Harika öğretmenler, Harika sınıflar da çok var.

Bir iki gündür bir video çokça paylaşılıyor.
Videoda öğrencinin birinin başını çektiği bir sınıf, öğretmenleriyle fena halde dalga geçiyor.

 

 Saygısızlığın, terbiyesizliğin bini bir para.

Ne yalan söyleyeyim endüstri meslek lisesinde okumuş birisi olarak hiç şaşırmadım desem yeridir. Hele hele sadece erkeklerden müteşekkil sınıflarda (ki bizim sınıf böyleydi) bu görüntüleri mumla aratacak hadiseler olduğuna emin olabilirsiniz.

Bu videoya bakıp "terbiyesizlere bak hocalarına nasıl saygısızlık yapıyorlar" demek ya da "ne biçim hocaymış, ağzının ortasına çakıp adam etse ya" demek bence biraz kolaya kaçmak oluyor.

Endüstri meslek liselerinin çok büyük kısmının hali maalesef bu. Normal liseler de çok iç açıcı sayılmaz ama endüstri meslek liselerinin durumu çok daha vahim.

Aslında okumakla hiç alakası olmayan ama kanunen okumak zorunda olduğu için okutulanların, sayısal derslere kabiliyeti olmadığı için aptal muamelesi görenlerin, biraz yaramaz olduğu için "bundan adam olmaz, en azından bir meslek edinsin" diye hakkında en ufak bir fikri olmadığı, zerre kadar ilgi duymadığı bölümlere “tıkılanların", bu okullarda okuyan bir öğrencinin üniversite kazanması zor olduğu için okuyan öğrenciler, hatta öğretmenler tarafından dahi "zaman kaybı” olarak görülen bir okulda nasıl davranması bekleniyor ki?
Elbetteki “kayıp zaman” haline dönüştürülen ve belki de hayatlarının o en güzel dönemini, olabildiğince makara yaparak eğlenceli hale getirmeye çalışacak.

Ergenlik dönemi de işin içine girince yapılabileceklerin tahmin edilmesi imkansız diyebilirim.

Elbette okuldaki herkes kaydolduğu bölüme istemeden geldi demiyorum. Muhakkak içlerinde bile isteye kaydolanlar da vardır. Ama ortamın atmosferi öyle bir halde ki bile isteye geldikleri bu bölümlerde bile başarılı olamıyor çocuklar. Galiba en bahtsızlar da bu kesimdekiler oluyor.

Oysaki ara eleman eksikliğinin bu kadar yüksek olduğu ülkemizde, piyasaya yetişmiş eleman sağlamakla görevli meslek liselerinin en kıymetli okullar olması gerekiyor.

Kendimi düşünüyorum da, liseye kadar sınıfın en başarılı öğrencileri arasındaydım. Ama sırf “altın bilezik edinsin, bir mesleği olsun” diye o güne kadar en ufak bir ilgimin olmadığı bir bölüme yazılmıştım. Dersler sıkıcı, ortam kötü, hocalar ilgisiz, arkadaş çevresi o güne kadar görmediğim cinstendi… Ailemi suçlamıyorum elbet. Muhakkak ki benim iyiliğimi düşünerek böyle yönlendirdiler ama sonuç istedikleri gibi olmadı maalesef.

Liseye kadar zayıf not nedir bilmezken, lise 2. sınıftaki 11 dersimin 9’u zayıftı. O döneme kadar küfür edildiğinde yüzüm kızarırken lisede yaptığım saçmalıkları düşündükçe hâlâ utanıyorum. Kötü arkadaş kurbanıyım demiyorum yanlış anlaşılmasın. Arkadaşlarımın da hemen hepsinin geçmişi benim gibiydi ama genel ortam öyle bir haldeydi ki birbirimizi gazlayınca, kar topu gibi büyüyen bir zıvanadan çıkmışlık hali oluyordu.

Eğer o döneme kadar çocukların istidadını tespit eden ve ona göre yönlendiren bir rehberlik mekanizması olsaydı, toplum bizi "iyi para kazanmak" hedefi ile hiç istemediğimiz bölümler yerine "yaptığı şeyi en iyi şekilde yapmak" hedefi ile en iyi yapabileceğimiz şeye yönlendirseydi yaptığımız şeyden keyif alacak ve hem çok başarılı olacak hem de eğlenmek için böyle zıvanadan çıkmayacaktık. Eğer öğretmenler memur zihniyetiyle maaşımı alıp hayatıma bakarım demek yerine, öyle ya da böyle önlerine gelmiş öğrencilerin kalbine dokunup içindeki cevheri çıkarmak için uğraşsaydı, belki de öğretmenine saygısızlık yapan haytalar değil, ülkesine çok büyük faydası dokunan başarılı öğrenciler olacaktık.

Bahsettiğim videodaki benden neredeyse 15 yıl sonra okuyan çocukların da nesilleri zıvanadan çıkaran o yola girdiğini görünce, 15 yılda hiçbir düzelme olmadığını kahrolarak gördüm. 

 

Kaç nesil bu şekilde zıvanadan çıktı ve daha kaç nesil zıvanadan çıkacak acaba.

Bu videonun da "okula gideyim de hocalardan tek tek helallik dileyeyim.” dediğim,

 

 hatta bendeki arada da olsa ortaya çıkan ışığı farketmedikleri, belki de farkedip umursamadıkları için kızayım, “hâlâ irtibatım olan hiçbir arkadaşım bu mesleği yapmıyor, bundan dolayı hiç sorumluluk hissetmiyor musunuz? 

 

diye hesap sorayım” diye düşündüğüm günlerde ortaya çıkması benim açımdan değişik bir tesadüf oldu.

 

 

Erdem Sezer

Yorumlar