İlk Eğitim Ailede Başlar

Çoğumuz eğitim ve öğretimin eksikliğinden, yanlışlığından bahsederiz ve okullardaki eğitimi yetersiz bulur, beğenmeyiz. Öğretmenleri yargılar, kınar, çocuklarımızı yanlış yaptıklarında azarlarız. Ancak çocuklarımızın kendilerine örnek aldıkları ilk modelin anne ve babaları olduğunu unuturuz.

Unutmamalı ki bir çocuk siz ne yapıyorsanız onu yapar, çünkü ailede onu görür, normal karşılar hatta hatta en iyisini anne babasının bileceğini ve yapacağını düşünür; zira annesiyle babası onun için ilk kahramanlarıdır . Ve ilk eğitim kesinlikle ailede başlar.

Beyaz, pembe yalanların sakıncası olmadığını, akrabalarını çekiştirmenin, yakıştırmalar yapmanın, lakablar takmanın sıradan şeyler olduğunu, verilen sözlerden  geri dönmenin sakıncası olmadığını ilk anne baba ve varsa abi ablasından öğrenir çocuklar.

Halbuki camilerde, Kuran kurslarında, din kültürü derslerinde eğitim verenler “sözden dönmenin, yalan söylemenin, emanete hıyânet etmenin münâfıklık alâmeti olduğunu, başkası hakkında kötü söz söylemenin ölü kardeşinin etini yemeğe benzetildiğini” söylemektedirler.

Ailesinden gördükleri, öğrendikleri ile sonradan duydukları arasında çelişki yaşar. Anne babasına, ablasına, abisine toz kondurmak istemez, onların yanlış yapabileceğini kabul etmek istemez, onları gözünde çok kusursuz kılmıştır, kendisinin kahramanlarıdır, nasıl yanlış yaparlar diye düşünür.

Ancak Kur’an’ı Kerim âyetlerini, Peygamberin (asv) hadislerini okudukça, öğrendikçe doğruları değişir, doğrularının yanlış olduğunu üzülerek öğrenir. Kendisi için muhteşem kıldığı insanlardaki her yanlışı gördükçe biraz daha üzülür, biraz daha yıkılır.

Yavrularımıza gerek anne gerek baba olarak aile içinde göstermiş olduğumuz ilk örnekler onların geleceklerini inşaa eder. Hem Allah’a olan sorumluluğumuz gereği, hem bize  teslim edilen emanetin dünyası ve ahiretinin hayırlı olabilmesi, hem  hayırlı nesiller yetiştirebilmemiz, hem de zaten doğru olanı –istenileni- yapmamız için öncelikle kendimizdeki yanlışları kontrol etmeli varsa biran önce düzeltme yoluna gitmeliyiz.

Sigara kullanan ebeveynin çocuğuna sigaranın zararlarından bahsetmesi ve ilerde içmemesini salık vermesi, cola ve benzeri gazlı içecekleri içenlerin, bu tür katkılı ve kanserojen maddeler içeren içecekleri içmenin zararlarından bahsetmesi çocukda ebeveyne  duyulan güvensizliğe sebep olacağı gibi “madem zararlılar siz neden içiyorsunuz” gibi hoş olmayan bir bakış açısı geliştirir.

Abdülkadir Geylanî Hazretlerinin (k.d.s.) kıssası bu konuda muhteşem bir örnektir. Fakir bir aile hastalanan evlatlarını Abdülkadir Geylanî Hazretlerine götürüp şifasını sorarlar, çocuğu gören Hazret kırk gün sonra gelmelerini, ancak o zaman cevap vereceğini söyler ve aileyi gönderir. Aile çaresiz kırk gün sonra tekrar gelir ve “evladınıza bal dokunuyor, kesinlikle bal yememeli” cevabını alırlar. Bu kısacık cevap için neden kırk gün bekletildiklerini soran ailenin aldığı cevap çok manidardır: Hazret “ben o gün bal yemiştim, eğer o gün bal yememesini söyleseydim sözüm evladınıza etkili olmazdı” . !

İşte“O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar ”(Abese, 80/ 34-36) denilen günde sorumlu tutulmamak  için öğretmek istediğimiz gibi olmalıyız ve her an “Allah beni görüyor” düşüncesi içinde yaşamalıyız…

Siretimizle suretimiz, halimizle kalimiz bir olmalı ki konuşmalarımız önce ailemize, sonra çevremize etki edebilsin. Aksi takdirde sevginin, saygının, dindarlığın okullardaki din eğitimiyle yeterli olacağını düşünmek neticesiz bir hayalperestlik olur.

Yorumlar

hocam ellerinize sağlık çok

hocam ellerinize sağlık çok faydalı bilgilerinizi paylaşmışsınız teşekkür ederim .

(X)
Kapat
-->