Dünya Mı Büyük, Yoksa Cennet Mi ?

Küçük Yusuf;  Dünya mı büyük, yoksa Cennet mi? diye sordu. Cevap için ona şu küçük hikayeyi anlattım.

KÜÇÜK JAPON BALIĞI için sıradan bir gündü. Akvaryumun içinde bir o yana bir bu yana salınıp duruyordu. Canı sıkıldıkça hava püskürten motora yaklaşıp havanın kendisini itmesine izin veriyordu. En büyük eğlencesi de buydu.

Bazende akvaryumdaki küçük sandıktan çıkan baloncukları yakalamaya çalışarak vakit geçirirdi. Vakit problemi de yoktu. Ne yetişmesi gereken bir yer vardı, ne gitmesi gereken bir okul, ne de yetiştirmesi gereken bir iş.

Amaçsızca akvaryumda dolanıp dururdu. Dolanırken de sürekli akvaryumun dışına bakar bulunduğu odayı izlerdi. Odaya baktıkça içi ürperirdi.

Odada iki kanepe, bir masa, dört sandalye, bir halı, bir perde, bir kitaplık ve bir kaç kitap vardı. Küçük japon balığı bu eşyalara ve odaya baktıkça "ne büyük yer burası" diye düşünüp yüzmeye devam ederdi.

Hayatı boyunca gördüğü tek yer akvaryumun dışındaki oda olduğundan dünyayı bir tek o oda ve odanın içindekilerden ibaret sanardı.

Bir sabah, bir de akşam akvaryumunda karnını doyuracak yemler bulurdu. O yemleri yediğinde ağzında lezzet patlamaları olurdu. Yediği en lezzetli yiyecekleri o yiyecekler sanardı. Çünkü başka tatları bilmezdi.

Günlerden bir gün akvaryumun içine bir file uzandı ve küçük japon balığını yakalayarak suyla doldurulmuş bir poşetin içine bıraktı. Bu fileyi evin küçük çocuğu akvaryuma sokmuştu. Amacı balığını köylerindeki göle bırakmaktı.

Köye geldiklerinde poşetteki japon balığı korkudan tir tir titriyordu. Kocaman bir odadan ibaret olan dünyası minicik bir poşete tıkılmıştı. Ne yapacağını bilmiyordu. Sağa yüzse olmuyor, sola yüzse olmuyordu. Her yer daracıktı.

Bu sırada küçük çocuk poşetin ağzını açıp suyu göle dökmeye başladı. Japon balığı korkuyla poşetin içinde beklerken birden kendini koca bir gölün içinde buluverdi.

Sağa, sola, ileri, geri, aşağı, yukarı her tarafa yüzmeye başladı. O kadar çok yüzdü ki soluk soluğa kaldı. Buna rağmen yüzmeye devam etti yine de gölün sonunu bulamadı. Bulunduğu odadan daha büyük bir yer yok sanıyordu ama burası odaya göre milyonlarca kat büyüklükteydi.

Çok sevinçliydi. Birden gölün içinde minik bitkiler, minik canlılar gördü ve onların tadına baktı. Bakar bakmaz da "ne güzel, ne kadar lezzetli, bu zamana kadar yediğim en lezzetli yemek buydu" demekten kendini alamadı. Oysa akvaryumda yediklerini en lezzetli yemekler sanardı.

Küçük japon balığı akvaryumda geçirdiği yıllar sonrasında geldiği bu koca gölde "meğerse ben küçücük bir yerde yaşıyor, bir kaç yem ile besleniyormuşum, oysa şimdi sonu olmayan koca bir yerde çeşit çeşit yemeklerle besleniyorum" demekten kendini alamadı.
********

İşte Yusuf'çuğum bizler de dünyaya şu an tıpkı bu küçük japon balığı gibi bakıyoruz. Dünyayı çok büyük, nimetleri de çok lezzetli ve çeşitli sanıyoruz. Ahirete göçüp inşallah cennette gittiğimizde dünyanın ne kadar küçük ve nimetlerinin de cennete göre ne kadar kısıtlı ve az olduğunu göreceğiz.

Hepimizin cenneti görmesi dileğiyle.

Yorumlar