Bir feda, bir veda, bir Emânet.

“Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takvâ sahiplerine önder kıl!” (Furkan Sûresi, 74. Âyet.)

Evlat !

Rabbimizin bizlere ne muhteşem bir emanetidir.

Gül goncası, yürek yangını, amel defterimizin kapanmaması için hayır vesilesidir. Yanımızda bakmaya doyamadığımız, biraz fazla uyusa nefesini kontrol ettiğimiz, sevinci ile sevinip hüznü ile hüzünlediğimiz, gözümüzün nuru, gönlümüzün aydınlığıdır.

Belki uğrunda hiçbir fedakarlıktan kaçınmadıklarımızdır.

Ebeveyn olmanın yanında bir de eğitimci olmayı nasip etmişse Cenabı Hak; insanın hissiyatı, duyguları hatta yaşam tarzı bile bu yönde değişir. kendi evladı ile ilgilendiği kadar, bütün öğrencileri ile ilgilenmeye ve en az kendi evladı kadar benimsemeye başlar.

Bir feda, bir veda, bir Emânet !...

Dün boynuma  sarılıp, hıçkırıklarla ağlayan masum bir yürek. Daha ne olduğunu sormaya fırsat bulamadan ağır aksak Türkçesiyle ;

- “ Hocam ! benim anne, benim baba bugün Çin’e gitti, bir daha hiç gelmeyecek.”

Anne olmanın verdiği duygusallıktan olsa gerek, boğazımda düğümlenen hıçkırıkları sıkı sıkıya içimde tutmaya çalışarak ;

- “ Dua edelim. Rabbim tez zamanda ve hayırla kavuştursun sizi" diye teselli etmek istesem de içimden ;

“ Bu masumun gönlüne sabır ver Rabbim” diye dua etmekten başka çarem olmadığından neredeyse emindim. Hani insanın içinde yanar dağlar alevlenir de dışında bir deniz sükuneti tutmaya mecbur kalır ya…

Eve geldiğimde gayri ihtiyari oğluma sımsıkı sarılıp ağladığımı hatırlıyorum.

************

Bu sabah aynı öğrencimi gözleri ışıl ışıl kapıda beni beklerken buldum. Yüzündeki aydınlığa hayret etmiş olsam da selam verip girdim içeri. Yine bir şey sormaya fırsat bulamadan, hızlı adımlarla ve neşe içinde bekleme salonuna geçtiğini gördüm. Göz göze geldiğimizde yanında bulunan misafirleri işaret ederek ;

- “ Hocam! Annem, Babam” diye gösterdi sevinç ile.

- “ Hoşgeldiniz ! Biz sizi dün gittiniz diye biliyorduk” dedim.

- “ Evet, dün gidiyorduk ancak uçağımız rötar yaptı bugüne kaldık, fırsat bu fırsat kızımızı bir kez daha görelim istedik. Bugün gidiyoruz” dediler.

- “ Peki tekrar ne zaman döneceksiniz”.

Soruyu sorduğum anda bin pişman olsam da sormuş bulundum. Bir babanın gözlerinde ümitsizliğin çaresizliğini farkettim. Sanki cevabını çok iyi biliyormuş da sorulmasından korktuğu tek soruymuş gibi. Sustu, imdadına eşi yetişti.

- “ Allah ne zaman nasip ederse. Biz hemen dönmek istiyoruz ancak şartlar çok ağır, izin almak çok zor.”

Bu sözleri söylerken yüreğinde kopan fırtınayı bastırışını, kirpiklerinde asılı kalan gözyaşlarını ve sesinin titremesine karşılık o metin duruşunu hiç unutamayacağım sanırım.

Suskunluğunu bozan baba;

- “ Hocam orada şartlar çok ağır, Müslümanlara zulüm çok. Biz geliriz yahut gelemeyiz, görürüz yahut göremeyiz ama evladımız İslam uğruna güzel yetişsin, kendini kurtarsın, biz olsak da olmasak da” derken,

Kimbilir belki ölüme yürüyoruz, belki bu gidişin bir dönüşü hiç olmayacak. Ancak geldim gördüm ki burası evladım için güzel, çok güzel bir yer diye ima ediyordu sanki.

Sorduğum sorunun mahcubiyetiyle başımı önüme eğdim ve daha fazla bir şey söylemeye cesaret edemedim.

Ancak boğazına düğümlenen hıçkırıkları ve gözyaşlarını daha fazla tutamayan anne;

- “ Hocam ! Kızım önce Rabbime emanet. Siz de kimsesiz bırakmayın” diyerek beni sımsıkı kucakladığında dizlerimizin bağının çözüldüğünü, ayakta durmaya mecalimin kalmadığını hissettim.

Son bir gayretle “Emanetiniz gönlüm üstüne” diyerek salavatladım ve kapıya kadar uğurladım. Kapıdan çıktıktan sonra bile defalarca arkalarına dönüp, kaybolana kadar tekrar tekrar baktıklarını fark ettim. “Sanki evladımızla beraber yüreğimizi de burada bırakıyoruz, yüreksiz vücudu taşımanın ne kadar ağır olduğunu anlatamıyoruz ama yaşıyoruz. Belki gözümüzün nuru olan kızımızı son kez görüyoruz, belki vuslatımız ahirete kaldı” sözlerini bakışlarından okuyorum. Bir dua geçiyor içimden “Rabbim hayırla tekrar buluştur, hayırla tekrar kavuştur”.

Artık ne gözyaşlarımı tutmaya gerek duyuyorum, ne de güçlü görünmeye …..

Evet ;

Biz olmasak da biz görmesek de evladımız yaşasın, mutlu olsun diye kendinden FEDA ederken bir anne baba,

Gözyaşları ile VEDA ederken masum bir kız çocuğu,

Bana da bir EMANET düşüyor Rabbimden !

Bir feda, bir veda, bir Emânet !...

Gönlüm üstüne Rabbim, gönlüm üstüne kabul et !

Yorumlar

(X)
Kapat
-->