Aklını Başına Al..

Bilmelisin ki ey kardeşim. İçinde yaşadığın şu dünyada çok emirler gayeler icraatlar vazifeler vardır.

Fakat sen bunların ne önemini nede bu işlerin sonunu bilmiyorsun idrakide değilsin. Bun lardan biri senin cesedindir.


Evet üstüne giydirilen cesed elbisen genç iken narin güzel bir gül çiçeği gibiysede ihtiyarlığında kuru ve uyuşmuş kış çiçeğine dönüşürsün.
Yine senin bilmediğin çoğu zaman farkında olmadığın idrakinden gafil kaldığın hayatın ve hayvaniyet mertebesindeki cesedindir ki bunun sonu sende ve her vucudlarda ölümdür dağılmadır çürümedir.
 
Biri de senin çok mahluklardan ayırt eden özelliğin insan olma yönündür ki ölüm ile sonsuzluk arasında bir git geldir.
Eğer sonsuzluğun sahibini memnun etme yolunda muhafaza etmen gerekir.
 
Biride ömrün ve yaşayışındır. Bunun ise hududu hep bellidir. Ne fazla ne eksik yaşayabilirsin.
 
O halde senin elinde olan bir güç ve kontrol yoktur. İpin başkasının elindedir.
O başkası ki ondan başkası yoktur.
O bam başkadır.
O halde üzüntü ve keder çekme bitmez bir paydos ver kederlerine.

 
Hem gücünün yetmediği aciz kaldığın ve kaldıramadığın uzun yaşama sevdasından vazgeç dünyaya kazık çakamayacağını aklından çıkarma. Kaldıramayacağın bu yüklerin altına girme.
 
Senin öyle bir vucudun varki bu mükemmel donanımlı bu bedenin senin şahsına ait özel mülkiyetin değildir. Bedeninin sahibi ancak onu yapandır ona ait bir mülk tür. Ve senden daha fazla o vucuduna şefkatlidir.
 
O halde o mülkün hakiki sahibinin arzu ve isteklerinden hariç o sana ait olmayan vucuduna bazı duyguların ve nefsin hatırına arzusuna karışırsan o zaman ciddi zarar etmiş olursun.ümitsizliği insana kazandıran hırs yapmak gibi. Çünkü bir şeyde hırs göstermenin sonucu hasarete uğramandır. Kendi kendini üzmen çıkmaz sokaklara sokmandır.
 
Başına gelen bela ve musibetler her zaman olur. Başa gelen musibetler sıkıntı ve belaların sonu ise vardır bir gün muhakkak biter ömrü azdır. Hem dertlerinden kurtulacağını düşünmek ve o dertlerden kurtulmak sana sonunda o musibetlerden kurtulmaktan gelen öyle bir lezzet verir ki bu lezzeti başka hiç bir şeyde alamasın. Çünkü geçmiş ömrüne baktığın zaman ya oh diyeceksin ya tüh diyeceksin. Sana tüh dedirten yaşadığın güzel günlerin bitmiş olması sana ohh dedirten çektiğin zor günlerin geçmiş bitmiş olması olacaktır.
 
Hem sen bu dünyada herkes gibi misafirsin. Buradan ebedi bir hayata gidiyorsun. Misafir olan kimse ise beraberinde getirmediği bir şeyi kalbine bağlamaz. Çırılçıplak geldin bu dünyaya geldiğin gibi gidiyorsun o halde kalbini neye bağlarsan seninle gelmeyecek götürmüş olsan da sana bir fayda vermeyecektir. O halde kalbini öyle bir şeye bağla ki o senin sahibin olsun o seninle bu yolculuğunun her anında seninle beraber olsun.
 
Bir su damlası olarak bir vücud dan başka bir vücuda ayrıldığın gibi bir et parçası olarak anne karnından dünyaya ayrıldığın gibi bebekliğinden çocukluğa ayrıldığın gibi çocukluğundan gençliğine ayrıldığın gibi gençliğinden de ihtiyarlığa ayrıldığın gibi ölüm ile bu dünyadan ayrılacaksın.
 
Öyle ise aziz ve izzetli şerefli olarak ayrılmaya çalış ve vücudunu o vücudu icat edene feda et ki karşılığında hesapsız mükafat ve nimetler alasın.
 
Eğer bu dediklerimi yapmazsan bunları dikkate almazsan ömrün boş boşuna akıp gidecek. Hiçbir kazancın olmayacak ve sonuçta mecburi istikamet o vücudunun sahibi kendisine ait olan o emaneti senden geri alacak ama sen o emaneti korumadığın onun istediği gibi muhafaza etmediğinden ruhun ve duyguların çok azap çekecek. Keşke bana ait olmayan bütün her şeyi hakiki sahibi kimse onun istediği şekilde muhafaza etseydim diye ahu eninler edeceksin. Kaçışın yok bunu bilesin.
 
Diyorsun ki bana sen nerden biliyorsun gidip te gelen mi var. Evet gittim gördüm gezdim ve şimdide şahit olduklarımı sana söylüyorum. Azıcık aklı olan görünen köyün kılavuz istemeyeceğini bilir anlar. Hangi harfi gördün ki katibi yoktu. Hangi iğneyi gördün ki ustası yoktu. Hangi köyü gördün ki muhtarı yoktu.
 
O halde aklını başına al. O akıl ve kalbini, şehvani nefsani duygularına esir edipte boş boşuna azıcık geçici lezzetler için perişan edip ömrünü heba etme. Emin ol toprağın soğuk kucağına atıldığın zaman tekrar geri dönüşün asla olmayacak. Orda işin bitti işte. O halde işin bitmesin keyfine bak. Sana ait olmayan her şeyi tespit et fark et ve onların sahibi kimse onları onun istediği şekilde kullanmaya bak. Bu kadar basit.
 
Eğer kendi vücuduna güvensen itimat etsen hep zarara düşersin. Ama sana ait olmayan o vücudunu onun sahibi adına terk edersen sonsuz bir vücudu kazanır ve o vücut ile sonsuz lezzetlerle var olursun o vücudu kazanmaya hak kazanırsın.
Yok sen hala vücuduna kıymet vermek düşüncesinde isen o vücuttan senin elinde ancak anlık aldığın geçici lezzetler ve hayalleri kalır. Fakat bütün özellik ve duygularıyla beraber hepsi elinden uçar gider ah vahlar sana getirir. O halde o tek elinde kalan faydası olmayan meşru olmayan lezzeti de terk et vazgeç o zaman sonsuz nurlu bir vücut kazanırsın.
 
Dünyanın lezzetleri ise bütün canlılar için kısmete bağlıdır. Yani senin istediğin kadar değil, o lezzetlerin de sahibinin sana verdiği ve vereceği şekilde sınırlıdır. O halde aklı başında olan bir insan bununda derdini çekip kendi kendine üzüntü vermez.
Dünyanın akibeti ne olursa olsun, lezaizi terketmek evlâdır.
 
Dünyanın sonu ne olursa olsun haram lezzetleri terk etmek her zaman faydalıdır. Çünkü dünyanın sonu ya ebedi saadettir saadet ise şu geçici dünyada nefsi haram lezzetlerin terkiyle mümkündür. Yada bu dünyanın sonu senin için sürekli bir şikayet halidir. Gençliğinden ihtiyarlık sabahı ile uyandığında bu son dediğimi gayet iyi anlıcaksın. Yahut ihtiyarlarla şimdi git görüş bu meseleleri onlara sor sana hem hal hem kal lisanı ile göz yaşları içinde neler anlatacak bir dinle. Elbet hak vermek istemeyen o nefsin bu ifadelerime hak verecek dorusun diyecektir. Nefsinin ve nefsimin hatırı için cümlelerimi eğip bükemem bu işin gerçeği budur dorusu budur. Bana cenneti vereceksen böyle bir vaadin varsa hadi gel ver. Yoksa sus ve susalım hakikat neyse onun için varlığımızı o hakikatlara adıyalım.
 
Hem ölüm ve idam haberini alan bir insanın gözü önüne bir süslü sofra ve eğlence düzenlense o adam o sofranın aldatıcı ve geçici lezzetlerinden ebedi lezzet alabilir mi?
 
Dünyayı soruyorsun bana dünya sana kendisi cevap versin. Diyor ki sana ben dünyayım bir üzüm yedirir sana yüz tokat atarım. Sana sunduğum haram lezzetler zehirli bal gibidir. Yerken tadına doyamazsın fakat öyle bir acı veririm ki daha tedavi de olunmazsın. Hem her dakika bak bana ben ki dünyayım her saniyede benden sıkıntı azap üzüntü çekenleri çektirdiklerimi göreceksin. Bu kadar çekeceğin ve çekme ihtimalinde olduğun bu elemler aldığın geçici haram lezzetlere tercih edilmez etmemelisin.
 
İşte ey Yasincik. Bu laflarım sana ilandır. Seninle beraber gönül bağı kuranlaradır.
Başka bir yazımda görüşmek üzere sonsuz lezzetlerde sonsuz mutluluklarda buluşmak dileğimle…

yazar:Süleyman Yasin Akdeniz

Yorumlar