Güldeki Diken

Hafta sonu hava güzel olursa pikniğe gideriz demişti babası. Pikniğe gidecek olmanın heyecanlıyla hafta sonunu dört gözle bekledi. Beklenen gün geldiğinde hava bulutlu ve serindi. Güneş açar umuduyla hazırlıklarını yapıp, anne babasını beklemeye başladı. Bu sırada şimşekler çaktı ve yağmur yağmaya başladı. Babasının yanına gidip “Yağmur yağıyor, pikniğe gidemeyecek miyiz” diye sordu. Babası pikniği başka bir gün ertelemek zorunda olduklarını söyledi.

Yağmuru hiç sevmiyorum, niye yağdı ki sanki diyerek söylenmeye başladı. Yağmur şu anda Yusuf’un gözünde çok çirkin gözüküyordu. Babasına dönerek “yağmuru sevmiyorum, baksana her yer sırılsıklam oldu, piknik yeri de çamur olmuştur” diye serzenişte bulundu. Babası Yusuf’un bu sözleri üzerine “şu an yağmurun yağması bizim için iyi olmadı, planımız bozuldu. Fakat dünyada bir tek biz yaşamıyoruz. Bu yağmuru bekleyen çiftçiler var, ağaçlar var, çiçekler var, suyu bekleyen toprak var, susayan hayvanlar var. Bu yağmur olmasa o güzel kokulu çiçekler, kelebekler, meyve veren ağaçlar da olmazdı dedi.  dedi. Yusuf biraz kızgın biraz da üzgün bir halde babasını dinliyordu. Babasına dönerek “yağmur yağmasaydı su da içemezdik değil mi” diye sordu.  Babası Yusuf’un durumu anlamasına sevinmişti. Ertesi gün hava güneşliydi. Tam piknik havası vardı. Yusuf ve ailesi piknik planlarını gerçekleştirmek üzere hazırlanıp yola koyuldular.

 Piknik alanına giderken Yusuf yoldaki ağaçları, çiçekleri izleyip düşünüyordu. Kışın yapraklarını dökmüş ağaçların neredeyse hepsi çiçek açmıştı. Ortalıklarda gözükmeyen kelebekler, papatyalar adeta onları selamlıyordu. Babasına dönerek “Bu kelebekler, papatyalar kışın neredeydi” diye sordu. Yusuf kış ayını hiç sevmezdi. Yağmur, çamur, fırtına olduğunda hiç mutlu olmazdı. Babası bunları düşünerek Yusuf’un sorusuna cevap verdi: “Kış aylarında hoşumuza gitmeyen yağmur, çamur, fırtına ve kar sayesinde bu papatyalar olmuştur. Kışın topraklar yağmur ve kar sularıyla beslenir, bahara hazırlanır. Kışın gelmesiyle vazifeleri son bulan kelebeklerin, sineklerin vazifesi baharın gelmesiyle yeniden başlar. İşte şikayet ettiğimiz fırtına, kar ve yağmurun güzel tarafı budur. Biz sadece bize bakan yönüne baktığımız için bu güzel tarafı çoğu zaman göremiyoruz. Allah her şeyi en güzel şekilde yaratmıştır. Allah’ın yarattığı her şey ya bizzat güzeldir, ya da neticesinde bir güzellik vardır.” Dedi.

Bu sırada piknik yerine varılmıştı. Ortalık biraz çamur olsa da Yusuf pek önemsemedi. Bu yağmur, çamur olmasaydı böyle bir piknik alanı olmazdı diye düşündü. Etrafındaki her şeyi incelemeye başladı. Ağaçlar yeşil yeşil, kuşlar cıvıl cıvıl, çiçekler rengarenkti. Allah her şeyi ne güzel yaratmış diye kendi kendine söylendi. Çiçeklerin arasında dolaşıyor, hepsini tek tek kokluyordu. Rengarenk ve güzel kokulu çiçekler sanki bir tablo gibiydi. Dedesi olsaydı hemen bu tablonun sanatçısını sorardı. O da bu sanatkar Allah diye cevap verirdi.

Bu sırada kırmızı güller gözüne takıldı. Babasıyla birlikte koşarak gülün yanına gitti. Annesi için en kırmızısından koparmak için elini uzattığında gülün dikeni elini kanattı. Eli çok acıdığından gülü koparmaktan vazgeçip elini göstermek üzere babasının yanına gitti. Babasına hem kanayan elini gösteriyor hem de “gül de dikenin ne işi var, böyle güzel çiçeğin dikeni mi olurmuş” diye söyleniyordu. Babası gülümseyerek arabada söylediği sözleri tekrar hatırlattı. “Her şey ya bizzat güzeldir, ya da neticeleri itibariyle güzeldir.” Yusuf babasına dönerek, bu dikenin neticedeki güzelliği ne olabilir ki diye sordu. Babası sözlerine devam etti. “Allah her şeyi en güzel şekilde yaratmıştır. Bu güldeki diken de bu güzelliklerden biridir. Bu diken senin eline batıp, canını acıttığı için senin için güzel olmayabilir ama bu gül için güzeldir. Çünkü bu diken olmasaydı sen o gülü koparacaktın. Ayrıca bu diken olmasa sana fırsat kalmaz birçok kuş veya böcek o güle zarar verirdi. Biz de böylesine güzel bir çiçeği göremezdik.”dedi. Babasının bu sözleri üzerine Yusuf “Allah iyi ki gülün yanına dikeni de koymuş. Yoksa bu güzel çiçeği ne görebilir ne de koklayabilirdik” dedi.

-----------------------

Bu küçük hikaye Risale-i Nur'da geçen 18.söz 2.noktayı bir nebze çocuklara anlatmak için yazılmıştır.

Yorumlar