Çalışmak da ibadettir!

-        Oruç tutuyor musun?

-         Yok be nerde. İşler çok yoğun. Oruç tutarsam işlerim aksar. Çalışıyoruz sonuçta. Çalışmak da bir ibadet değil mi?

-         Hayır çalışmak da bir ibadet değil. Çalışmanın ibadet olduğu senin tembelliğini örtmek için uydurduğun bir savunma, bir kalkan.

-         Ne yani çalışmak ibadet değil mi diyorsun sen şimdi?

-         Senin için değil.

-         Ha kişiye göre değişiyor yani öyle mi. 

-         Aynen öyle. Çalışmak kimisi için ibadetken, kimisi için değil.

-         Peki söyle bakalım çalışmak kimler için ibadet.

-         Çalışmak Müslümanlar için ibadet.

-         İyi tamam işte ben de Müslümanım.

-         Namaz kılıyor musun?

-         İşlerden vakit olmuyor

-         Oruç?

-         Dedim ya işte tutamıyorum. İşler yoğun, yoruluyorum.

-         Ama çalışmak ibadet diyorsun yani.

-         Evet ibadet.

-         Çalışmak ibadetse, namaz ve oruç ne? Şimdi sana soruyorum. Namaz, oruç ve çalışmak fiillerini yan yana yazsam ve bu üç ibadeti önem sırasına göre sırala desem nasıl sıralarsın.

-         Ama şimdi aynı şey değil ki?

-         Yani sen diyorsun ki. Ben oruç tutarsam çalışamam. Yani oruç tutmakla çalışmayı yan yana koyuyorsun ve senin için çalışmak daha ağır basıyor. Sana göre bunların ikisi de ibadet ve bu iki ibadetten çalışmayı yerine getiriyorsun fakat oruç tutmayı terk ediyorsun.

-         Evet öyle yapmış oluyorum.

-         Bir kere çalışmanın ibadet sayılabilmesi için senin dinimizin farz kıldığı ibadetleri yerine getirmen lazım. Sen bunları yerine getirmeden çalıştığın takdirde ibadet etmiş olmazsın. Sadece kendini kandırmış olursun.

-         Namaz kılmadığın, oruç tutmadığın takdirde çalışman ibadet hükmünde değildir diyorsun yani.

-         Aynen öyle diyorum. Ha bir de helal kazanç için çalışacaksın.

-         Yav helal helal orda bir sıkıntı yok da şimdi ben oruç tutsam ve oruç tuttuğum için işlerim aksasa bana maaş ödeyen patronumun hakkına girmiş olmaz mıyım?

-         Oruç tutmayı denedin mi?

-         Hayır denemedim.

-         Nereden biliyorsun performansının düşeceğini. Hani oruç tutsan ayılsan, bayılsan, tansiyonun düşse, fırlasa, şekerin yükselse, hastanelik olsan tamam diyicem. Sen daha denememişsin bile. Ne oruç tutanlar var ağır işlerde çalışıyorlar. Sen burada masa başında mı tutamayacaksın?

-         Dene diyorsun yani.

-         Denemelisin. Ama yok başım ağrıdı, yok çok susadım, karnım gurulduyor, canım tatlı çekiyor, hararet bastı, terliyorum gibi bahanelerle işini zorlaştırma. 

-        Ya gerçekten çok susarsam, terlersem, başım ağrırsa.

-        Oruç ibadetinin hikmeti bunlar. Hiç bir sıkıntı çekmezsen sınav ortadan kalkar. Sen bunlarla sınav olacaksın. Sıkıntı çekmezsen çekenlerin halini nasıl bileceksin?

-         Peki ya gerçekten performansım düşer ve bundan ötürü işimden kovulursam, ya da ne bilim maaşım falan kesilirse.

-         Sen para için çalışıyorsun değil mi?

-         Evet, herkes para kazanmak için çalışıyor sonuçta.

-         Para kazanmak için ne yapman gerekiyor?. Patronunu memnun etmen gerekiyor. Patronun memnun olmazsa para falan kazanamazsın, patronun anında kapının önüne koyar seni. Doğru mu?

-         Doğru.

-         Peki seni yaratan Allah’ı nasıl memnun edeceksin? Ve Allah’ı memnun ettiğin zaman alacağın ücret patronunun sana ödeyeceği ücretten daha mı düşük olacak ki sen patronunun dediğini yapıp Allah’ın dediklerini terk ediyorsun.

-         Hiç böyle düşünmemiştim, doğru söylüyorsun. Peki ben oruç tuttuğum için iş performansım düşse ve bu yüzden işten çıkarılsam hayatımı nasıl devam ettiricem, geçimimi nasıl sağlayacağım.

-         Öncelikle oruç tuttuğun zaman performansın düşecek diye bir kanun yok. Çalıştığın fabrikada kimlerin hangi şartlarda oruç tuttuğuna bak ne dediğimi anlarsın. Aynı soruları tekrar tekrar sorup işi yokuşa sürdüğünün farkındayım. Nasıl geçineceğim diyorsun. Peki ben sana bir soru sorayım. Rızkı sana kim veriyor?

-         Rızkı veren Allah’tır.

-         Doğru söyledin ama sadece dilinle söylüyorsun. Kalben bunu söylesen ve teslim olsan, işten çıkartılırım,aç kalırım korkusu yaşamazsın. Rızkı veren Allah’tır sözünü dilinden kalbine indirmelisin. Böyle yapar ve teslim olursan önceliğin Allah rızasını kazanmak olur ve işte o zaman kurtulanlardan olursun.

-         Neyden kurtulacam?

-         Cehennemden kurtulacaksın. Hani hava çok sıcak o yüzden oruç tutamıyorum diye bahane uyduranlar var ya;  onlar sıcağı bahane ederek kaçtıkları oruç yüzünden daha büyük ateşe, kavurucu sıcaklığa koşuyorlar farkında değiller. Halbuki şu sıcaklar cehennem ateşinin yanında buz gibi gelir insana.

-         Havalar çok sıcak zor olmaz mı diyecektim, ona da gerek kalmadı.

-         Ben seni soğuk havalarda da gördüm merak etme. :) Havalar soğukken diyordun ki havalar çok soğuk, oruç tutunca kanım çekiliyor, üşüyorum.

-         Yani oruç tutmayacak olsam ayak üstü onlarca bahane bulabilirim. Bu çok kolay. Ama daha kolayı var. Oruç tutmak için sebeplere sarılmak. Bu hem daha kolay hem de daha huzur verici.

-         Sahi sahur saat kaçta? Şu telefonumu sahura ayarlim ben.

-         Ayarla ayarla yarın da bana iftara gel. Beraber açalım orucumuzu.

-         Namaz da kılabilsem güzel olacak aslında.

-         Ne yani günde 18 saate yakın aç, susuz kalmayı göze alıyorsun da namaz kılmayı mı göze alamıyorsun. Baktığın zaman şu şartlarda oruç tutmak daha zor gibi. Zor olanı yapıp kolayı yapmamak olmaz. Namazını da kıl tabiî ki.

-         Haklısın. Ramazan ayı kurtuluşum olur inşaalah.

-         Hep beraber kurtulanlardan oluruz inşaallah.

Yorumlar