Setret Hislerini

Bir şair edasıyla aldım kalemi. Ah bedenim, oysa bilsen küçük bir çocuk ağlamakta içimde. Masum bir çocuğun hiç susmayan gözyaşları, hiç dinmeyen bir yaranın kan damlaları. Harp meydanı gibi yüreğim. Sebat imtihanı altında eziliyor bütün kelimelerim…
 
Ey vuslata erdiğini sanıp kavuşmalarda aceleci nefsim! Buluşmak bu kadar kolay olsa,  sebat hiç imtihana dahil olur muydu ? Beklemek de sevdaya dahildi hem. Hiç değil miydi ki Yusuf’undan ayrı kalan Yakub’un sabır imtihanı, kudret vermesin sevdasına!
 
Bekleyişler süslendirmeseydi gönüldeki fidanları, “Allah’ım! Bekleyiş içinde olanlara beklediklerini nasip et.” duası nurlandırır mıydı Yakub’un sevda zikrine bulanmış gönlünü?
   
Ah gönlüm, ah! Merhametsiz azaba müstahak olmamak adına, sermedi bir mükafata yönlendir bütün sızılarını…Az daha sabret! Bitecek elbet, Rabbinden ayrı kaldığın şu diyar-ı gurbet…
 
İşte o zaman bir sevda Mücahidi gibi desen ki “Rabbim, sırf senin için, haramla kapatılmasın diye akıl nimetim vazgeçtim; vazgeçebilmeye niyetlendim…" Kalbimden süzülen gözyaşlarını, göz pınarlarında sakladım ki, Senin sevginden gayrısı akmasın bu gözlerden.     
 
Senin için, benliğimden sıyrılıp sana geldim. Sen ki, acz olana en güzel nimeti verensin! Gönlünden başka zenginliği olmayıp aczliğiyle kapına gelen kulunu geri çevirme…
 
Senin muhabbetinle büyüyen içimdeki sevda tohumundan da senin yolunda infak ediyorum… Sen bu sakınmamız hürmetine, setret mâsivayı. Hayırlar indir gönlümüze. Aminlerle süsle dilimizi, rahmetinle doldur sana açılmış ellerimizi…

Yorumlar

(X)
Kapat
-->