Ayrı Kişilik Olduğunu Bilerek

 
ANA BABALARIN en fazla yaptıkları yanlışlardan birisi, çocuklarım kendilerine benzetme istek ve gayretleridir. Boşuna çırpındıklarını da çok geç anlarlar. Hem kendileri yorgun düşerler, hem de çocuklarına yazık ederler. Çocuğumuz, hâl diliyle şöyle demektedir: "Sürekli bir büyüme ve değişme içindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya ve anlamaya çalışın."
 
Bu durumda çocuğumuzu sağlıklı yetiştirmenin yolu, önce onu, ayrı kişilik geliştiren bir insan olarak kabul etmektir. Çocuğun yaratılışı ve kendine has şahsiyetine önem verilmelidir. Bu tutum, çocuğun kendisini yetiştirmesi aşamalarında içinde saklı olan kudretlerden faydalanması demektir. Bloom'a göre "Her çocuğun içinde bir yetenek saklıdır ve ebeveynler; bu yeteneklerin yetişip çiçek açmasına yardımcı olabilir. Eğer kendinizi, büyük bir kabiliyet yetiştirmeye endekslerseniz büyük ihtimalle başarılı olamazsınız. Bunun yerine ebeveynler, her aşamada çocukları için en iyisi olduğuna inandıkları şeyleri yapmalılar."
 
Çocukların ana babalarının yapılarını, algılarını, duygu ve düşüncelerini paylaşmayabileceklerini kabullenmek gerekir. Onların başka bir âlemi vardır. Onları sevmemiz iÇ'n bizlere benzemeleri şart değildir. Zaten adı üstünde, çocuktur. Yetişkin gibi düşünmemeleri, davranmamaları tabiîd*r-Çocuğu, olduğu gibi kabul eden, onu destekleyip yüreklendiren aile üyeleri, çocuğun benlik değerinin tohumlarını eker1
 
Bazı ana babalar, şu hatayı yapıyorlar: Çocuklarının, tıpkı kendileri gibi olmalarını isterler. Bazan da "kendilerinin olamadıkları" gibi yetişmelerini arzu ederler.
 
Çocuklarını hayli  de zorlarlar. Çocuğun duygulan, kabiliyeti, hevesi nasıldır ?
 
Hiç dikkate alınmamaktadır. Hiç yeteneği olmayan çocuğun ressam olmasını isteyen, ilkokulu zor bitiren çocuğunun en iyi fakülteyi bitirmesi için kıvranan babalar tanıyoruz Halbuki çocukta geliştirilmek istenen davranış, ancak zevk aldığı ve ilgi duyduğu etkinlikler yolu ile yerleşebilir. Bu durumda çocuklarımızın önemli saydığı bir husus, onlar kadar değerli olmalıdır. Buradan yola çıkarak çocuğumuzun ilgi duyduğu bir şeye, hoşumuza gitmese de ilgi duyabiliriz.
 
Çoğu defa basit duygu ve zevk çatışmaları, gereksiz tatsızlıklar meydana getirir. Çocukların algılamasını kabul etmemenin yanlış bir tutum olduğunu şöyle bir örnekle açıklayalım:
 
Diyelim ki ilkokula kaydettireceğiniz oğlunuz bir çanta beğendi ve "Ne kadar güzel bir çanta!" dedi. Siz "Hayır! Kaba bir çanta." tarzında cevap verirseniz, çocukta düşmanlık meydana getirir. Çünkü bu ifadelerden şunu anlar: Sen, aptal birisin; hiç zevkin yok."
 
Şöyle bir ifade ise çocuğun zevkini küçümsemediği yönlendirir de: "Büyük bir çanta istediğini anlıyorum. , siyah renklerden hoşlanıyorsun."
 
Böyle ifadelerden sonra kendi tercihlerinizi orta;' yar bilirsiniz: "Orta büyüklükte bir çanta, senin yaştaı ı için daha uygun olabilir.", "Nedense bor o re hoşuma gidiyor."
 
Değerlendirici nitelik taşımayan bu sözler,eleştirici değil  şekillendiricidir. Zevki küçümsenmeyen çocuk savunmaya ihtiyaç duymaz. Eleştirici olmayan bir cevap, onun gözden geçirmesini sağlar.
 
 
1 Cüceloğlu  s.59
 
 
 
Yazar: 

Yorumlar

(X)
Kapat
-->