Kıssadan Hisse

İçimizdeki Yılan
Atıyla yol alan birisi, uyumakta olan bir adamın ağzından bir yılanın girmekte olduğunu görür. Uyarmak için atını mahmuzlarsa da yetişemez. Bunun üzerine, bir topuz darbesiyle adamı uyandırır. Vura vura onu bir elma ağacının altına kadar sürer.
Gerçek Yatırım, Peşin Kâr
TİCARET, kâr için yapılır. Her malın etiket fiyatında bir kâr oranı vardır. Yüzde on, yüzde yirmi, yüzde elli. Fakat yüzde yüz kâr çok nadir olur. Yüzde bin ise dünyada hiç olmaz. Böyle bir ticaret ne görülmüştür, ne duyulmuştur, ne de mümkündür.
Hayal Dükkanı
KALIN PALTOSUNA SIMSIKI sarılmıştı. Demir kapının üstten geçmeli mandalına dokunuyor, sonra geriliyor, bir müddet bekliyor, tekrar kapıya yöneliyor, sonra yine vazgeçiyordu. Rüzgârın paltosunu havalandırmasına direnerek bir-iki adım attı ve zorla bahçe kapısından içeri girdi. Sonra tekrar dönecek gibi oldu. Yine vazgeçti.
Unutmayın! Kimsenin yaptığı yanına kalmaz!
Allah'ın adaleti er ya da geç mutlaka tahakkuk eder, kimsenin yaptığı yanına kalmaz.
Allah'a Havale Edince
ZAMAN OLUR olayların üstesinden gelemezsiniz. Boyunuzu, boynunuzu ve gücünüzü aşar, imkânınızı zorlar, eliniz ayağınız tutulur. Bir yerde çaresiz kalırsınız. Yüzde yüz haklısınız, sonuna kadar doğrusunuz. Bir şeyler yapmak istersiniz, bir karşılık vermeniz gerekir. Melül mahzun bakakalmak içten içe sizi bitirir.
Bir Testi Yağmur Suyu
Fakir bedevi çölde, yaşlı hanımıyla birlikte yaşıyordu. Bir eşekleri ve birkaç koyunları vardı. Bedevinin yaşlı hanımı zaman zaman fakirlikten şikâyet ederdi. O gün de fakirlikten şikâyete başladı. Adam hanımını teselli etmek istedi. Sabrın ecrini anlattı ise de kadının şikâyetlerinin sonu gelmiyordu. Sonunda adamın sabrı taştı ve hanımına sordu:
Oh bee!
ANLATILIR Kİ, bir zat devesini satmak üzere pazara getirmiş ve yüksek bir fiyat talebinde bulunmuş. Demişler: "Niçin fazla fiyat istiyorsun, bu deve bu kadar yapmaz?"
Fedakâr Ailenin Son Anı
HER VAKİT camiye gelir, farza durur, imam selâm verir vermez, son sünneti kılmadan, tesbih çekmeye kalmadan hemen camiden çıkar giderdi. Bir, iki, üç ay derken bu, altı ay kadar devam etti. Bu adam neden sünneti kılmıyordu, üstelik cemaatle birlikte tesbihe ve duaya da kalmıyordu? Kimdi bu adam, neden böyle yapıyordu?
Krallar da ölür
1998'in sonunda Ürdün Kralı Hüseyin çaresiz bir hastalığa müptelâ idi. Doktorlara göre, Kral, son günlerini yaşıyordu. Gazeteler, Kral Hüseyin'in sağlıklı günlerinde çekilmiş eski fotoğraflarıyla hasta iken çekilmiş son fotoğrafını yan yana yayınlıyorlardı. İtiraf edeyim, ürpermiştim: Nerede Kralın eski hâli, nerede hastalıklı hâli? Koca kral erimiş, bitmiş tükenmişti...
Herşey Yerli Yerinde
Anlatılır ki, Nasreddin hoca, bir yolculuk esnasında ceviz ağacının altında dinlenirken, ceviz ağacının meyvelerinin küçük, ama karşısındaki kabak bitkisinin meyvelerinin büyük olması dikkatini çekmiş.