Ömür dediğimiz bu kısacık sınav hayatımızda kendi (nefs) üzerimizde haklarımız olduğu gibi, yaşıyorlarsa ana babamızın, varsa eşimiz ve çocuklarımızın, hatta akraba ve komşularımızın da bizim üzerimizde hakları vardır.
Üniversite sınavı yaklaştığı için çok yoğun bir programı olan Ahmet kardeşi Ayşe ile çok fazla ilgilenemez olmuşsa da son günlerde kardeşinin mutsuz olduğunu farkediyordu.
Ayda 50 bin lira kazanmak ister misiniz diye sorsak kimse hayır demez herhalde. Hatta bu parayı hali hazırda kazanan kişi bile fazla mal göz çıkarmaz diyerek bu teklife gözü kapalı evet der.
Mehmet işten çıkarılır. Eve gelip durumu bildirince, hanımı içeri almaz. Gidecek yeri olmadığından Şeyhin dergahına gider.
Risale-i nur talebelerine yönelik bazı sitemler beni düşündürdü. Gerçekten de biz Risale-i nur talebeleri, diğer müslümanları ve başka kaynakları dışlayan bir tutum içinde miyiz hâşâ?..
"RESAİL-İN NUR ŞAKİRDLERİ, İMAN İLE KABRE GİRECEKLER, İMANSIZ VEFAT ETMEZLER."
Cenab-ı Hak bizleri onlardan eylesin, âmîn! Sözler ( 125-126 )
Hicret kalben, ruhen bir kopuştur. Karanlıklardan aydınlığa çıkaran, kurtuluşa ulaştıran fiili duadır.
Bir anne babanın çocuğunun iyiliği için yapması gereken ilk şey, Allah sevgisini ve O'nun sevgisini yitirmekten korkmayı küçük yaşta ona öğretmektir.
Eğer kabul etmezsen, senin kapından başka hangi kapıya gideyim? Hangi kapı var? Senden başka Rab yok ki, dergâhına gidilsin. Senden başka hak Mabud yoktur ki, ona iltica edilsin!.."
Arzularımız yerlerine geliyor, maksudlarımız veriliyor. Demek bize cevab veren sensin.
Hayatı boyunca, hanımlarla konuşmaktan, nazarıyla dahi meşgul olmaktan şiddetle içtinab etmiştir. Tarihçe-i Hayat ( 464 )
İnsan ruh, kalb, akıl cihetiyle ve hayat ve letaif sahifeleriyle Esma-i kudsiye-i nuraniyeyi okur ve okutturur,
Hazret-i Yunus İbn-i Metta Alâ Nebiyyina ve Aleyhissalâtü Vesselâm'ın münacatı, en azîm bir münacattır ve en mühim bir vesile-i icabe-i duadır. Lem'alar ( 5 )

Bir Söz


 

Resulullah (sav) menfi bir söze şöyle derdi

Bismillahirrahmanirrahim

Hz. Aişe (ra) anlatıyor: "Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Resulullah (sav) bir adamdan kendisine menfi bir söz ulaştığı vakit:
“Falan niye böyle söylemiş?” demezdi. Fakat:
“İnsanlara ne oluyor da şöyle şöyle söylüyorlar?” derdi.

(Ebu Davud, Edeb 6)