Çocuğunuz size karşı mı geliyor

“10 yaşındaki çocuğum bizi üzmek için sürekli kötü ve küfürlü sözler söylüyor, bu duruma çok üzülüyorum, ayrıca bize şiddet uyguluyor. Ona nasıl yardımcı olabilirim? Ne yapmalıyım?”

Eminiz ki bu ve benzeri durumu ülkemizde birçok aile yaşıyor. Çocuğunun kendisini dinlemediğini, sürekli karşı geldiğini hatta zaman zaman şiddete dahi başvurduğunu birçok ebeveyn dile getiriyor ve şikâyetçi oluyor.

“10 yaşındaki bir çocuğun sürekli küfretmesi, anne ve babaya şiddet uygulaması, karşı çıkması, çok ciddi bir durumdur. 10 yaşında bunları yapan bir çocuk, birkaç sene sonra çok daha büyük davranış kusurları sergileyebilir.

Çocuk psikiyatrisinde, ‘Karşıt olma-Karşıt Gelme Bozukluğu’ diye tanımlanan bir hastalık vardır. Bu kavram karşı gelme, karşı koyma manasında kullanılır.

Karşı gelme, karşı koyma hastalığına sahip çocuklar, negatif bakışlı olup her şeye itiraz ederler. Çevrelerine devamlı şüpheyle yaklaşırlar. Evden kaçarlar, ateşle oynarlar. Kırıp dökmeyi severler. Âdeta hep negatif eğilim içindedirler. Bu tür rahatsızlıklar tedavi gerektirir. Bilimsel olarak bu çocukların beyninde bazı kimyasalların azaldığı tespit edilmiştir. Beyinlerindeki serotonin, doparnin maddeleri arasındaki denge bozukluğu nedeniyle, kusurlu davranışlarla kendilerini ifade ederler veya bu yaştaki çocuklarda bu bozukluk nedeniyle, gizli depresyonlar oluşur.

Davranışsal uyum bozukluğu dediğimiz depresyonlar oluşabilir. Dolayısıyla bu çocuklar, anne ve babalarını üzmek için bu tür davranışları sergilemezler. Kendilerini ifade edip sorunlarını dile getiremedikleri için dikkatleri kendi üzerlerine toplamaya çakşırlar. Bunu da şiddet ve olumsuz davranışlarla sergilerler.

Klinik çalışmalarımızda bu gibi davranış bozukluğu sergileyen çocukları dört ayaklı bir incelemeye tabi tutuyoruz.

Öncelikle hekim olarak tıbbi bir tedavinin gerekli olup olmadığına bakıyoruz.

İkinci olarak çocuğun kişilik ve karakter gelişimini inceliyoruz. Çünkü bu gibi çocuklar tedavi edilmezse ileriki yaşlarda anti-sosyal ye psikopat olabiliyorlar. Genellikle içki ve kumara düşkün, suç işlemeye ve evden kaçmaya meyilli çocuklar bu tür davranış bozukluğuna sahip hastalarda ortaya çıkmaktadır.

Üçüncü olarak “Bu çocukları etkileyen, anne baba tutum hataları var mı?” diye inceliyoruz. Çünkü evde fırtınalı bir evlilik hayatı varsa mutlu bir atmosfer yoksa çocuk haliyle depreşti yetişmektedir.

Dördüncü olarak da çocuğun okul hayatını ele alıyoruz. Okul hayatının çocuklar üzerinde önemli etkisi okluğu unutulmamalıdır. Dolayısıyla çocuk, aile ve okul üzerinde bir tarama yapıp uygun olan tedavi yöntemini saptıyoruz. Ardından yapıları plan çerçevesinde altı aylık tedavi sürecini başlatıyoruz.

Bu durumda hanımefendiye, zaman kaybetmeden tedaviye başlamalarını ve bîr uzman yardımı almalarını öneriyorum.”

Yorumlar