Sessizce gelir… - Ömer Sevinçgül

Sessizce gelir… 
Ömer Sevinçgül
 
 
Bu anekdotlardan, gözlemlerden çıkacak sonuç ne peki? Hemen söyleyeyim de kulağına küpe olsun.
 
 
Annem yaşlanıyor. Kabullenemiyor. Makyajla kapatılamayacak kadar belirgin hale geldi. Bu kez yüzünü gerdirdi. Bu sabah aynanın karşısında belki bir saat oyalandı. Bir hayli üzgün görünüyordu. Yanına gittim. Biraz mesafeliyizdir. Fakat bu kez şefkatle sarıldım. "Neler oluyor anne? Neden bu kadar üzgünsün?" dedim. Meğer bir olay yaşamış, anlattı... Hastaneye gitmiş. Resepsiyondaki hanım anneme teyze demiş. "Koca kız bana teyze dedi iyi mi!" diyor. "Ben senin nereden teyzen oluyorum münasebetsiz!" demiş annem. Kız bozulmuş. "Ben saygımdan öyle dediydim" falan demiş. İşte böyle. 
 
 
İnsanın önünde iki şık var. Ya ölüm ya da yaşlılık. Günümüz insanı ne birini kabullenebiliyor ne de öbürünü.
 
Evet, ölmeyen insan yaşlanır. Hemen farkına varamazsın. Kendini hep aynı zannedersin. Fakat heyhat! Herkesin başına gelen sana da gelir. 
 
Yüzün, ellerin kırışır, buruşur. Saçlarına aklar düşer. İhtiyarlık zili çalmaya başlamıştır artık. 
 
Baktığın her ayna sana "Yaşlanıyorsun!" diye haykırır. Eskisi kadar sevmez olursun aynaları. 
 
Kadına etkisi daha da sarsıcıdır. Ne yapsa acaba? Ah durdurabilse! Fakat ne mümkün! 
 
Korkulu rüyası olur kadının. Gelsin kremler, yüz maskeleri. Bir süre sonra bunlar da çare olmaz. Acaba estetik mi yaptırsa? Yüzünü mü gerdirse? 
 
Fakat nereye kadar? Randevuyu erteleyebilirsin ama iptal edemezsin. Sen gitmesen de o gelir seni bulur. 
 
Diyelim yaşlanmakta olduğunu görmek, bilmek istemiyorsun yahut farkına varamamışsın. Kurtuluş yoktur… Sen görmek istemesen de birileri sana gösterir. Amca, der. Dayı, der. Teyze, der… 
 
Kafana balyoz yemiş gibi sersemlersin… Hayır, olamaz! Ne amcası! Teyze öyle mi? Kim? Ben mi? Hadi canım! Bana demiş olamazsın! Başkaları yaşlanabilir, fakat ben… 
 
Şok yaşarsın. Gücüne gider. Günlerce aklından çıkmaz. 'Amca' kelimesi büyür büyür büyür, bir karabasan gibi üstüne abanır… 'Teyze' hitabı bir korku filmi müziği gibi kulaklarında çınlar durur.
 
Bu anekdotlardan, gözlemlerden çıkacak sonuç ne peki? Hemen söyleyeyim de kulağına küpe olsun.
 
Hiç kimseye amca, dayı, teyze demeyeceksin. 
 
Ama babam yaşında… 
 
Olsun, yine de deme… 
 
Fakat annemle yaşıt… 
 
Olabilir, sen yine de deme… 
 
Neden?
 
Köre "Hey, kör!" demek gibidir de ondan. 
 
"Fakat ben doğruyu söyledim." 
 
Evet ama her doğruyu söylemek doğru değil… Eziyettir… Nazik ol… Sana bir şey demese de üzülür… 
 
Ne diyeceğim peki? 
 
Resmiyet varsa beyefendi, hanımefendi… Veya Ahmet Bey, Ayşe Hanım… 
 
Yoksa?
 
Ahmet Abi, Ayşe Abla… Genç bir hanım 'abla' denilmesinden de hoşlanmaz ya, neyse.
 
Gün gelir yaşın ilerler de münasebetsizin biri sana, erkeksen amca veya dayı, kadınsan teyze derse anlarsın ne demek istediğimi!
 
İyisi mi sen hayata, yaşlılığa, ölüme imanla bakmayı öğren. Hakiki mümin için hayat da güzel, yaşlılık da, ölüm de.
 
 Fani gençlik gidiyor diye üzülme, ahirette baki bir gençliğin olacak. Hayatın elinden alınacak diye gam çekme, ölümsüzlük diyarında yeniden hayat bulacaksın. 
 

Yorumlar