Cinsel Kimlik Kargaşası


Cinsellik, temel bir içgüdüdür. Cinsel işlevler, başta merkezi sinir sistemi, beş duyu ve genital organlar başta olmak üzere ,vücudun ürettiği 30'dan fazla hormon ve kimyasal maddenin katılımın olduğu karmaşık bir etkileşimi ile yürütülen bir süreçtir.
 
Çocuk 2.5 - 3 yaşlarında cinsel farklılıkları algılamaya başlar. Bu yaşta verilen eğitim, çocuğun ruhaniyeti, hormonlar, yaşadığı ortamın biyopsikososyal ve dini yaklaşımların yansıması ilerideki cinsel tercihlerinin belirlenmesine etkendir.
 
Çocuk yaşlarda kız çocuğun erkek gibi veya erkek çocuğun kız gibi yetiştirilip kıyafet tercihini oyuncaklarını da o yönde yapılması sonucunda ilerde o şahısların cinsel kimlik sorunu yaşayabildiği görülmüştür.
 
Kimilerinde ise nedeni açıklanamayan genetik yatkınlık söz konusu olup çevresel etkenlerle de belki de ortaya çıkmayacak kimliğin aktifleşerek sapkınlığa neden olduğu düşünülmektedir. Bu anlamda, insanı derin derin düşünmeye sevk edenbir hadis vardır.
 
“Rasulullah(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) erkeklerden kadınlara benzeyenlere ve kadınlardan erkeklere benzeyenlere lanet etti.” (Buhari Fethu’l-Bari 10/332)
 
Çevresel ve sosyal, kişisel tercihler yani ipek altın gibi kadınsı nefsani içeriği barındıran kıyafet ve takıların tercihi de psikolojik veya psikosomatik hormon yapısını dahi etkileyebilecektir.
 
Hormonları etkileyen mekanizmalar, işitsel, görsel, mevsimsel, stres ve kişinin yaşadığı etkenlerin üzerinde oluşturduğu iletilerin beyne aktarılması sonucu varyantlar gösterebilecektir.
 
Ömer (r.a.) rivayet ediyor: Resûlullah bir elinde altın, diğer elinde ipek olduğu halde yanımıza geldi ve şöyle buyurdu: "Bu ikisi ümmetimin erkeklerine haram, kadınlarına ise helâldir." (İbni Mâce, Libas: 19) 
 
Gerçek o ki, ipek giysiler ve altın takılar dünya gözüyle kadına yakışmaktadır. Altın takılar, kadınsı kıyafetlerin giyimi ile kişilerin cinsel kimliklerinde hasarlanma olabileceği gibi toplumda yaşayan insanlarca suizanda bulunulup olmadık iftiralara, tacizlere maruz kalınmasına sebebiyet verecek ve çevresel huzursuzluğa neden olabilecek, sonuç itibariyle cinsel kimlik bozukluğu yaşanılmaması için de kadınların erkeksi giysi takı ve erkeği çağrıştıracak benzeşmelerden kaçınması gerektiği gibi erkeğin de kadınsı takı ve giysilerden uzak durması gerekmektedir.
 
Bazı uzmanlar bunun hastalık değil cinsel yönelim bozukluğu olduğunu ve  bozukluğun psikyatrik terapiye cevap vermediği düşünse de  tedaviye cevap veren önemli oranda vakaların da mevcut olduğunu vurgulamaktadır.
 
Önerilen; kişilerin bu şekilde yönelimleri olsa bile  otokontrolle eyleme geçmelerine engel olmaları ve tıbbi destek alma yolunu tercih etmeleridir.
 
Yapılan kimi çalışmalarda, eşcinselliğin zihinsel uyarı altında devam ettiği için tedaviye cevap vermediği görülmüştür. Zihnin bu uyarılardan uzak kalmasının önemli bir yolu da Peygamberimizin belirttiği üzere çocuk yetiştirmek, sünnet ve hadislere kulak verip onları hayata geçirmektir.
 
Hakkıyla anlaşılıp değerlendirildiğinde Kuran ve hadis bilimde kapalı kalmış,  henüz çözüm getirilemeyen problemlerin çözülmesine ve kargaşa içerisindeki karanlık bilgilerin gün ışığına çıkmasına yardımcı olacaktır.

Yorumlar