Ramazan Risalesi - 4 -

 

 

Ramazan-ı Şerifin sıyâmı (orucu),

Kur’ân-ı Hakîmin nüzulüne(indirilmesine) baktığı cihetle ve

Ramazan-ı Şerif, Kur’ân-ı Hakîmin en mühim zaman-ı nüzulü(indirilme zamanı) olduğu cihetindeki çok hikmetlerinden birisi şudur ki:



Kur’ân-ı Hakîm, madem şehr-i Ramazan’da (Ramazan ayında) nüzul etmiş(indirilmiş).

O Kur’ân’ın zaman-ı nüzulunu istihzar(hazır etmek ile) ile,

o semâvî hitabı hüsn-ü istikbal etmek için(güzel karşılamak için)

 

Ramazan-ı Şerifte nefsin hâcât-ı süfliyesinden(bayağı, sıradan ihtiyaçlarından)

ve mâlâyâniyat hâlâttan(boş işlerle uğraşmaktan) tecerrüt (soyutlanmak)

ve ekl ve şürbün(yeme içmenin)  terkiyle melekiyet(meleklik) vaziyetine benzemek

 

ve bir surette o Kur’ân’ı yeni nâzil oluyor(indiriliyor) gibi

okumak ve dinlemek

 

 ve ondaki hitâbât-ı İlâhiyeyi(ilâhi hitabı)

 

güya geldiği ân-ı nüzulünde(indirilme anında) dinlemek

 

ve o hitabı Resul-i Ekremden (a.s.m.) işitiyor gibi dinlemek,

 

belki Hazret-i Cebrâil’den,

belki Mütekellim-i Ezelîden

(Ezelî kelâm sıfatına sahip olan ve konuşması,

hiçbir varlığın konuşmasına benzemeyen Allah’dan)

dinliyor gibi

 

bir kudsî hâlete(kutsal, mukaddes bir hâle)

mazhar olur(nail olur, erişir).

 

 

Ve kendisi tercümanlık edip başkasına dinlettirmek ve Kur’ân’ın hikmet-i nüzulünü(indiriliş gayesini) bir derece göstermektir.

Evet, Ramazan-ı Şerifte güya âlem-i İslâm bir mescid hükmüne geçiyor.

Öyle bir mescid ki, milyonlarla hâfızlar,

o mescid-i ekberin(en büyük mescidin) köşelerinde o Kur’ân’ı,

o hitab-ı semâvîyi(Allah’ın semâvî hitabını) arzlılara(dünyalılara) işittiriyorlar.

 

 

 

 

Her Ramazan, شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِۤى اُنْزِلَ فِيهِ الْقُرْاٰنُ 

“Ramazan ayı, kendisinde Kur’ân’ın indirildiği aydır.”

 Bakara Sûresi, 2:185,

âyetini nuranî, parlak bir tarzda gösteriyor; Ramazan Kur’ân ayı olduğunu ispat ediyor.

O cemaat-i uzmânın(büyük cemaatin) sair efradları, bazıları huşû ile o hâfızları dinlerler.

Diğerleri kendi kendine okurlar.

Şöyle bir vaziyetteki bir mescid-i mukaddeste(mukaddes mescidde), nefs-i süflînin hevesâtına tâbi olup(süfli nefsin heveslerine uyarak), yemek içmekle o vaziyet-i nuranîden(o nurani vaziyetten) çıkmak ne kadar çirkinse

ve o mesciddeki cemaatin mânevî nefretine ne kadar hedef ise, öyle de,

Ramazan-ı Şerifte ehl-i sıyâma(oruç tutanlara) muhalefet edenler de o derece umum âlem-i İslâmın mânevî nefretine ve tahkirine hedeftir.

 

 

Risale-i Nur Külliyâtı/ Yirmi Dokuzuncu Mektup

Yorumlar

(X)
Kapat
-->