Hüsn-ü zan sahibi olanların kalp krizi geçirme riski daha düşük

Hüsn-ü zan sahibi olanların kalp krizi geçirme riski daha düşük
 
Hüsn-ü zan yani iyimser olmanı bir çok faydası var 
 
Bardağın dolu olan kısmını görenlerdenseniz kalp krizi yaşama riskiniz daha düşük. Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) New York kentinde kardiyolog ve davranış bilimcilerin ortaklaşa yürüttüğü bir araştırmaya göre "iyimser" olan insanların kalp krizi geçirme riski yüzde 35 daha az.
 
İyimserliğin ayrıca kanser, bunama ve diyabet gibi prematüre ölümlere sebep olan hastalıklara yakalanma riskini de yüzde 14 azalttığı belirtildi.
 
Çalışmada, iyimser bir insanın daha sağlıklı bir yaşam tarzı benimseme, daha fazla egzersiz yapma eğiliminde olduğuna dikkat çekiliyor.
 
Jama Ulusal Tıp Dergisi'nde yayımlanan araştırmada 14 yılda 230 bin kadın ve erkek üzerine yapılan çalışmaların verileri incelendi.
 
Çalışmayı yöneten nükleer tıp uzmanı Alan Rozanski'ye göre bu sonuçla hastalıkların nedenlerine direk müdahale edilemese de koruyucu sağlık alanında ciddi ilerleme kaydedilebilir.
 
"İyimserlik kardiyovasküler ve psikolojik faydaları keşfetmek, kardiyoloji ve daha birçok alanda bize yeni kapılar açıyor" diyen Rozanski, uzun vadede bu sonuçların depresyon hastalarına yardımcı olmak için bilişsel-davranışçı terapi yöntemlerini geliştirmeye ışık tutacağını umuyor.
 
Geçtiğimiz aylarda Boston Üniversitesi'nden bir başka çalışma hayata negatif bakanlara kıyasla iyimserlik duygusuna sahip insanların daha uzun yaşadığını ortaya koyan bir çalışma yayınlanmıştı. 
 
HÜSN-Ü ZAN
 
Zan, sanmak, tahmin etmek mânâsına gelir. Hüsn-i zan, iyiye de kötüye de yorumlanabilecek bir işe güzel yönünden bakmak demektir. Bunun zıddı su-i zan olup “her şeye menfi yönden bakmak, insanların işlerini ve davranışlarını kötüye yormaktır.”
 
“Ey iman edenler. Zandan çok sakının. Çünkü zannın bazısı günahtır.” (Hücurât, 12)
 
Bir hadisede kesinlik varsa orada zanna yer olmadığı açıktır. Meselâ, bir insan alenen küfrü savunuyorsa burada zan söz konusu olamaz ve o adamın küfrüne hükmedilir; ama bir müminin ağzından küfür sözleri çıktığında, ona hemen kâfir damgası vurmak yerine, hüsn-ü zan yolunu tutmak ve o sözü küfründen değil, cehaletinden söylediğini düşünmek tedbir ve temkine en uygun olanıdır.
 
İnsanı su-i zanna sevk eden en önemli sebep, kendi mizacının bozukluğu yahut hayat düzeninin çarpıklığıdır. Daima karşısındakileri aldatan bir insan, herkesin sözlerini şüphe ile karşılar ve her işin altında bir hile, bir oyun arar.
 
Hüsn-ü zannın en önemli bir kullanım yeri, insan iradesini aşan musibet ve felâketlerde kaderin bir hikmet ve rahmet yönü olduğunu düşünüp şikâyet ve isyandan sakınmaktır. Allah Resulü (asm.) bu mânâyı şu hadis-i şerifiyle ders veriyor: “Allah’a hüsn-ü zan ibadettir.”
 
Bediüzzaman Said Nursi, “Kaderin her şeyi güzeldir.” deyip, maruz bırakıldığı bütün zulümlerde ve sıkıntılarda daima kaderin adaletini ve gizli güzelliklerini aramış ve bu hususta çok harika bir örnek sergilemiştir:“Bizler için şimdi her şeyin iyi tarafına ve güzel cihetine ve ferah verecek vechine bakmak lâzımdır ki mânâsız, lüzumsuz, zararlı, sıkıntılı, çirkin, geçici haller nazar-ı dikkatimizi celbedip kalbimizi meşgul etmesin.” (Şualar) 
 
Kaynak: risalehaber.com
 

Yorumlar