ANNE İŞE GİTME :(

Tam 1 yıl önce bu saatlerde karnındaydım ve istemesem de dünyaya gelmeyi bekliyordum. İstemiyordum çünkü korkuyordum. Kendimi karnında çok güvende hissediyordum. Dünyada beni kim saracak, kim kollayacak, kim doyuracak diye düşünüyordum. 
 
Vakit geldiğinde dünyanızda ve sıcacık kollarındaydım. Hiç de korktuğum gibi değilmiş dedim. Annem her şeyi ile hazır sabırsızlıkla beni bekliyormuş meğerse. Beni sardı, kolladı ve doyurdu. 

Oh Allah’ım ne güzel saadet bu. Annemin kollarındayım, huzurluyum. Ne zaman gözümü aralasam annem yanımda. Ne zaman acıksam sütü damaklarımda. Kokusu ise hep burnumda.

Daha miniciğim ama hislerim çok kuvvetli. Bu yüzden de anne kokusunu alamadığımda tedirgin olurum. 

Bir sabah daha gözümü açmadan annemi arıyorum, kokusunu alamıyorum. Ellerimle yokluyorum bulamıyorum.Gözlerimi aralayıp bakıyorum ama göremiyorum. Anlıyorum ki annem yok ve ben başka bir yerdeyim.

Sonra birden damaklarımda değişik bir şey hissediyorum. Annemin sütü değil bu diyorum. Üstelik damaklarımdaki annemin göğsü de değil. Ne veriyorlar bana diyorum ama acıktığım için de bir yandan emiyorum. 

Bütün gün böyle annesiz geçiyor. Gün içinde kaç kere uyuyup uyandığımı bilmiyorum. Her uyanmama aynı şeyi yapıyor annemi arıyorum. Arıyorum ama bulamıyorum. 

Başkası kucaklıyor beni, başkası sarıyor. Uyandığımda başkasını buluyorum yanı başımda. Onun kokusunu, onun sıcaklığını özlüyorum.

Annem işe gitmiş çalışıyormuş. Onu benden alıkoyan bu iş dedikleri şey ne acaba çok merak ediyorum. Benden daha mı sevimli, daha mı kıymetli, daha mı sıcak ki onu bana tercih ediyor merak ediyorum?

Oysa ben annemin karnındayken dünyaya gelmeye korktuğumda “orada annen seni çok sevecek hiç bırakmayacak” demişlerdi. Ne çabuk da bıraktı gitti.

Böyle düşünürken uyuya kalıyorum. Sonra bir koku geliyor burnuma “Allah’ım bu annemin kokusu mu” diye düşünürken kendimi onun kollarında buluyorum. Huzur doluyor içime. Uyanmadan usulca gülümsüyorum ona.

“Oh be iş denen şey her neyse onu bıraktı, bana geldi işte” diye seviniyorum. Bütün gece onunla yatıyor, onu doya doya kokluyorum.

Derken yine hasret kalıyorum o kokuya. Bir uyanıyorum ki annemin ne kokusu kalmış, ne de kendisi. Meğerse iş denen o şeye gitmiş.

“Anne beni çaresizce neden bırakıp gidiyorsun, neden beni sıcaklığından, teninden, kokundan, sevginden mahrum bırakıyorsun” demek istiyorum ama konuşamıyorum. Konuşamadığım içinde ağlıyorum. Ağlamalarımı duyuyor ama onun için ağladığımı anlamıyor.

Günler böylece gelip geçiyor. Ben büyüyorum. Büyürken de günlerimin büyük kısmında annemi göremiyorum. 

Bazı günler iki gün üst üste benimle oluyor. O günleri çok seviyorum. O günlerde de korkarak uyanıyorum ama annemi yanımda görünce çok mutlu oluyorum. “Oh be diyorum annem yanımda, sarılıp yatıyorum.”

Sonra o güzel iki gün de bitiyor ve ben anneme doyamadan yine kendimi başka kollarda buluyorum.

Oysa annem bile bu soğuk havalarda sıcak yatağından çıkmaya zorlanırken nasıl oluyor da bana kıyıp, sıcacık kollarından ve yatağımdan ayrı koyuyor beni anlayamıyorum

Acaba herkesin annesi mi böyle yapıyor. Yoksa bir tek benim annem mi böyle? İş denen şu şey herkesi mi ayırıyor annesinden yoksa bir tek beni mi?
 
Para denen bişey varmış, annem onu kazanmak için işe gidiyormuş. "Para kazandığında güçlü olacakmış, kendi ayakları üzerinde duracakmış, benim hiç bir eksiğim olmayacakmış." Annem kendi ayaklarım üzerinde durayım derken beni elsiz, ayaksız bıraktığını görmüyor mu? Herşeyim olsun diye çalışırken, beni herşeyimden; annemden alıkoyduğunu görmüyor mu?

Her gün bunları düşünüyorum. Yine bir gün bu şekilde düşünürken bir haber alıyorum ve dünyalar benim oluyor.

Annem şu iş denen şeyi bırakıyormuş, artık hep benimle olacakmış. O da beni özlüyor, bensiz yapamıyormuş. 

Bir hafta sonra benim doğum günüm. Ve annem bana en büyük, en güzel, en sıcak doğum günü hediyesini verecek, hep benimle olacak, beni saracak, beni sevecek. 

Artık sabahları onunla uyanacağım. Uyandığımda yanağını okşayacak, ona gülücükler vereceğim. Çok heyecanlıyım. Annem bir an önce şu iş denen şeyi bıraksa da hep benimle olsa. Doysam ona, doya doya sarılsam. 

Canım anneciğim işi bırakıp beni tercih ettiğin için sana teşekkür ediyorum. Fedakarlık yapıyorsun anlıyorum. Ama ben buna değerim. Bak göreceksin benimleyken çok daha mutlu olacaksın. 

HAYDİ ANNE ÇIK GEL BEKLİYORUM SENİ .

Yorumlar

Birgül arkadaşımız çok doğru

Birgül arkadaşımız çok doğru konuşmuş vicdan azabı!!! ve sürekli bi yerlere yetişememe korkusu gibi bir ruh halinde olmak anneler içinde kolay bir şey değil.. Çocuk ömrü boyunca bebeklik döneminde yaşayamadığı için o doyumsuzluğu hep yaşayacaktır mutlaka ama annelerde çocuklarının yanında değilken çocukların yaşadığı en ufak olayda bile kendini suçlama psikolojis de bir ömür sürecek bir vicdan azabıdır malesef ki....

Acizane benim fikrim su, Her

Acizane benim fikrim su, Her zaman zararin en kücügünü secmek bir düsturdur,bugün calisarak kazanilan parayla cocugun ruhunda yapilan yikim karsilanirsa hangisi daha zararli anlasilir.

Benim 2 kizim var,sefkat yönümde coktur o cihetle cocuklarimi cok severim ve sevgimi onlara hep hissettirrim öyle ki bazen yolun ortasinda dahi tutup öperim,zaman mekan bilmeden kucaklarim,baslarini oksarim bazi arkadaslar tarafindan bu durum cocugu simartmak gibi algilansada zaman ilerledikce öyle olmadigi anlasildi,Elhamdülillah yaslari ilerledikce verilen o sevginin ruhlarindaki etkisi kendini gösterdi,diger cocuklara nisbeten daha sakin,akilli,merhametli,ince düsünen kibar cocuklar.herkese sevgiyle yaklasan bir kisilikteler suan,ne kadar sükretsem az,Rabbim bozmasin.

Hususan cocukluk dönemlerinde cocugun ruhu cok hassastir,sekillenir ve bu onun ömür boyu kisiligini etkiler,dolayisiyla kaderinide...sevgisiz,ihmalkarlikla büyüyen,sevgiye doymayan,o caresiz hallerinde onlari sefkatla kucaklayan annelerin yanlarinda olmayisi,ilerleyen yaslarda kendine güvenini yitirmis,kendini önemsiz,degersiz hisseden, hircin,insanlarla uyum saglayamayan...bir kisilik olusur ve siz bunu ilerleyen dönemlerde cok zor tamir edersiniz,hatta bazen hic edelemeyip o kisinin bütün kaderini etkileyecek bir duruma gelir.

 

Hakikaten calisarak kazanilan parayla,cocugun ki onlar bize Allahin emanetleridir ruhundaki o hali kiyaslayarak düsünmek lazim,tabi bu arada annelerin iside kolay degil,hem calisiyor olmak,hem diger sorumluluklara yetismeye calismak...Dünyanin servetinide verseler ben bu yükün,sikintinin altina girmezdim.

Bazen az parayla,iktisat ölcüsünde yasamak cok cok daha karlidir.

Çok haklısınız çalışıyorsak

Çok haklısınız çalışıyorsak eğer bunu bedelini de ödediğimize inanın. Örnek olarak sizin dediğiniz gibi sizin çocuklarınız uyumlu benimkiler ise hırçın ve huysuzlar. Elimde olsaydı gerçekten çalışmayı istemezdim. Çocuklar bana emanetken ben emaneti başkasına emanet ediyorum bunun vicdani yönüde yıpratır insanı. Siz ev işlerini çocuklar okuldayken yaparsınız onlar gelince ise onların ihtiyaçlarını karşılamayla ve eğitimiyle uğraşırsınız. Ben ise 6 ay önce aldığım bir kitabı çocuklarıma okumayla bitirmiş değilim. onlarla beraber eve giriyorum onlarla beraber evden çıkıyorum. Hele ki bazan eşinize çocuğunuza tahammül edemezken iş yerinde insanlıktan nasibini almamış bazı mahlukatlara tahammül etmek zorunda kalıyorsunuz. En önemlisi ise şudur ki : Sürekli manevi olarak temiz bir ortamda bulunmakla kalpler nasıl ki temizleniyorsa işte kirli insanlarla sürekli aynı ortam paylaşmakta aynen öyledir!!!! O kirlerin bulaştığını anladığında çok geç oluyor EYVAH diyor insan ama bir bakıyor ki kalbi de kirlenmiş. Artık Rabbinin kapısına koşup temizlenmeye çalışırken bir de bu kadar yükü taşımak zorunda kalıyor çalışan kadın. Bana da sorarsanız çalışmak, dışarda yabancı insanlarla akşam etmek istemiyorum. Şu dünyadaki tek istediğim; iki cihanda da kendim ve ailem için sadece RABBİMLE (CC) ve RABBİMİN DOSTLARI arasında yaşamaktır. Ne Cennet ne Cehennem. Rabbimin bütün Müslümanların doğru yolundaki engelleri kaldırsın da kendisine çabuck kavuştursun İNŞALLAH. Ama bende ALLAH İÇİN çalışmak istemiyorum.

Selam Aleyküm, Ben bu yazı

Selam Aleyküm,
Ben bu yazı hakkındaki bazı düşüncelerimi paylaşmak istiyorum, çalışan bir anne olarak.
Bu tür yazılar anneleri (çalışan anneleri) gerçekten biraz yaralıyor gibi geliyor bana. Çünkü ülkemizde birçok çalışan anne var ve birçoğunun çocukları da var. Onları da çalıştıkları süre zarfında ya biryerlere ya da birilerine bırakmak zorundalar. Dinimizde annenin asıl görevi, evinde
çocuklarını büyütüp onların terbiyesiyle ilgilienip, evin işlerini tanzim etmesidir. Fakat günümüz
şartları anneye bir de dışarda çalışma sorumluluğu yüklemiştir. Bu durumda annenin çocuklarına ayırdığı zaman oldukça azalmış ve karşılıklı beklentileri karşılamak oldukça zorlaşmıştır.
Uzmanlar çocukların erken çocukluk döneminin (0-6 yaş) anneyle birlikte geçirmesinin büyük önemi olduğuna değiniyorlar. Fakat bu çalışan anneler için o kadar da mümlün olmuyor. Çoğu annenin yazıdaki gibi işini bırakmak gibi bir lüksü de yok. Yazıdaki tespitleri kesinlikle doğru buluyorum. Fakat bu çalışan annelerin içlerinde taşıdıkları vicdan azabını biraz daha derinleştirmekten başka bir işe yaramıyor.

Saygılarımla...
B.Dinç