazandırmaktan çok, olumsuzluklardan kurtarma amacı var. Başlıca uğraşı alanı teknoloji kullanımında bağımlılıktan kurtarmak. Onları normalleştirmek. Gençleri fabrika ayarlarına, hayata döndürmeye çalışmak. Fıtrat kodları ile bağdaşdırmak.
 
 
 
Bunun yanında teknolojiyi şeytanla birlikte dizayn edenler karşısında çaresiz kaldığımızı görmemiz gerekir. Batının teknolojiyi bir radyasyon serpintisi gibi kullanarak, dünyayı zehirlediğinin henüz yeterince farkında değiliz. Şimdilik bireysel ve aile savunma durumundayız.
 
 
 
Gençler, tarih boyunca bugünkü kadar tüketici olmadı. Zamanı hızla tüketen ve erken yaşlanan genç jenerasyonumuz var. Baksanıza büyüklerle birlikte aynı ortamda en hantal hareket edenler onlar. Zengin bir birikimi hoyratça harcıyorlar. Usta çırak rollerinde usta rolü kesmeyi kafalarına koydular.
 
KAYNAK: kulturdunyasi.com

Yorumlar