1 mesaj [Son gönderi]
Offline
Son giriş: 26/05/2011
YASLI FINCAN USTASI VE ZENGIN OLMAK ISTEYEN KALFASI

Fincancı ustası çok haklı bir şöhrete sahipti. Ürettiği fincanlar hemen satılıyor, hatta müşteri- 
lerin sıra beklediği bile oluyordu. Yaşlı adam seramik fırınına eğilmiş, merakla az önce fırına attığı fincanların pişmesini izliyordu. Genç yardımcısı, ustasının etrafında pervane gibi dolan- 
maktaydı. Genç adam bir taraftan ustasından kapacağı ayrıntıları yakalamaya çalışırken diğer 
taraftan da gelecekte kendi tezgahını kurmanın tatlı düşlerini kuruyordu. Fincanlar tam zama- 
nında fırından çıkarıldı, genç kalfanın yakalayamadığı bir andan geçti ve sonuç her zamanki 
gibi mükemmeldi. 
Genç kalfa daha küçücük çocukken bu iyi ustanın yanında çalışma nimetine mazhar olmuş 
Birkaç kişiden biriydi. Çok azimli ve hırslıydı. Mutlaka o da kendi atölyesinde en güzel fincanları üretecek; yıllardır beklediği şan, şöhret ve zenginliğe kavuşacaktı. 
Aradan birkaç yıl daha geçti. Kalfa kendisi için artık zamanın geldiğini düşünmeye başladı
ve ustasına giderek el vermesini istedi. Yaşlı usta bir an duraksadı, ancak tereddüt anı fazla 
sürmedi ve genç adama dönerek “Yolun açık, başarın daim olsun!” dedi. 
Genç adam kısa sürede atölyesini kurdu, fırınını yaktı ve ilk fincanlarını içeri verdi. Ustası- 
nın yaşadığı heyecanı şimdi daha iyi anlıyordu, kendisi de adeta fincanlarla birlikte fırında 
pişti. Artık zamanı gelmişti. Heyecandan elleri titreyerek fırının kapağını açtı ve ilk fincanı 
eline aldı. Ancak o da ne? Fincan dokunur dokunmaz çatlamıştı. Genç adam “Dokunmakta 
acele ettim, biraz beklemeliydim!” diye düşündü. Yaşadığı telaşı bastırmaya çalışarak bekledi, 
bekledi. Sonuç yine olumsuzdu. Dokunmadığı fincanlar da birer birer çatlıyordu. Ne yapaca- 
ğını bilemez halde paniğe kapıldı. Aklına gelen her yöntemi uyguladı, olmadı. Ustasından 
öğrendiği çözümleri düşünüp uyguladı, yine olmadı. Artık ustalığından endişeye düşerek 
korkmaya başlamıştı ki, aklına ustasına danışabileceği geldi. Bu seçenek yüreğine su serpmiş- 
ti; zaman geçirmedi, ustasına koştu. Yaşlı adam tezgahının başında, yaktığı fırının hararetinde 
ve yine aynı heyecandaydı. Eski kalfasını görünce hiç şaşırmadı, işine tüm sükunetiyle devam 
etti. Eski kalfa, yeni usta yaşadıklarını anlattı. her şeyi doğru şekilde ve doğru zamanlamayla 
gerçekleştirmişti ama olmamıştı. Anlatırken sınavdan geçememiş öğrencinin utancını yaşıyordu, mutsuzdu. Hayallerinin parmaklarının arasından uçup gittiğini görmek onu kahre- 
diyordu. 
Yaşlı usta genci sözlerini bitirene dek sessizce dinledi ve başını sallayıp yerinden kalktı, 
gözleriyle kalfasına “Gel!” dedi. Sessizce izledi, ustasının yanında saygıyla durdu genç adam. 
Usta fırının kapağını yavaşça açtı, yeni pişmiş fincanlardan birini alıp kalfasının kendisini 
Görebileceği pozisyon seçti, nefesinin bütün gücüyle sıcak fincana “Püf!” dedi. Kalfası bu 
Safhayı daha önce hiç görmemişti, merakla ustasını izlemeye devam etti. Yaşlı ustanın elindeki fincanda olumsuz bir gelişme yoktu ve sapasağlam avuçlarının içinde parlamaktaydı. 
Gen. adama dönerek “Sana on bir ders! Fincanları fırında gerektiğinden fazla tutar veya erken 
Çıkarırsan çatlayacaklardır. Fincanlar piştiklerinde çok sıcaktır ve hemen dışarı alınmalıdır. 
Dışarıdaki havayla fırın sıcaklığı arasındaki fark ortadan kaldırılmazsa fincan çatlar. Ben bu 
Farkı nefesimin hararetiyle ortadan kaldırıyorum. Her işin bir “püf noktası” vardır ve ustalar
onları usta yapan bu ayrıntıyı yılların tecrübesiyle öğrenirler! Dedi. 


Başkalarını yönetmek isteyen, Önce kendisinin ustası olmalıdır.

Yorumlar

Offline
Son giriş: 26/05/2011

Feridecim;her işin bir püf noktası vardır.Acemi kalfa çok acele etmiş.Bazı çıraklar için;'boynuz kulağı geçer 'diye bir atasözü vardır.Bu acemi çaylak çırak,haddini bilmeden,boyundan büyük işlere kalkışmış..Hikaye çok anlamlı ve güzeldi.Paylaştığın için Allah razı olsun.Sevgiler..

Kullanıcı girişi