Sudan Bahaneler

İletişimin en önemli ayaklarından biri, muhatabımızı doğru tanımaktır. İkinci adım ise muhataba uygun bir dil ve davranış haritası çıkarmaktır.
 
 
 
Dil ve davranış kalıplarımızı koruyup, muhatabı değiştirmek veya kendi üslubumuza uyumlu hale getirmeye çalışmak,  iletişim adına yapılan en büyük hatadır.
 
Muhataba uygun bir üslup ortaya koyduğumuzda, onun muhtemel olan zararlı taraflarından kendimizi korumuş, güzel taraflarından da istifade etmiş oluruz.
 
Burada muhatabımızın insan olması şart değildir. Her varlık bu kategoride ele alınabilir.
 
Söz gelimi “SU” ile bir iletişim kurmak istiyoruz.
 
Denizin kenarında suyun yanıbaşındasınız. Suya bakıyorsunuz.
 
Su ile yakın temasa geçmek geliyor içinizden. İçine girmek, yüzmek istiyorsunuz.
 
Yapmanız gereken şey, suyu tanımak ve onun zararlarından emin olmak için dilini öğrenmektir.
 
Suyun canlı varlıkları boğma özelliğini dikkate alarak bir dil geliştirmek zorundasınız.
 
Eğer suyun değişmesini, size uyumlu bir hale gelmesini beklerseniz, çok beklersiniz. Sudan bahaneler ile suyu kandıramazsınız. Zira su değişmez.
 
Öyle ise suyun dilini öğrenmek mecburiyetindesiniz.
 
Suyun dili ise “yüzmek” tir.
 
Yüzmeyi öğrendi iseniz, su ile çok iyi anlaşırsınız. Bu arkadaşlığınız ömür boyu devam eder ve hep keyif alırsınız.
 
Bırakın sizi boğmayı, size hizmetkar olur, sizi okşar, sever, dinlendirir, rahatlatır ve ulaşımınızı kolaylaştırır.
 
Yapmanız gereken tek şey, biraz gayret etmek, beş harften oluşan bir dil öğrenmektir; “YÜZME”
 
Yüzmeyi öğrenemezsek, her şeyi yüzümüze gözümüze bulaştırır, sudan bahaneler ile suya küs kalır ve iletişimimizi keseriz.
 
Bana uymuyor  veya zarar verecek  diye uzak durduğumuz, iletişimimizi ya kestiğimiz veya rölantiye aldığımız onca dostumuz ve akrabamız vardır.
 
Onların bize uygun bir dil geliştirmelerini bekliyoruz onca zamandır. Galiba çok bekleriz ve onları kaybedince de bir ömür boyu vicdan azabı çekeriz.
 
Sudan bahaneler ile onlarla iletişimi kesmek çare değildir ve sorunu çözmez.
 
İyisi mi, onları tanıyalım ve dillerini öğrenelim.
 
O zaman iletişimin keyfini çıkarır, su için şükrettiğimiz gibi “iyi ki varsınız” der, Allah’a şükrederiz.
Yazar: 

Yorumlar

(X)
Kapat
-->