1 mesaj [Son gönderi]
Offline
Son giriş: 26/05/2011
SÜMBÜL KOKUSU

Budapeşte Üniversitesi'nde öğrenim gören Hüseyin Arif Bey,bir pazar günü odasında gazeteleri okurken gözyaşlarına engel olamıyordu.Her satır bir hançer,her nokta bir kurşun gibi beynine saplanıyordu.



Çanakkale karadan ve denizden hücuma uğramış Kumkale'ye,Seddülbahir'e,Anafarta'ya çıkan İngiliz-Fransız askerleri oldukça ilerlemişti.Güzwl yurdu parçalamak üzereydi,tıpkı yüreği gibi.Bir an İstanbul geldi gözlerinin önüne...Camileri,sarayları,mavi göğü,mavi denizi,narin bayanları,uzun boylu delikanlıları,ağır ve mağrur yürüyüşlü ihitiyarları...Şimdi burası Avustralya'dan,Kanada'dan,Afrika'dan...Dünyanın her köşesinden gelen vahşi,kaba,İngiliz-fransız askerlerinin çizmeleri ile mi ezilecekti?Yok...Hayır!



Bir karanlık yürekli,karanlık fikirli insanlar memleketimizi çiğnememeliydi!Kalbinin derinliklerinden gelen çığlık kulaklarını çınlatıyordu.''Allah'ım!Ey İslamı'ın Alah'ı...Çiğnetme ne olur vatanımı!''Bir eli ile gözyaşlarını silerken,diğer eli ile çekmecesinden ufak paslı tabancasını çıkardı.Ninesini,ablasını,sevdiklerini düşündü hayalinde...



Bir kağıt kalem aldı.Takatsizdi...Birden irkildi.Rüzgarla birlikte avluya bakan pencereden baş döndürücü bir koku içeriye girmişti.Başını döndürdügünde cam kenarında duran sümbülü gördü.İki gün önce komşusu tarafından hediye edilmişti ama bu koku bambaşkaydı,yanına yaklaştı kokladı,ürperdi, çekildi.Bir daha eğilip kokladı,çiçeği alıp göğsüne bastırdı.



Gönlünde bir aşk,bir secde isteği oluştu.Neredeyse kendini kaybedecekti...O an ısrarla kapının çalındığını duydu.Mecalsizce göğsünde çiçekle kapıyı açtı.Karşısında Mehmet Siyavuş duruyordu.Arkadaşının perişanlığından korkmuş,heyecanından ürkmüştü...''Hayrola?''diye sordu.''Kokla şu çiçeği Mehmet!Kokla lütfen!Bütün ruhunla,bütün nefesinle kokla!Ne kokuyor?!!''

''İstanbul... değil mi?İstanbul ama neden böyle?Vatan kokuyor işte.Viranesiyle,sarayıyla,kulübesiyle ruhani medeniyet,kutsi bir nezaket kokusu bu...Bu mübarek vatan elden gidiyor.İstanbul'u kaybediyoruz!Onların dretnotlarına,tayyarelerine sadece göğüs ve pazumuzla nereye kadar durabiliriz!.''Evet nasıl karşı duracağız?'' ''Bu sefer mutlaka İstanbul yerlerine orfeonlar,saraylarda kumarhaneler olacak!Düşünsene...

Düşünsene,Beyazıd Camii'nde ibadet ederken bütün milletin saf ruhu secde halinde Allah'ın huzurundayken,gavurun pis tekmesi ile dağılacak...

Yaşamak alçaklıktır!'' diyerek silahını kavramıştı.Siyavuş,üstüne atıldı.''Hayır!Sanırım burada bu şekilde ölmek alçaklıktır!Çanakkale'de ölmeliyiz!!Ayaklarımızdan önce biz kendimizi çiğnetmeliyiz!Ben yarın gidiyorum,geliyor musun?'' İki arkadaşın elleri bu sefer vatan için yumruk olmuşcasına tutuşmuştu.İki gün içinde bütün eşyalarını sattılar.Üçüncü gün pasaportlarını vize ettirmek için müracaat ettiler.''Talebenin askerlikleri devletçe tecil edildi'' diyen katibin duygusuz gözlerine baktılar ve ceketlerinin iliklerine taktıkları sümbülü derin derin koklayarak cevap verdiler.



''BİZ VATAN İÇİN GÖNÜLLÜ GİDİYORUZ!''



Alın bir demet sümbül!

Koyun yaşadığınız yerde bir köşeye...

Sümbül kokusu sarsın benliğimizi.

Kimse bilmese de olur niyetimizi.

O biliyor ya,önemli değil ötesi!..

Yorumlar

Offline
Son giriş: 26/05/2011

 canım ablam o insanlar görünen düşmandan korunmak için gönüllü sefer eylemişler vatana ne mutlu...ama şimdilerde vatanımız o şanlı tarihe sahip memleketimiz kendini türk sanan gariplerce kuşatılıyor...filimlerde tarih anlatıyoruz diye tarih bilmez gençlerimizin beyni yıkanıyor..rabbim fırsat verdirmesin inş.içim çok darlanıyor bunları gördükçe..

elimizden geldiğince şanlı osmanlımızı anlatıyoruz ama nafile...rabbim hakkımızda hayırlar ihsan etsin inş..

Kullanıcı girişi