1.söz Metin Tahlili

 

 

 

TAKİP   EDİLECEK  METOD

 

1.      Mevzunun ana gayesi nedir, ne anlatılmak isteniyor tesbit etmek.

2.      Anlatılmak istenen maksad, mevzu sonuna kadar takip edilmeli, ana maksattan kopmamalı.

3.      O maksadı isbat için getirilen temsilleri, temsillerin tatbikatlarını ve onlardaki cümleleri tahlil etmek. Yani bizi maksadımıza götüren cümleleri tahlil etmek.

4.      Mevzudaki sualleri çıkarmak.

5.        Mevzunun fehmi teshil eden görsel tanzimini ve tasnifini yapıp ana hatlarını belirlemek. 

 

MEVZUNUN ANA GAYESİ

 

Bismillahın ne kadar kıymettar bir şeair-i islamiye olduğunu  

ve bütün mevcudat lisan-ı hal ile Bismillah dediğini  

ve Bismillah tükenmez bir kuvvet ve bitmez bir bereket olduğunu beyan ediyor.

 

 

 

 

  بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ  

  وَ بِهِ نَسْتَعِينُ  

  اَلْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى آلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِينَ  

 

 

Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin. Sen bir asker olduğun için askerlik temsilâtıyla, sekiz hikâyecikler ile birkaç hakikatı nefsimle beraber dinle. Çünki ben nefsimi herkesten ziyade nasihata muhtaç görüyorum. Vaktiyle sekiz âyetten istifade ettiğim sekiz sözü biraz uzunca nefsime demiştim. Şimdi kısaca ve avam lisanıyla nefsime diyeceğim. Kim isterse beraber dinlesin.

 

  Birinci Söz  

 

Ø      "Bismillah" her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız.

Ø      Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslâm nişanı olduğu gibi,

Ø      bütün mevcudatın lisan-ı haliyle vird-i zebanıdır.

Ø      "Bismillah" ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak dinle. Şöyle ki:

Bedevi Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabîle reisinin ismini alsın ve himayesine girsin.şakilerin şerrinden kurtulup hacatını tedarik edebilsin. Yoksa tek başıyla hadsiz düşman ve ihtiyacatına karşı perişan olacaktır.

 

bir kabîle reisinin ismini alsın = şakilerin şerrinden kurtulsun=Yoksa hadsiz düşmana karşı perişan olacaktır.

bir kabîle reisinin himayesine girsin.= hacatını tedarik edebilsin= Yoksa ihtiyacatına karşı perişan olacaktır

İşte böyle bir seyahat için iki adam, sahraya çıkıp gidiyorlar. Onlardan birisi mütevazi idi. Diğeri mağrur... Mütevazii, bir reisin ismini aldı. Mağrur, almadı...

Alanı, her yerde selâmetle gezdi. Bir katı-üt tarîke rast gelse, der: "Ben, filan reisin ismiyle gezerim." Şaki defolur, ilişemez.

Bir çadıra girse, o nam ile hürmet görür.

Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belalar çeker ki, tarif edilmez. Daima titrer, daima dilencilik ederdi. Hem zelil, hem rezil oldu.

 

İşte ey mağrur nefsim!

Sen o seyyahsın.

Şu dünya ise, bir çöldür.

Aczin ve fakrın hadsizdir.

Düşmanın, hacatın nihayetsizdir.

Madem öyledir; şu sahranın Mâlik-i Ebedî'si ve Hâkim-i Ezelî'sinin ismini al.

Tâ, bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisatın karşısında titremeden kurtulasın.

 

Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki:

Senin nihayetsiz aczin ve fakrın, seni nihayetsiz kudrete, rahmete rabtedip Kadîr-i Rahîm'in dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçı yapar.

Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki: Askere kaydolur. Devlet namına hareket eder. Hiçbir kimseden pervası kalmaz. Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır.

 

Başta demiştik: Bütün mevcudat, lisan-ı hal ile Bismillah der. Öyle mi? 

Evet, nasılki görsen: Bir tek adam geldi. Bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevketti ve cebren işlerde çalıştırdı.

Yakînen bilirsin; o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket etmiyor. Belki o bir askerdir. Devlet namına hareket eder. Bir padişah kuvvetine istinad eder.

 

Öyle de her şey, Cenab-ı Hakk'ın namına hareket eder ki; zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar.

 

Demek herbir ağaç, "Bismillah" der. Hazine-i Rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor.

 

Her bir bostan, "Bismillah" der. Matbaha-i Kudret'ten bir kazan olur ki; çeşit çeşit pekçok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor.

 

Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar "Bismillah" der. Rahmet feyzinden bir süt çeşmesi olur. Bizlere, Rezzak namına en latif, en nazif, âb-ı hayat gibi bir gıdayı takdim ediyorlar.

 

Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, "Bismillah" der. Sert olan taş ve toprağı deler geçer. Allah namına, Rahman namına der, her şey ona müsahhar olur.

 

Evet havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi,

o sert taş ve topraktaki  köklerin kemal-i sühuletle intişar etmesi ve yer altında yemiş vermesi;

hem şiddet-i hararete karşı aylarca nazik, yeşil yaprakların yaş kalması;

tabiiyunun ağzına şiddetle tokat vuruyor. Kör olası gözüne parmağını sokuyor ve diyor ki:

En güvendiğin salabet ve hararet dahi, emir tahtında hareket ediyorlar ki;

o ipek gibi yumuşak damarlar, birer asâ-yı Musa (A.S.) gibi فَقُلْنَا اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَ emrine imtisal ederek taşları şakk eder.

 Ve o sigara kâğıdı gibi ince nazenin yapraklar, birer aza-yı İbrahim (A.S.) gibi ateş saçan hararete karşı  . يَا نَارُ كُونِى بَرْدًا وَ سَلاَمًا âyetini okuyorlar.

 

            Madem her şey manen "Bismillah" der. Allah namına Allah'ın nimetlerini getirip bizlere veriyorlar. Biz dahi "Bismillah" demeliyiz. Allah namına vermeliyiz. Allah namına almalıyız. Öyle ise, Allah namına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız...

 

Sual: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiat veriyoruz. Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiat istiyor?

 

Elcevab: Evet o Mün'im-i Hakikî, bizden o kıymettar nimetlere, mallara bedel istediği fiat ise; üç şeydir.

Biri: Zikir. Biri: Şükür. Biri: Fikir'dir.

Başta "Bismillah" zikirdir.

Âhirde "Elhamdülillah" şükürdür.

Ortada, bu kıymettar hârika-i san'at olan nimetler Ehad-i Samed'in mu'cize-i kudreti ve hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derketmek fikirdir.

Bir padişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp, hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de; zahirî mün'imleri medih ve muhabbet edip, Mün'im-i Hakikî'yi unutmak; ondan bin derece daha belâhettir.

 

            Ey nefis! böyle ebleh olmamak istersen; Allah namına ver, Allah namına al, Allah namına başla, Allah namına işle. Vesselâm.

 

  * * *

 

SUALLER

 

1.      “Bedevi Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki........” diye başlayıp devam eden temsille bismillahın hangi hakikatı anlatılmak isteniyor? 

2.      Bedevi Arab çöllerinde seyahat eden adam niçin bir kabîle reisinin ismini alması ve himayesine girmesi gerekiyor? 

3.      İnsanın nihayetsiz aczi ve fakrı insanı nereye raptediyor? 

4.      “Bedevi Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki......  diye başlayan temsildeki Mütevazii, Mağrur, çöl, katı-üt tarîkten maksad nelerdir? 

5.      Bütün mevcudat, lisan-ı hal ile nasıl Bismillah dediğini bir misalle anlatınız. 

6.      Her bir bostan, nasıl "Bismillah" der? 

7.      En güvenilen salabet ve hararetin emir tahtında hareket ettiğini nasıl anlarız? 

8.      Hangi varlıklar  neye karşı  .يَا نَارُ كُونِى بَرْدًا وَ سَلاَمًا âyetini okuyorlar. 

9.      Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiat veriyoruz. Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiat istiyor? 

10.  Zahirî mün'imleri medih ve muhabbet edip, Mün'im-i Hakikî'yi unutmak; ne derece belâhet olduğunu bir misalle anlatınız. 

 

 

LÜGATLER

 

 

BİRİNCİ SÖZ 

 

 âhirde: sonda (yedikten veya faydalandıktan) sonra 

medih ve muhabbet edip: övüp sevgi göstererek 

 

âb-ı hayat: yaşamaya sebeb olan su (süt) 

mevcudat: varlıklar, yaratılan her şey 

 

acz: güçsüzlük 

miskin: değersiz, rütbesiz 

 

ahalisini: halkını 

mu’cize-i kudreti: (Allah’ın cc) kudret mu’cizesi, yani Allah’ın sonsuz güç ve kuvvetinin hârika ve benzeri yapılamaz üstün eseri 

 

avam: halk 

muhtelif: birbirinden farklı 

 

âzâ-yı İbrahim (A.S.): Eski Mezopotamya Kralı Nemrut tarafından ateşe atılan İbrahim Peygamber’in (A.S.) el, kol, baş gibi vücud organları 

musahhar olur: itaat eder, hizmet için çalışır 

 

bedevî: göçebe yaşayan 

mübarek: kutsal   

 

belâhet: aptallık, akılsızlık 

Mün’im-i Hakikî: ni’metlerin gerçek sahibi 

 

bereket: Allah’ın nimet bolluğu 

mün’imleri: nimet vericileri, iyi ve faydalı şeyler verenleri 

 

Bismillah: “Allah’ın ismiyle başlarım” sözü 

mütevazi: alçak gönüllü, olgun ve anlayışlı 

 

bostan: bağ- bahçe 

nam: isim, ad 

 

cebren: zorla 

nâzenin: çabuk etkilenen, incecik 

 

definedir:gizli hazinedir 

nazif: temiz 

 

dergâhında: mânevî yakınlığında, kapısında, huzurunda 

nâzik: çabuk etkilenir ve bozulur, ince, dayanıksız 

 

derketmek: anlamak 

nebat: bitki 

 

ebleh: ahmak, akılsız, aptal 

nefis: günaha itici isteklerinin yerine gelmesini isteyen benlik 

 

Ehad-i Samed’in: Ehad ve Samed olan Allah’ın (cc), her bir eseriyle birliğini gösteren  ve herşey kendisine her an muhtaç olup kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah’ın (cc) 

nefsim!: kendi benliğim! 

 

fakr: fakirlik 

nihayetsiz: sonsuz, son derece 

 

feyz: verimlilik, bolluk 

perva: korku 

 

fikir: düşünmek 

Rahman: sonsuz merhamet sahibi (Allah cc) 

 

gafil: Allah’ı unutmuş olan 

rahmet: Allah’ın (cc) merhameti 

 

hâcâtın: ihtiyaçların 

raptedip: bağlayıp 

 

hâdisatın: hâdiselerin, olayların 

reisin: başkanın 

 

hadsiz: sınırsız, sayısız 

rezil: horlanmış ve ayıplanmış 

 

hakikî: gerçek 

sahra: çöl 

 

hararet: sıcaklık 

salâbet ve hararet: (taştaki) sertlik ve (güneşteki) sıcaklık 

 

hârika-i san’at: san’at hârikası, benzeri yapılamaz san’at 

salâbet: sertlik 

 

hazine-i Rahmet: rahmet  hazinesi 

selâmetle: güvenlik içinde, korkusuzca 

 

hediye-i rahmeti: rahmetinin hediyesi,  

seyyahsın: yolcusun 

 

himayesine: koruması altına 

sual: soru 

 

hürmet: saygı 

sühulet: kolaylık 

 

ihtiyâcâtına: ihtiyaçlarına 

şakî: yol kesici, soyguncu, eşkiya 

 

imtisal ederek: uyarak 

şakk eder: yarar, parçalar 

 

intişar: yayılma 

şefaatçı: affedilme ve dileğine erme vesilesi, yardımcı 

 

İslâm nişanı: müslümanlık işareti  

şerrinden: kötülüğünden 

 

istinad eder: dayanır 

şiddet-i hararete: yüksek sıcaklığa 

 

kabile: göçebe akraba topluluğu 

şükür: şükredip sevincini ve borçluluğunu belirtmek ve ni’meti veriliş gayesine uygun kullanmak 

 

Kadîr-i Rahîm’in: her şeye gücü yeten ve çok şefkatli ve merhametli olan Allah’ın (cc) 

taamlar: yemekler, yiyecekler 

 

katı-üt tarike: yol kesiciye, eşkiyaya 

tabiiyyunun: varlıkları yapan tabiattır diyen inkârcıların, tabiatçıların 

 

kemal: tam 

tablacı: sergici, pazarcı 

 

kemal-i sühuletle: çok kolaylıkla 

tablacılık ediyorlar: sergileyip bize uzatıyorlar 

 

kıymettar: kıymetli 

tahtında: altında 

 

kudret: güç ve kuvvet 

temsilâtiyle: temsilleriyle, örnekleriyle (_den alınan örneklerle) 

 

latif: hoş, iyi 

vird-i zebânıdır: devamlı okunan söz, zikir 

 

leziz: lezzetli 

yakînen: kesinlikle, şüphe etmeden, gözle görür gibi 

 

lisan-ı hâl: hal dili, durumu 

zahirî: görünüşteki 

 

mağrur: kendini beğenmiş, gururlu 

zelil: aşağılanmış, küçük düşmüş 

 

makbul: beğenilen, kabul edilen 

zerrecikler: küçücük tanecikler 

 

Mâlik-i Ebedî’si: ebedî sahibi, ölümsüz sahibi (Allah c.c.) 

zikir: Allah’ı (cc) hatırlayıp anmak 

 

mânen: manevî olarak 

ziyade: çok 

 

matbaha-i Kudret’ten: Allah’ın sonsuz gücünün mutfağından 

 

 

medh etmek: övmek 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

tamda ihtiyacım olan şey...

tamda ihtiyacım olan şey... sıra ile mi tahlil yapılacak, Allah razı olsun

Hergün elimdeki dökümanlari

Hergün elimdeki dökümanlari paylasmaya calisacam insaallah,siralama olarak hepsi yoktur maaalesef.Cenab-i hak istifadeyi nasip etsin.

selam ve dua ile..

(X)
Kapat
-->