Mutlu Azınlığın Hassas Mutsuzları

 
Çocuklarımızı yetiştirirken düşünülecek çok şey var
 
Kızımın en sevdiği eğlencelerden birisi, benimle belediye otobüsüne binip, birkaç durak gittikten sonra Boğaz’ı enlemesine geçen nadir vapurlardan birisine atlayıp yola devam etmek. Bunu yaptığım her seferinde, Türkiye toplununum, en fazlasından % 15-20’lik mutlu azınlığının mensuplarından birisi olarak, çocuğumun toplumun geri kalanından kopuş sürecini yavaşlatabileceği-mi sanıyorum.
 
Brezilya’da birkaç haftalığına ders vermeye gittiğim bir dönemde, Sao Paulo kentinin gündelik hayatına biraz olsun kanşabil-miştim, oranın yerlisi arkadaşlarım sayesinde. Kentin gündelik hayatı deyimi yanlış oldu, oradaki “mutlu azınlığın hayat tarzı” diyelim. Bizim tipimizdeki “orta” burjuva ailelerin evlerinde bile, apaçık köleden terfi hizmetçi bolluğu, çevresi kartondan evlerden oluşma favela’larla dolmuş, havuzlu ve özel güvenlikli sitelerdeki debdebeli hayat tarzım gördüğümde, Türkiye’deki varlıklılarla yoksullar arasındaki uçurumun bu denli net olmadığım düşünüp, avunmaya çalışmıştım.
 
Ne de olsa biz, her sınıftan insanın, belki de başka seçenek olmadığı için, hep beraber okuduğu 60-70 kişilik sınıflarda okumuştuk. Okula yürüyerek gider, doktor, avukat, işadamı vs çocukları öğretmenlerine hediyelerini “kapıcı çocukları” görmeden gizlice sunardı. Görünür farkımız önlüklerin solukluğunda, parlaklığında ya da yakaların kolasmdaydı. “Özel” öntakısı olan her şeyin ikinci sınıf sayıldığı bir zamanda okulları tamamlarken,“mutlu olmak, bir azınlık meselesinden ziyade kendi kişisel meselemizdir” diye düşünürdük.
 
Şimdi ise, çocuğumu hangi özel okula göndereceğimi düşünüp, halkla kaynaşsın diye, belediye otobüslerinde ve minibüslerde turistik seyahat yaptırıyorum. Bu kitabı okuyan kitlenin büyük bölümünün, “mutlu azınlık” tarifine uyan bir gelir kesiminden geldiğini, kalanının ise mutlu olmak isteyen çoğunluğun terfi listesindeki kişilerden oluştuğunu varsayarak yazıyorum.
 
Okurların önemli bölümünün “mutlu” ve “azınlık” olmalarının yanı sıra toplumsal duyarlılığa sahip olmak gibi bir ek özellik taşıdıklarım ezbere söyleyebilirim.
 
Bu duyarlılık, toplumun çeşitli kesimlerinin ortak rahatlama noktalanm bulmak, toplumun tümüne yönelik temel meselelerde başkalarının meselelerden nasıl etkilendiğini anlamaya çalışarak, kendi davranışlarına buna göre yön vermek gibi özellikleri içeriyor.
 
Mutlu azınlığın hassas mutsuzlarının işi en zor. Belki, mesleğimin algılanışı icabı, nerede mutsuzluk varsa, orada bir işe yarayacağım düşünüldüğünden, yazdığım yerlere (iyimser bir şeyler) “yazar” diye tutmuşlardır beni. Yazdıklarımla bazen mutsuzluğu derinleştirsem de, dibe vurmak umutsuzluğun ilaçlarından biri sayılır bazen.
 
 
 

Yorumlar