Hat sanatına ömrünü adadı

Hat sanatına ömrünü adadı
 
Hattat Turan Sevgili, 55 yıllık sanat hayatında, yaptığı eserlerle hat sanatının gelişmesine katkı sağladı.
 
Hat sanatı, İslam tarihi boyunca Kur'an-ı Kerim'den ilham alan hattatların çalışmalarıyla ayetleri, hadisleri ve anlamlı sözleri en güzel şekilde yazıya geçirmek için geliştirildi.
 
"Kur'an Mekke'de indi, Mısır'da okundu, İstanbul'da yazıldı." diye bilinen anonim bir sözde de, hat sanatının İstanbul'da geliştiğini ve zirveye ulaştığını anlatıyor.
 
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçişte hat sanatının en büyük ustalarından biri olan Hattat Hamid Aytaç'ın talebelerinden Hattat Turan Sevgili, 55 yıllık sanat hayatında hat sanatına birçok eser kazandırdı.
 
Hat sanatının anlamını ve kendi sanat yaşamını anlatan Sevgili, İslam medeniyetinin gelişmesinde hat sanatının da önemli yeri olduğunu söyledi.
 
Türklerin hat sanatına önem verdiğini dile getiren Sevgili, şöyle konuştu:
 
"Hat sanatı konusunda Kur'an'a hizmet, dine hizmet anlayışı olduğu için Türkler son derece önem veriyorlar ve sanatı geliştiriyorlar. Bu sanat, Türklere geçince olay daha farklı boyutlar kazanıyor. Türkler bunu geliştiriyorlar, çok büyük ustalar yetiştiriyorlar. Bunlar dine ve Kur'an'a hizmetten dolayı.
 
Böylece hat sanatı, Türklerle beraber bir medeniyet unsuru haline gelmiş ve gelişmiştir. Hat disiplini olan, ölçüleri olan bir sanat, ciddiyet isteyen bir sanat ama bununla beraber kompozisyon üretmede ressamlığın ve grafikerliğin mutlaka faydaları oluyor.
 
Denge yönünden resimdeki söylediğimiz gibi leke esprisi yönünden nerede ne yapılırsa daha güzel durur daha göze hoş gelir veya normlarla daha yakın olabilir bunlara resmin ve grafik formatlarının etkisi var muhakkak."
 
"Bugün hat sanatına ilgi var"
 
Hocası Hamit Aytaç'ın, Osmanlı ve Cumhuriyet arasında hat konusunda bir köprü görevi gördüğünü belirten Sevgili, "Bir fetret devri geçirdi hat sanatı. Hamid Bey geçmiş dönemle Cumhuriyet dönemi arasında bir köprü vazifesi görmüştür. Gerçekten büyük çileler çekmiş, hat sanatını günümüze taşımıştır. Ancak bugün yaygın olarak gençlerde hat sanatına merak var.
 
Gayet tabii bunlarla meşgul olanların hepsi zirveye ulaşacak çok büyük varlıklar gösterecek iddiasında bulunamayız ama bu yoğunluktan dolayı yine belki eskisinden daha çok olarak hattatlarımız yetişecektir, ben ümitliyim.
 
Çünkü şu anda yaşayan genç arkadaşlarımız arasında da bu işi çok güzel kotaran, yapan güzel eserler üreten arkadaşlarımız var. Bu bakımdan geleceğe ben ümitle bakıyorum." diye konuştu.
 
"Hat, sabır, çalışmak, azim ve fedakarlık isteyen bir sanat dalı"
 
Sevgili, Hamid Aytaç'ın Türkiye'den ve yurt dışından çok sayıda kişiye hocalık yaptığını ve hat sanatının günümüze ulaşmasında büyük emekleri olduğunu söyledi.
 
Hat sanatının sabır isteyen bir uğraş olduğunu dile getiren Turan Sevgili, şu değerlendirmelerde bulundu:
 
"Hat sanatı, sabır isteyen, çalışmak isteyen, azim isteyen, fedakarlık isteyen bir sanat dalı. Geçmişte biz bu işlerle meşgul olurken insanlar bakıyorlar saatlerce bunlarla uğraşıyorsun bıyık altından gülüyorlar.
 
Bizim dönemimizde de aşağı yukarı öyleydi yani Hamid Bey kadar olmasa bile o dönemlerde bize de bıyık altından gülüyorlardı ama sabrettik, etmek gerekir. Genç arkadaşlarımızın da yapacağı şey sabretmek, gönül vermek, çilesini çekmek, azimle çalışmak. Kur'an, bir Müslüman'ın yaptığı işi düzgün yapmasını söyler.
 
Ashabdan birisi vefat eder götürürler, gömerler, üzerini toprakla örterler ama bir tarafını hafif gedik bırakırlar. Peygamberimiz sorar 'Niçin böyle yaptınız, düzgün yapmadınız?' diye. Müslüman yaptığı işi dört dörtlük yapan insandır, en basit iş dahi olsa. Yani bu bakımdan zaten Kur'an'a hizmet dine hizmet anlayışı olduğu için bu başlı başına bir motivasyon faktörüdür. Böylesine kutsi bir tarafı olan hat sanatında bu özverinin ve gayretin, itinanın daha iyi olması icap eder."
 
Sevgili, Allah rızasının da sanatı yaparken önemli olduğunu dile getirerek,"Her şey de olduğu gibi kulluk bilinci içerisinde de tüm eylemlerde Allah rızası vardır. Hat sanatı veya buna benzer klasik sanatlardaki kabiliyetler Allah'ın bizleri yaratırken fıtratımıza nakşettiği şeylerdir, bize ait değildir onun için sahibini bilmek icap eder." ifadelerini kullandı.
 
Kaynak: trthaber.com

Yorumlar