Öğüdün Yolu Uzundur

Çocuklar büyükler tarafından anlaşılmaktan ne yazık ki mahrumlardır. Dertlerini büyüklerine anlatamadıkları gibi çoğu zaman büyüklerin dertleriyle de muhatap olurlar.

“Baba bugün okulda öğretmen bir ödev verdi. Herkes babasının mesleğini anlatacakmış, ben ne yazacağımı bilemedim,  yarına yetişmesi lazım, beraber yapalım mı bu ödevi.”

Çocuk yapması gerekeni yaptı. Derdini, isteğini babasına anlattı.

Gelen cevap ise tıpkı dediğimiz gibi çocuğun kendi derdini unutturacak nitelikte.

“Oğlum bütün gün iş yerinde kafam kazan gibi oldu, o kadar çok işle uğraştım ki… Zaten işler yolunda değil, .…”

Çocuk bir anda babasının derdiyle meşgul olmak durumunda kalır. Kendi kendine “adamın o kadar derdinin içinde seninki de soru mu yani” diye de söylenir.

Büyükler çocuklara nasihat etmeyi çok severler ve bunu büyük bir keyifle yaparlar. Çocuk yanlış bir şey yapsın da bir nasihat edeyim diye fırsat kollarlar sanki.

-          Of ya yeter artık sıkıldım şu derslerden, anneeeee şu kardeşimi al artık, zaten dersler yetişmiyor.

Çocuk derslerden bunalmış çıkış arıyor ve o sinirle annesine bağırırak bunları söylüyor. Anne bu fırsatı kaçırır mı. İşte nasihat vakti J  (Halbuki çocuğun istediği nasihat değil çözümdür.)

-          Ben sana kaç kere söyledim bağırarak hiç bir şeyi halledemezsin, hele hele büyüklerinle bağırarak konuşamazsın…

Şeklinde devam eden konuşmaların birkaç saat sonrasında odasında ders çalışan çocuğumuz annesinin komşularına bağırdığını işitir ve annesine küçümser bir edayla :

-          Hıh neymiş bağırarak hiçbir şey halledilemezmiş, al işte sende bağırıyorsun. Demek ki yeri gelince bağırmak lazımmış…

Diye kendince bir çıkarımda bulunur.

Yine başka bir ailede babası çocuğuna peygamber sünnetidir ve sağlık açısından da önemlidir diye ayakta su içmemesi gerektiğini anlatır. Çocukta su içerken oturmaya, çömelmeye daha da dikkat etmeye çalışır. Ta ki babasının ayakta su içtiğini görene kadar.

Ya da yalan kötüdür diyerek yalancı çobanın hikayesini anlatıp bunu yalancının mumu yatsıya kadar yanar atasözüyle bağlayıp daha sonra çocuğa yalan söyleyen bir anne baba yalanla ilgili ne anlatsa ne yapsa o çocuğa karşı ikna edici olamayacaktır.

Sürekli çocuklarına iyilikten, cömertlikten, kibirli olmamaktan söz eden anne baba bunların aksine bir davranışta bulunduğu takdirde söylediklerinin hiçbir anlamı kalmayacaktır.

Öğretmenin yolu örnek olmaktan geçer. Çocuğunun kitap okumasını istiyorsan sende kitap okumalısın. O sana bakıp kitaba meraklı olacaktır. Çocuğuna abdest almasını öğretmek istiyorsan sen de onunla beraber abdest almalısın.

Anlatmak uzun sürer ama bakarak daha kolay öğrenir. Çocuğuna yemek yapmayı öğretmek istiyorsan anlatmak yerine onunla yemek yapmayı denemelisin. O zaman görerek daha çabuk öğrenecektir.

Çocuklar çok iyi gözlemcidirler. Her şeyi anında kaydederler. Upuzun öğütlerinizi, öğretilerinizi hafızalarında tutmaları zordur ama bunları sizlerden görerek öğrenmeleri, öğüt almaları çok daha kolaydır.

Uzun lafın kısası öğüdün yolu uzun, örneğin yolu kısa ve etkilidir. Bu yüzden öğüt verirken önce kendinize bakın ve bunu ben yapıyor muyum diye kendinize sorun. Öğretirken de siz de onunla beraber yapın. Kestirmeden gidin yolu uzatmayın ve zorlaştırmayın.

Yorumlar