Kurban Kesmek Vahşet Mi?

-         Kurban kesiyor musun?

-         Yok abicim ben kurban kesmiyorum. Hem çalışmak da ibadettir.

-         Çalışmak da mı ibadettir?

-         Yok ya onu burada söylemiyorduk.

-         He tamam. Yaşım ilerleyince keserim kurbanı.

-         Yaşın ilerleyince mi?

-         Yok ya bu da değildi. Bunu da namaz için söylüyordum. Hee tamam ya kurban vahşet gibi geliyor bana. Kesemem ben kurban. Bu cinayete, vahşete ortak olamam.

-         Sen kurbana vahşet mi diyorsun yani?

-         Aynen öle abicim. Bunun adı vahşet.

-         Kurban etmekle öldürmek aynı şey değildir.

-         Nasıl aynı şey değilmiş ya, ikisinde de hayvanlar ölüyor işte.

-         Bu ibadeti yerine getirenlerin hepsi bunu Allah rızası için, “Rabbin için namaz kıl, kurban kes” ayetine uymak için yapıyorlar. Yani bu bir hayvan kesme değil, bu bir ibadet.

-         Yazık değil mi abicim binlerce hayvan kesiliyor.

-         Sanki bu hayvanlar sadece kurban bayramında kesiliyor. Sanki Allah sadece kurban bayramında hayvan kesin diğer zamanlarda kesmeyin demiş de Müslümanlar da sadece kurban bayramında hayvan kesiyor  Hergün mezbahanelerde kesilen binlerce hayvandan haberim yok deme. Hadi haberin yok diyelim. Sofrana gelen etleri görünce bu etin başlangıçta kanlı canlı bir hayvana ait olduğunu düşünüp aradaki bağlantıyı kurman zor olmasa gerek. Vahşet diyorsun ama adana kebabı, sac kavurmayı görünce hemen götürüyorsun.

-         Ya mezbahanelerde kesilmesiyle kurbanda kesilmesi aynı şey değil ki şimdi.

-         He o zaman sen bu işin ibadet kısmına takılıyorsun. Şimdi Müslümanlar “biz bu kurbanları fakirleri doyurmak için kesiyoruz, yetimi, fakir fukarayı doyuracağız, gayemiz ibadet değil” deseler pek fazla itirazın olmayacak yani. Ki zaten kurban kesen Müslümanların çoğu da etini fakir fukarayla paylaşıyor. Yani hem ibadet etmiş, hem de komşularıyla, kardeşleriyle sosyal bir dayanışma kurmuş oluyorlar.

-         Ben şahsen bu niyetle yapacak olsam kurban kesmek yerine bir fakire yardım ederim. Onu giydiririm, para veririm, karnını doyururum.

-         Böyle yaparak kurban ibadetini yerine getirmiş olurum diyorsun yani.

-         Aynen öyle abicim.

-         Senin bir işyerin var. Diyelim ki işyerine bir sekreter aldın.Şimdi bu sekreter telefonlara cevap vermeyip bunun yerine yemek falan yapsa bu yaptığı iş telefona bakmanın yerini tutar mı?

-         Ne alaka abicim olur mu öyle şey.

-         E aynı şey işte. Senin verdiğin sadaka yada zekat kurbanın yerini tutmaz. Senin birine paranla yada malınla yardımda bulunman ya sadaka olur ya da zekat olur. O da kurbanın yerini tutmaz. Şimdi sekreterin sana ben yemek yaptım; bu yaptığım işi telefona bakmak yerine say dese kabul eder misin?

-         Böyle saçmalık mı olur?

-         Bu saçmalık oluyor da sen Allah’a ben fakire para verdim onu kurbana say deyince saçmalık olmuyor mu yani.

-         Ya şimdi öyle de…

-         Vahşet dedin olmadı, fakir fukaraya yardım dedin olmadı. Kaldı mı başka bahanen? Bence sen bahane üretmek yerine sebep üret. Yani kurban kesmenin sebeplerini düşün. Kurban kesmenin hikmetlerini düşün. Parayı pulu da bahane etme. Ticaret gibi düşün. Ticarette yatırdığın paradan çok kazanacağın parayı düşünürsün. Bu ibadette de inşaallah kazancın daha çok olacaktır. Sadece kurbanla yetinme, tüm ibadetlerini yerine getir. Kurbanlık hayvanlara bir bak. Üç gün sonra ölecekler ama hala geviş getirmenin derdindeler. Ölüm umurlarında bile değil. Çünkü ölümü bilmiyorlar. Ölümden haberi olduğu halde bu hayvanlar gibi ölümü umursamayan çok insan var. Yazık onlara. Sen onlar gibi olma.

-         Nerde kesiyon sen kurbanı, ben de alayım bir koç.

-          Kes tabi ya. Sıratta binek lazım.

Yorumlar