İslam da Bayram Farkı

Bayram, sevinç ve mutluluk demektir. Müslüman bayramında sevinç ve mutluluk, bedenî ve maddî olmaktan çok, ruhî ve manevîdir. Bu sebeple de, bizde bayram, sadece varlıklılar ve sağlam olanlara değil; yoksula, yetime, öksüze ve dula da gelir.

Bayram, sevinç ve mutluluk demektir. Müslüman bayramında sevinç ve mutluluk, bedenî ve maddî ol­maktan çok, ruhî ve manevîdir. Bu sebeple de, bizde bayram, sadece varlıklılar ve sağlam olanlara değil; yoksula, yetime, öksüze ve dula da gelir. Maddî ve manevî hediyelerle ziyaret edilip hatırlanan bu insan­lar da bayramı iyiden iyiye hissederler. Hatta ölmüş olanlar bile hatırlanır; bayram ziyaretlerine mezarlık­tan başlanır. İslâm bayramı toplumun bütün katman­larına huzur, sevinç ve mutluluk getiren gerçek bir medeniyet habercisidir.

 

İnsanî hususiyetlerin ön plana çıktığı, sevinçlerin merhamet ve şefkatle süslendiği bayram günlerinden Müslüman olmayanlar da nasiplerini alırlar. Müslümanla komşu olmanın, dost olmanın güzelliğini yaşarlar. Böylece, bizim bayramlarımız, birlik ve bütünlüğümüzün tazelenip takviye edildiği günler olur.

 

Özellikle Ramazan Bayramı, insanın iç dünyasını zenginleştirdiği, ruhunu bedenine hakim kıldığı ve melekleştiği günlerin ardından gelir. İşte böyle ruhani ve nuranî bir ortamda cömertleşen, diğergamlaşan, şükür duygularıyla dolup taşan mü'min, sevgiyi coşkun gönlünü herkese açar. Küskünse barışır, değil" se küskünleri barıştırmanın fırsatını kollar. Böylece bayram, önce mü'mini kendisiyle barıştırır, sonra da diğer insanlarla...

 

Bizim bayramlarımız barış demek­tir sevinçle birlikte sevindirmek demektir. Zekatlarla, fıtır sadakalarıyla, hediylerle, sahip olduğunu paylaş­manın tarifsiz zevkini tatmak demektir.Mü'min yedirirken doyar, giydirirken ısınır, verir­ken kazanır. Bayramlar, bu özelliklerin çok daha gö­rünür olduğu bir ortamı getirir.

 

Ruhların çocuk saflı­ğında kaynaştığı bayram atmosferinin asıl tesiri ço­cuklaradır. El öperler, dualarla birlikte harçlıklar, he­diyeler alırlar.

 

İslâm medeniyeti, toplumun bütününü kucaklayan ve çoğunluğa mutluluk getiren bir sistemdir. Bu se­beple, gücü, etkisi ve yetkisi itibariyle, herkesin her­kesten derece derece sorumlu olduğu bir zihniyetin sahibidir Müslüman... "Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" anlayışının, "Altta kalanın canı çıksın" zih­niyetinin dinimizde yeri yoktur. Hele de bayram gün­lerinde... Bizim bayramlarımız, yürekleri birleştiren, bütünleştiren, hatta onları bir büyük yürek haline ge­tiren İslâm imanının eseridir.

 

Bu anlamda Batıda bayram yoktur. Onlar, "fest" yapıyorlar. "Karnaval" yapıyorlar. "Faşing" yapıyor­lar. Bütün bu sevinç günleri, müthiş bir benlik ve ben­cillik gösterisine dönüşüyor. Tamamen maddî, nefsî  ve bedenî bir eğlence, bir şenlik, bir şölen oluyor. Dini bir sebebe dayanan bayram günlerinde bile, şahsî, fer­dî menfaat düşünceleri öne çıkıyor, hediyeler belli bir yakınlığın çerçevesinde karşılıklı alışverişe dönüşü­yor. Kökü dini bir geleneğe dayanan bayramların ma­hiyeti çoktan unutulmuş durumdadır. Fingsten denilen kutsal günün ne anlama geldiğini bir Alman ilahi­yatçıya sormuştum. Cevabı, beni hiç de şaşırtmadı:

 

"Bunu size anlatabilmem çok zor. Bir hayli karışık ve karmaşık bir mesele. Ancak, geniş bir zamanda açıklamayı deneyebilirim."

 

 

"Peki, ilahiyat okumamış Almanlar nasıl anlayabi­liyorlar Fingsteni?"                         

 

 

"Almanların da % 90'ı bunun ne olduğunu anla­mazlar. Onlar sadece fingsten için verilen tatilin kaç gün olduğunu bilirler."

 

Hıristiyanlığın unutulmuş kısımları arasına bay­ramlar da girmiş durumda. Öyle ki, en çok bilinen, önem verilen yılbaşında bile, kaç kişinin Hz. İsa'yı andığı doğrusu merak konusudur. 25 Aralık'ta Hz. İsa'yı hatırlayanlar çok azdır ama, yılbaşında Noel Baba'yı unutan pek yoktur.

 

Hıristiyan bayramlarının hediyeleri, ya en yakınları arasında yapılan bir değiş tokuştur ya da maddî manevî bir beklentinin işareti­dir.

 

Batı dünyasında bayram, içlerinde bastırılmış çıl­gınlıkların daha bir serbestçe açığa vurulmasının bahanesidir. Daha çok yiyip içmenin daha fazla nara at­manın, hayvanî hissiyatı daha ziyade doyurmanın ba­hanesi...

 

Karnaval yürüyüşleri kaba sabalığm, hoyratlığın doruğa çıktığı zamanlardır. Yaralananlar, ölenler, içki ve uyuşturucu komasına girenler, yani bedeninin em­rine girerek insanlıktan çıkanlar, Batı bayramlarının acı ve acınacak neticeleridir. Bu şenlikler sırasında mağazaların vitrinleri kalın kontraplaklarla kaplanıp kapatılıyor ve böylece soyguna ve yağmaya karşı ekstra bir tedbir alınıyor.

 

İnsanların neye ve nasıl sevindikleri, kalitelerim gösteren bir ölçüdür. İslâm ve Baü medeniyeti arasındaki fark, bayramlarımızı da farklı kılıyor. Medeni­yetlerimiz arasındaki fark devam ettikçe, bayramlarımız bize mahsus güzelliklerle sürecektir. Bayramları­mızı sadece bir tatil fırsatı derekesine indirmeyelim tâ, toplumumuz, hiç olmazsa, senede bir kaç gün ne­fes alsın...

 

Cenab-ı Haktan, İslâm dünyasına daha acısız bayramlar nasip etmesini diliyorum.

Yorumlar

(X)
Kapat
-->