Sonsuzluğa hasret

Sonsuzluğa hasret
N. Kağan Çetin 
 
 
Eğer âhiret olmazsa, kazandığımız servetlerin veya eriştiğimiz ilmî mertebelerin mahiyeti şu gülünç hali alacaktır:
İnsan fakir olarak ölse, tarla fareleri fakir insan etiyle; zengin olarak ölmesi halinde ise, zengin insan etiyle beslenirler. Veya okuma yazma bilmeden ölsek, tarla fareleri okumamış insan eti yerler, okuyup profesör olmamız halinde ise, onlara profesör eti takdim etmiş oluruz. Bizim dünyaya gönderiliş gayemiz tarla farelerini beslemek olamayacağına göre, elbette âhiret vardır ve Cenâb-ı Hak bizi oraya namzet etmiştir. Kabre konulan bedenimiz ise, ruhumuzun eskimiş elbisesidir.
Mehmed Kırkıncı
 
 
İyi ki ahiret var deyip geçeriz pek çok meselede… İyi ki ahiret var
Bu cümle, nice dertlere deva olur.
Bu dünyada sıkıntılı bir hayat mı yaşadın? Dert etme… Nasılsa ahiret var, orada rahat edersin.
Ahiret düşüncesiyle insan feraha erer, huzur bulur…
Huzursuz insanlara bakın bakalım…
Ne ölçüde ahirete inanıyorlar, ne kadar hazırlık yapıyorlar?
Tamam, Allah’a inanmakla o ağır yüklerin pek çoğu kalkmış oluyor üzerimizden…
Buna ilave olarak bir de ahirete iman oldu mu, dert ve sıkıntıların tamamı eriyip tükeniveriyor…
Nasılsa ahiret var…
Burada kalben yaşadığın o huzur, hiç merak etme, öte tarafta da seninle olacak.
Ahirete iman, çok uzak bir memleketten, ebediyet ülkesinden insana esintiler taşıyor…
Postmodern geç kapitalizmin anlamadığı, anlamak istemediği tam olarak bu.
Yani ahirete iman.
Bu hakikati dördüncü endüstri devrimi de bilmez.
Seküler düşüncenin ahiretle asla işi olmaz zaten…
Bu zamanın insanına imandan, ahiretten, soyut kavram ve kelimelerden söz açmak kolay değil.
Çünkü anlamıyorlar. Anlamak istemiyorlar.
Bazıları yalnızca faiz, döviz, bankacılık, finans ve borsa üzerine kurulu bir dünyada yaşıyor.
Öyle maddeleşmiş, katılaşmış bir dünyada mânâya, maneviyata, ahirete yer olur mu?
Öyle katı bir dünyada insan nasıl nefes alır, nasıl feraha erer?
Bakın, bir yatsı namazında gidin bir camiye… Cemaatle beraber yatsı namazını kılın…
İmamın okuyacağı Bakara Suresinin son ayetlerinin mealini, tefsirini okuyun…
Bilhassa ahiretten ve cennetten bahseden ayetleri, sureleri bulup, onların meal ve tefsirlerini okuyun, üzerinde düşünün…
Evet, biz adım adım yaklaşmakta olan bir ebediyet ülkesine yolculuk yapıyoruz.
Dünyamızın uzayda çizdiği rotanın varış noktası ahiret…
Cennet denilen sonsuzluk ülkesinde çok büyük sürprizler var.
Bütün ayrıntılar hem Kur’ân-ı Kerim’de, hem de hadislerde anlatılmış.
Cennette marifet ve muhabbet var… Peygamberlerle, evliyalarla sohbetler var. Cemalullah var…
Ama şu anda aşırı derecede maddeleşmiş, katılaşmış, sekülerleşmiş bir dünyada yaşamaya devam ediyoruz.
Oysa bu dünyaya biraz Kur’ân-ı Kerim penceresinden, biraz esma-i hüsna peneceresinden bakabilsek, halihazırda cenneti hatırlatan pek çok manzara ile karşılaşırız.
Yunus gibi diyelim:
 
Dağlar ile taşlar ile
Çağırayım Mevlam seni
Seherlerde kuşlar ile
Çağırayım Mevlam seni
 
Evet, cümle mahlûkat, her sabah aslında Allah’ı anlatan enfes bestelerle dünyayı çınlatıyorlar.
Bu besteleri duyan, duymak isteyen, anlamaya gayret eden kaç kişi var?
Nereye kadar faiz, döviz, borsa? Sana verilen ömür sermayesini, beş para kıymeti olmayan şeylerle mi tüketeceksin?
 
Günler geceler durmaz geçiyor
Sermayen olan ömrün bitiyor
Bülbüllere bak figan ediyor
Ey gonca açıl mevsim geçiyor
 
Ahiret önemli, ahiret değerli… Bu hayata çok daha farklı anlamlar yükleyen ahirete iman, insanın görüş mesafesini trilyonlara, katrilyonlara katlıyor… Ahirete iman, manevi kalbin görüş mesafesini, kâinatın da ötesine ulaştırıyor. Bu sayede ebediyet ülkesi cennet, insanın görüş menziline dahil oluveriyor.
Karl Marx’ın “Das Kapital”i bunu yapamadı, yapamaz.
Adam Smith’in “Milletlerin Zenginliği”, insanın görüş ufkunu bu ölçüde artıramadı, artıramaz.
Oysa insan ebediyete sevdalı, sonsuzluğa tutkulu…
Cengiz Numanoğlu ile bitirelim:
 
Milyarlarca galaksiler, yıldızlar,
Akıllar durduran, ulu sonsuzlar,
Kimbilir ötede, daha neler var,
Bir sorup, bin kere, Sana yöneldim.
 
KAYNAK: bizimsemaver.com

Yorumlar