Ramazan neden Kur'an ayıdır?

Ramazan neden Kur'an ayıdır?

Ahmet Ay

 

Kur'an varlığıyla bir mü'mine ne yapıyorsa ve katıyorsa, Ramazan da orucuyla, teravihiyle, yaşattığı topyekün manevî atmosferle bir mü'mine aynısını yapıyor ve yaşattırıyor. 

 

Şunu şöyle anlıyorsak yanlış anlıyoruz: Bediüzzaman'ın Ramazan Risalesi'ne "O Ramazan ayı ki, insanlara doğru yolu gösteren, apaçık hidayet delillerini taşıyan ve hak ile bâtılın arasını ayıran Kur'ân, o ayda indirilmiştir..." ayetini zikrederek başlaması, sırf içinde 'Ramazan' kelimesi geçtiğinden ötürü değil. Aslında Ramazan Risalesi'nin tamamı bu ayetin tefsiri. Yani böyle: Bediüzzaman bir ayeti tefsir ettiği zaman lafızlarının evvelemirde ifade ettiğini aktarmakla yetinmiyor. Tefekkür edilen ayetin tefsir usûlü ve ehl-i sünnet mizanları içinde verebileceği tüm bakış açılarını da kuşatmaya çalışarak yapıyor tefsirini. Örneğin: Bu ayet-i kerimede, meziyetleri sayılan şey aslında Kur'an iken ve Ramazan sadece onun nazil olduğu zaman olarak zikredilirken tefsiri hiç de böyle durmuyor.

Nasıl oluyor bu? Bediüzzaman bu kadar anlamı nasıl çıkarıyor? Nasıl bu denli zenginleştirebiliyor tefsirini? Bunun açıklamasını kendi dünyamda üç şekilde yapabiliyorum: 1) Bediüzzaman belagat ilminin verdiği bütün imkanları, elbette ehl-i sünnet mizanları çerçevesinde, bir ayeti okurken zihninde bulunduruyor. 2) Bediüzzaman tefekkür ettiği ayetle ilişkili olabileceğini düşündüğü sair bütün okumalarını bir ayeti anlamaya çalışırken zihninde tutuyor. 3) Bediüzzaman, lafzın evvelemirde söyledikleri dışında, başka sorulara/sorunlarına da cevap arıyor ayetleri okurken. Mesela şöyle soruyor bu ayete: "Neden başka birşeye nisbetle Ramazan ayı zikredilmedi de 'insanlara doğru yolu gösteren' ve 'apaçık hidayet delilleri taşıyan' ve 'hak ile bâtılın arasını ayıran' özellikleriyle birlikte Kur'an'ın yanında zikredildi? Bundaki hikmet nedir?"

Böylesi bir arayış bence Bediüzzaman'ın tefsirini bizim gibi muhtaçlar için 'bir başka' kılıyor. Sahip olduğu sorular onun (ve böylesi soruları bile öğrenmeye muhtaç bizim) ayetlerden istifadesini arttırıyor. Hikmet okumaları; doğru soruları sormak, onlar eşliğinde doğru bakış açısını aramak ve yakaladıktan sonra o eşikten ayrılmamakla yakından ilintili. Yoksa çokları içini dolduramadan tekrarlıyor: "Ramazan Kur'an ayıdır."

İyi de Kur'an ayı nedir? Diğer aylardan farklı olarak ne yapar bize? Neyi değiştirir? İşte bütün bu soruların cevabı Ramazan Risalesi içinde var. Fakat öncesinde şunun altını çizmeliyiz: Bediüzzaman, şu üç meziyetin (1. İnsanlara doğru yolu gösterme. 2. Apaçık hidayet delilleri taşıma. 3. Hak ile bâtılın arasını ayırma) sadece Kur'an'ın değil, Kur'an'ın indirildiği ay olma münasebetiyle, Ramazan'ın da meziyetleri olduğunu düşünüyor. Böyle bir nisbetle beraberce zikredilmelerinin bu yönlerinde bir benzerliğe işaret ettiğini farkediyor/farkettiriyor önce. Yani: Kur'an varlığıyla bir mü'mine ne yapıyorsa ve katıyorsa, Ramazan da orucuyla, teravihiyle, yaşattığı topyekün manevî atmosferle bir mü'mine aynısını yapıyor ve yaşattırıyor. Hatta daha ilgili metnin başında Ramazan'ı ve orucunu şeair olarak zikretmesinin 'hak ile bâtılın arasını ayırma' ile büyük bir ilgisi var.

Mezkûr eseri boyunca saydığı bütün hikmetleri inceleseniz (ki dokuz nüktedir) her birisi bu üç vecihden birisine tutunuyor. Tabir-i caizse: Kur'an'ın bu üç meziyetinin bir ay boyunca oruç ameline dönüşüp hayatlarımıza akmasına biz 'Ramazan' diyoruz. Ramazan'da Kur'an'ın özellikle o üç özelliğinin hayata 'hal' olarak dahil oluşunu seyrediyoruz. Bir nevi metinde ve kalpte olanın hayata girişi yaşanıyor oruçla...

Üst düzey bir farkındalık. Bu fiilî sınanma ve ayrışma da eklendiği için bu ayın Kur'an bereketine daha müsait olduğunu söylüyoruz. Sadece Kur'an'ın nüzul ettiği ay olmasından dolayı değil, Kur'an'ın mezkûr üç yönünün bir nevi 'hayata inen tefsirini' de içermesi nedeniyle Ramazan Kur'an ayı. Bizi Kur'an'ın istediği yönde değiştirdiği için, fıtratımız sandığımız kem alışkanlıklardan uzaklaştırıp bir nebze olsun fıtratımıza yaklaştırdığı için, sıradanlığın gafletini dağıtıp farkındalıklarımızı tıpkı Kur'an'ın arzu ettiği gibi yeniden açtığı için Ramazan Kur'an ayı. Biz Ramazan'da Kur'an'ın inşa etmeyi murad ettiği insana/topluma yaklaşmış oluyoruz. Kur'an'dan ders alsaydık tam yine buna yaklaşacaktık.

Oruç varacağımız yeri unuttuğumuz noktada imdadımıza yetişiyor. Dilimizdeki o mübarek kelam-ı ilahîyi, hadis-i şerifte buyurulduğu üzere, gırtlaktan aşağıya indirmeyi başaramadığımız yerde gırtlaktan aşağı başka birşeyi daha indirmeye izin vermeyerek bunu başarıyor. Bu meseleye Ramazan Risalesi'ndeki nüktelerden hareketle sayfalarca delil yazabilirim. Fakat yazıyı uzatır. Sizi bıktırır. Sözümün de tesirini azaltır. Keşke bir de bu gözle okusanız o Risaleyi. Eminim siz de fark edeceksiniz. Bediüzzaman, o ayeti çok başka, çok zengin anlamış. Bahtiyar olsun.

Yorumlar