4 mesaj [Son gönderi]
Offline
Son giriş: 15/12/2011
RABBİM BENİ YALNIZ SENSİZ BIRAKMA

CANIM YARADANIM KURBANIN OLDUĞUM BÜYÜL ALLAH IM BENİ SENSİZ ÇARESİZ BIRAKMA .BİLİRİMKİ DUALAR SAYESİNDE AYAKTA KALIYORUM SENİ SEVİYORUM VE SEVİLDİĞİMİ BİLİYORUM EĞER BENİ SEVMESEYDİN BENİM İÇİME BU İLAHİ AŞKIN DÜŞMEZDİ.HERDAKİKA SENİ ANMAK SENİ YAŞAMAK OKADAR GÜZELKİ.ASLINDA OKADAR DERTLİYİMKİ. 

 

TEK DERMANIM İSE DERDİ VERENİNDE RABBİMİN OLMASI.DEMEKKİ O BÖYLE UYGUN GÖRMÜŞ.OLSUN O DERT VERDİKÇE BEN ONU DAHA ÇOK SEVİYORUM.HİÇ DERDİM OLMASSA BELKİ BEN BU İLAHİ AŞKI YAŞAMAZDIM.KISACASI TEK HUZUR İMANDADIR.İNSAN TEVEKKÜL EDİNCE HER ŞEY OKADAR GÜZEL OLUYORKİ İNSAN DERDİNİ BİLE SEVİYOR.

Yorumlar

Offline
Son giriş: 26/05/2011

sizlere bugün nasıl imrendim anlatamam okadar boş yaşıyıp okadar boş şeyler hissediyormuşum ki şu yazdıklarınızı okuyunca utandım :( neler hissediyorsunuz ne güzel düşünüyorsunuz böyle nasıl yapıyorsunuz anlatın lütfen... ben çalışan bir bayanım bir türlü hayatıma oturtamıyorum dinimizi tam anlamıyla yaşamayı nasıl yapabilirm anlatın ne olur. Birde ben eşimin annesiyle oturuyorum her an odama çekilemiyorum yanlış anlayıp kırılmasın diye bu şartlarda nasıl yapıyım yardım edin bende böyle hissedebileyim bende böyle düşünebileyim :(

katre (editör)
Offline
Son giriş: 02/06/2011

katre (editör)
Offline
Son giriş: 02/06/2011

Masallah kardesim , Rabbim seni her daim onun askiyla yasayan bir kul eylesin, dedigin ifadeleri bediüzzaman hazretleride söyle beyan ediyor:

İman, tevhidi; tevhid, teslimi; teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dareyni iktiza eder.


Bediüzzaman Hazretleri. Bu ifadesiyle; hasretini çektiğimizin adını koymuş ve hayalini kurduğumuz, vasıl olmak için perişan olduğumuz o mutluluklar ülkesinin adresini göstermiştir bize.


Saadet-i Dareyn; iki dünya saadeti. Dünyada başlayıp ahirette devam eden ve mutluluğun bitmediği âsûde bahar.. Sadet-i dareyndir kalplerimizin, ruhlarımızın maksudu. Lâkin, elbette bedelsiz ve usulsüz kavuşulamaz hiçbir güzele.


Sadet-i dareynin adresinde imandır ilk basamak..


İman eden; “Bir köy muhtarsız olmaz. Bir iğne ustasız olmaz, sahipsiz olamaz. Bir harf kâtipsiz olamaz. Öyleyse nihâyet derecede muntazam olan şu memleket de hâkimsiz olamaz”der. Ve devam eder, “Allah vardır. Yer, gök ve içinde ne varsa O’nundur. Ben de O’nunum” Bu ifadelerle artık, kul ile Rabbi arasında bir bağlılık oluşmuştur.



Allah ile insan arasındaki irtibat demek olan imandan sonra adresin ikinci basamağı tevhidtir. “Lailaheillallah”. Kainatta hiç bir zerre yoktur ki bu cümleyi söylemesin.


Tevhid’e dair akla gelen ilk şey, tevhid’in öncelikle inkâr oluşu. Yani O’dan başka olan sahte ilâhları inkar… “La ilahe..” ilah yoktur. “..İllallah” O’dan başka. İşte bu cümle sebeplerin sukutudur. Ve bu cümle amennâ dedikten sonra, sebeplere ilahlık makamını verecek şekilde bir fâil nazarıyla bakılamayacağının ifadesidir.


Tevhid; kuvvetli bir iman akabinde, sebepler perdesinin şeffaflaşması ve Allah’ın isim ve sıfatlarıyla buluşmaktır.


Kâinatta elbette her şey sebeplerle ortaya çıkar. Allah’ın kâinattaki kanunudur bu. Hayat için rızk gerekir. Neslin devamı için dişi-erkek. Çiçeklerin açması için bahar gelir. Hastalıklar için virüsler, felaket ve musibet için kazalar, depremler ve afetler gelir. Mazlumların zulme uğramasına zalimler sebeptir.


İşte bu sebeplere hikmetle bakmayı bilmek ve hâdiseler satırlarında ilahî mesajları okuyabilmektir tevhid.


Yani, yaşamımızda karşımıza çıkan maddî-manevî her şeyde Allah’ı görebilmek ve sebeplere takılmayıp her şeyde Allah’ı müşâhede edebilmektir. Manevi durumumuzu ortaya koyması için gelen bu bela ve musibetlerin her biri bir sebeple gönderilir adresimize. Gönderen ise Allah’tır!


Sebeplere takılmak değil midir yaşamımızı buhrana çeviren ve bizi perişan eden!? Hikmetsiz, basiretsiz bakış ve yorumlarla bu sebeplerin her biri bir çıkmaz sokağa döner. Öyle miydi, böyle miydi derken başımız döner bir türlü çıkamayız işin içinden. Falancaya kızarken filancaya söylenirken perişan olur, hasta oluruz. Ve böylece her birimizin hayatı dahi bir çıkmaz sokağa dönerken intikamlarla, intiharlarla bunalım çağı oluvermiştir işte şu asrımız..


Oysa tevhidin mânâsını idrak eden hastalığın mânâsını da bilir, musibetin de. Ve der; “kâinatta maksatsız, çirkin ve abes olanı yaratmamışsa Allah, adresime gönderdiği musibeti de maksatsız değildir. Çirkin hiç değildir.”


Gıdası verilmeyen, hücreleri yenilenmeyen her azanın hasta olması gibi yaratılanda yaratanı göremeyen her bir ruh da, hastadır. Asrımızda kanser günden güne hızla yayılıyor. Herkes telaşa düşmüş “ya bende de varsa!”diye. Oysa bu kadar telaş niye, zaten ölmek için gelmedik mi dünya misafirhanesine!? Telaş edilmesi gereken hakiki hastalığa gelince; sebeplere ilahlık derecesinde kıymet vermekle kanser olmuş ruhlarımız!


Tevhid ehli sebeplere ne tapacak ve hayranlık duyacak kadar kıymet verir ne de kin ve nefret edecek kadar ciddiye alır. Sebepler tevhid ehli için, Allah’ın isimlerini okutturan aynalar hükmündedir.


Baharda, çiçekte Cemîl ve Latîf isimlerini lezzetle okurken, fırtınalı denizlerde ve çakan şimşeklerde, ibretle Kahhar ve Celîl isimlerini müşahede edebilmektir tevhid. Sağlık-sıhhatte rahmeti, hastalıkta, musibette terbiye edicilik ma’nasındaki Rab ismini okuyabilmek imanı kamil olanların tevhid basamağındaki başarısına işarettir. Evet iman eden, yaratılan her şeyde mutlaka O’nu görür.


Ve saadet-i dareynin üçüncü basamağı; teslim olmak. Kendini Allah’a bırakmak, O’na boyun eğmek.


Teslimiyet; kaderin tecellisi demek olan kazaya rızadır. Ve Allah’ın kaderden bize ayırdığını -bu bir bela ve musibet bile olsa- gönül rızasıyla kabul edebilmektir.


Âlimler, teslimiyet için “belâ geldiğinde içte ve dışta değişme olmaksızın sabit olmaktır” demişler. İnsan dil ile “ne yapalım Allah’tan bu da!” der. Der demesine fakat, esefle, ye’s ile çıkar bu cümleler ağızdan! Bu teslimiyet değildir. Diliyle söylediği bu güzel cümleyi kalbiyle gösterdiği hoşnutsuzluk ile yalanlar insan. Farkında olarak ya da farkında olmadan.


(Sorularla Risale-nur sitesinden alıntıdır)

Offline
Son giriş: 15/12/2011

NE GÜZEL AÇIKLAMIŞSIN BEN BU İLAHİYİ DİNLERKEN KENDİMDEN GEÇİYORUM.

Kullanıcı girişi