İnce Hastalık

                                                         

 

Lise yıllarından beri hep aynı hayalle yaşardı ve her seferinde de ulaşılması kolay olduğu halde hayallerini ertelerdi. Kendince önüne yeni hedefler koyar. “Bunu da yaparsam namaza başlayacağım” diye kendini avuturdu.

Hele şu lise bitsin, hele şu üniversiteyi kazanayım, hele şu üniversite bitsin, askerlik bitsin, bir iş bulayım, bir evleneyim, bir çocuğum olsun diye diye namazını hep erteledi.

Şimdi evli ve 10 yaşında bir oğlu var. Namazını ise hala kılmıyor. Eşi de kendisi gibi namazdan yani dertli ama derdine derman olamıyor. İki namazsızın derdi yetmiyormuş gibi bir de yakında ergen olup, namazdan sorumlu olacak bir çocuk katıldı aralarına.

Ama bu dertleriyle ilgilenmek yerine hep başka dertler ediniyorlar kendilerine. Hanımı akşam olduğunda “bütün gün o kadar çok iş yaptım ki, elim ayağım tutmuyor, kolumu kaldıracak halim yok” diye söylenirken en büyük işi yapmadığını aklına bile getirmiyor. Halbuki bu kadar yorulmasına bile gerek kalmadan yapabileceği bir iş, bir görev.

Kendisi ise “bütün gün işyerinde patronu dinlemekten sıkıldım, adam olmadık işler istiyor benden, ama ne yapacaksın, ekmek parası deyip yapmak zorundayım” diye söyleniyor. Patronun dediğini yapıyor, Allah’ın dediğini yapmıyor ve bunu fark edemiyor. Halbuki Allah’ın isteği patronununki gibi ne olmadık bir iş, ne de yorucu bir iş.

Dertleri hep dünyalık. Para kazanalım, ev alalım, araba alalım. Hiç demiyorlar namaz kılalım cenneti kazanalım.

Her ikisi de bu ince hastalıklarının farkına varamıyorlar. Kendisi giderse cumadan cumaya gidiyor, eşi de arada evde dua, mevlüt falan okutur, ramazandan ramazana mukabele falan yapar. Allah ile tüm diyalogları bu kadar.

Ne büyük eksiklik halbuki ama fark edemiyorlar.

Çocukları büyüdü ergen oldu. O da artık kendileri gibi namazdan sorumlu duruma geldi. Bunun farkında bile değiller. Okula gitsin, gelsin, derslerinde başarılı olsun yeter. Okulda başarılı olsun diye dershaneye göndermeler, aman oğlumuzun başına bir şey gelmesin diye üzerine titremeler hepsi bu. Bunun dışında Allah nedir, kimdir anlatan yok.

Çocukları hastalansa hemen telaşlanır, kucakladıkları gibi hastaneye götürürler. Hastalanmasın, iyileşsin isterler. Bunun için ellerinden geleni yaparlar. Kendilerinin ve çocuklarının ince hastalığını göremezler. Çünkü bu kadar ertelemeden sonra kalpteki küçük siyah noktalar birike birike kapkara bir hale bürünmüştür. İnce hastalık iyiden iyiye yayılmıştır.

Çocuklarına koydukları hedeflerin içinde bile Allah ile ilgili bir şey yoktur. Oku, derslerine çalış, sınavlarında başarılı ol, iyi bir üniversiteyi kazan, iyi bir meslek sahibi ol. Hedefleri bunlar. Allah’a iyi bir kul ol diye bir hedefi bırakın, bu yönde bir öğütleri bile yok.

Ki böyle bir öğütte bulunacak durumları da yok. Kendi yapmadıklarını çocuktan istemek de doğru olmazdı hani. Ne yapmalı peki? Anne baba önce kendini düzeltmeli.

Her ev ya cennetin dünyadaki şubesi ya da cehennemin dünyadaki şubesidir.Evlerini cennet şubesi yapmak için kendilerinden başlamalı, kendilerine çeki düzen vermeliler.

Namazlarını sürekli erteleyen baba bir gün şöyle bir söz okur. “Ertelenmiş yaşamdan bir tabut örtüsüdür arda kalan” Bu sözü okur okumaz kendisini ve lise yıllarını düşünür. Arada geçen zaman çok uzundur ama düşününce ne çabuk da geçti der. Ve onca yılı namazsız geçirdiğini düşünerek ürperir. “Çocuğumu da, eşimi de kendimle beraber ateşe sürüklüyorum.” Diye kendi kendine söylenir.

Evini cennetin bir şubesi yapmaya karar verir ve bu yönde adımlar atmaya başlar. Sebepler silsilesi bundan sonra Allah’ın izniyle devam eder. Önce eşi ve sonra da çocuğu kendisine katılır.

Hayatlarında farkına varamadıkları koca bir boşluk dolmuştur. İyiden iyiye yayılmış olan ince hastalıkları artık şifa bulmaya başlamıştır.

Artık sadece aile içindeki değil, aile dışında, toplumda da ince hastalığa yakalanan kişilere hem kendisi, hem eşi, hem de çocuğu şifa olmaya çalışmaktalar. Çünkü bu hastalığın ilacını artık öğrenmişlerdir. Eczanede satılmayan bu ilacın adı ise kuran ve sünnettir.

Yorumlar

SIfa olubda olmak ne

SIfa olubda olmak ne guzel..Alhamdulillah.Cok Guzel Tesekkurler.

SIfa olubda olmak ne

SIfa olubda olmak ne guzel..Alhamdulillah.Cok Guzel Tesekkurler.