Kıssadan Hisse

Büyüklerden düşündüren söz ve davranışlar...
Bağdat'ın maneviyat büyüklerinden Ahmed Rufai Hazretleri bir gün ders verdiği öğrencilerine der ki:
Zulüm GAYRETULLAHA dokununca yıkılış başlar!
Bilindiği üzere zulmün tahammül edilecek bir derecesi, sabredilecek bir sınırı vardır. Zulüm o sınırı geçmediği sürece devam eder.
Oruç Tutmayanın Hâli ve Fâsık-ı Mütecahir
Bir zamanlar Fatih Camiinde Beşiktaşlı Cemal Ho­ca vardı. Tebessüm ettirici vaazlar yapar, hem düşün­dürür, hem güldürürdü. Tebessüm ettirdiği fıkraları da hep hanımı üzerine inşa ederdi.
Nerede o eski Ramazan fıkraları mı diyorsunuz, buyurun öyle ise...
Bugün sizlere, gaflete sebep olan kahkaha fıkraları değil de, tefekküre sebep olan tebessüm nükteleri arz etmeye çalışacağım. Göreceksiniz ki, geçmiş Ramazanların bazı nükteleri, bir kitap kadar düşündürmekte, bir mürşit kadar da yol göstermektedir. İşte o eski Ramazan fıkralarından bir demet sizlere.
Yokluk odası
Gazneli Mahmud’un has kölesi Eyaz, saraya geldiği ilk gün hükümdarın verdiği sırmalı elbiseleri ve ayakkabıları giydikten sonra üstünden çıkardığı postu ve çarığını atmamış bir odaya asmıştı.
İslamda İbadet Farkı
İslâmın kafa ve kalbe gıda olan ibadetleriyle, başka inançların ibadetlerini karşılaştırmak, müthiş bir farkı gözler önüne seriyor. Hele de başlı başına bir kulluk medeniyeti olan Ramazanla gelen ibadet güzelliklerini başka dinlerde görmek imkansızdır. Bu bakımdan, Ramazanı İslâm dünyasının dışında yaşamak, ibadetli bir mü'min için bir büyük hüzün ve burukluk sebebidir. Oralarda dış dünya Ramazansızdır. Mü'min Ramazanı kendi içinde taşır. Ezanlar içinde okunur, kandiller kalbinde yanar. Ramazan davulunun yerini yüreğinin çarpıntıları alır. Fakat ruhunun tattığı oruç bir bayrak gibi dalgalanır.
Şükürler Olsun Allah'ım!..
HAVA SOĞUK ve mevsim kış idi. Recep, ne yapacağını bilmez bir halde sokaklarda yürüyordu. Üzerindeki elbiseler kendisini soğuktan tam korumuyor, üstelik ayakkabıları su alıyordu. "Bizimki de hayat mı sanki? Sürünüp gidiyoruz" diye kendi kendine söylendi.
BAK ŞİMDİ
Bir adam gözlerini açtığında kendisini labirente benzer bir yerde buldu. Çok şaşırdı. Etrafına bakındı. Kimseleri göremedi. Biraz korktuğunu hissetti. Kalktı, öteye beriye koşturmaya başladı.
Dünyaya Aldanmayanlar
BİR ALLAH DOSTU anlatıyor: "Kur'an'ın, 'Öyle kişiler vardır ki, ne bir ticaret, ne bir alış­veriş onları Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan, zekât ver­mekten alıkoyamaz' ayetinin manasını hacda gözlerimle gör­düm.
Nefsini Avlayan Hükümdar
nur yüzlü bir ihtiyar, bastonuna dayanarak durdu. Uzun yoldan geliyordu. Yorulmuştu. Önünde durduğu ihti­şamlı yapı, Belh ülkesinin şanlı hükümdarı İbrahim bin Ethem'in saraydı. Sarayı süzerken kapı nöbetçileri, uNe arıyorsun ihtiyar?" diye sordular.