Kıssadan Hisse

İnciyi kırmaktan çekinenler sultanın emrini kırdılar.
Sultan Mahmut, vezirlerine çok kıymetli bir inci vermiş ve "Bunu kırın!" diye emretmişti. "Onu kırmak, size zarar vermektir" dediler ve hiç birisi kırmadı. Sonra kölesi Ayaz'ı çağırdı. Ayaz, emir verilince tereddütsüz kırdı. İnciyi kırar, Sultan'ı kıramazdı.
Aşk Adına Yola Çıkan Gençlik
Aşk için yola çıkanlar, daha yolun başında hedefe ulaşmadan geri dönenler... Seviyorum deyip, sevda bataklığında kaybolanlar. Sevgi adına yazanlar, çizenler, söyleyenler...
Sade Hayat
G ENÇ ADAM yoğun iş temposundan iyice bunalmıştı. Vakit akşama yaklaşıyordu, ama mesai kavramına çok yabancı olduğu için evine ne zaman gideceği belli değildi. Başını iki elinin arasına aldı, gözlerini sıkıca kapadı
Resmimi Çizer misin?
Geçen gün bir arkadaşımla konuşuyorduk. Laf çocuklardan açıldı. Yedi sekiz yaşlarında bir çocuğu varmış. Dedi: "Bilgisayarda bir şeylerle meşgul oluyordum. Bir ara takıldım, işin içinden çıkamadım. Çocuğum geldi, "Babacım.! Bu işler benim işim; lütfen kalkar mısın şu masanın başından?" dedi.
Namazı bozulanlar
yeni Müslüman olmuş dört Hintli vaktin girip gir­mediği konusunda tereddüt içinde namaza durmuşlardı.
Hz. Mevlânâ: Şarabı o içmiş, sarhoşluğu siz yapıyorsunuz!
737. vuslat yılı münasebetiyle düzenlenen Mevlânâ Haftası'nda, dünyanın her tarafından akın edip gelen ziyaretçilerle dolup taştı Konya.
Şikayete Hakkımız Var mı?
Yetmiş basamaklı bir minareye çıkardılar onu. Her basamağa da bir tane altın bıraktılar. Basamakları çıktıkça hem bir altın kazanıyor, hem de bir adım yukarı yükseliyordu.
Kurabiye Hırsızı Ya da Doğrularımız
Elektronik postamdan yazarını bilmediğim bir hikâye ı çıktı. İçinde, bence birkaç kitaplık ders vardı. O kadar beğendim ki, sizinle de paylaşmak istedim.
Deli
Anadolunun her şeyi kendine hastı. Delileri de... Ne kadar yıpranmış, örselenmiş olursa olsun, bir gönül medeniyetinin hâlâ devam eden derin tesirleri, delilerimizi de sıcacık kavramıştı. Bu bakımdan da, onların mantıksızlıklarında bile başka bir mantık aranır, anlaşılmaz davranışları dahi düşündürücü, uyarıcı, ibret verici bulunurdu. Çoğu zaman, onların deli mi, veli mi olduğu bu sebepten tartışılırdı.
Tükenen sermaye
BAĞDAT'TA ağustos sıcağı ortalığı yakıp kavurmaktaydı. Herkes, serinleyeceği gölge bir yer, ferahlatacak bir rüzgar arıyordu. Çarşı-pazar kurulmuş, alış-veriş başlamıştı.