1 mesaj [Son gönderi]
Offline
Son giriş: 26/05/2011
NEFSİNİN RAĞMEN İTAAT EDEN KADIN

 

                

                                        HZ.ZEYNEP BİN CAHŞ

 

            Annesi Hz. Muhammed’in halasıdır.

                        Hicretten sonra peygamberin azatlı kölesi Hz.Zeyd ile evlendi.

         Hz. Muhammed Hz. Zeyd’i Hz. Hatice döneminde evlatlık edinmiştir.

 Hz.Zeyd aslında köle değildi. Beni Zeyd’il Lat kabilesinin Kelbi-vebarati’l Kudai el Kahtarı kolundan Harise b. Şerahil el Kelbi’nin oğlu idi.

  Annesi onu ailesi Beni Ma’an b. Tayykabilesine gederken yanında götürmüş  o arada iken Ben’i Kayn b. Cisr kabilesinin baskınında Zeyd esir düşmüş sonrasında satıldığı köle pazarında Hz.Hatice’nin yeğeni almış ve Hz.Hatice’ye hediye etmişti.

   Hz. Hatice’de evlendikten sonra Zeyd’i Hz. Muhammed’e hizmet için görevlendirmişti.

  Hz. Muhammed erkek çocuklarının ölmesi üzerine Hz. Hatice ile yaptığı istişare sonucu Arap toplumunda var olan bir geleneği uygulayarak Hz.Zeyd’i evlat edinmişti.

  İslam hukukun da evlatlıkların öz oğullar gibi olmayıp sadece koruyucu aile hükmünde olduğunu bizlere Ahzab suresi 4 ayette bildirilmiştir.

 Zaman içinde “evlatlık hukukunun” Arap toplumunun geleneklerinden İslam’ın istediği tarzda yerleşmesi için Hz. Zeynep’le Hz. Muhammed’in nikâhı Allah katında kıyılarak bizlere   “geleneklerin hayatımızda olması gereken” yeri öğretilmiştir.

 “Allah adam için içinde iki kalb yapmamıştır ve kendilerinden zıhar yaptığınız zevcelerinizi analarınız kılmamıştır, Evlâtlıklarınızı da oğullarınız kılmamıştır, O sizin ağzınızda lâfınızdır, Allah ise hakkı söylüyor ve doğru yola hidayet eyliyor” (Ahzab suresi4)

   Bu arada Hz.Zeyd’in köleleştirilmiş olması gerçeğini “gelenekler” o kadar unutturmuştu ki Hz. Zeynep Hz.Zeyd ile evliliğinde bu gerçeği yakalayamadı.

   Bu yakalayamayış ile (Hz.Zeyd’e göre kendisinin daha soylu olduğu iddiası) evlilik teklifine ilk anda  “hayır” demiştir

  Hz.Zeyd’in orduya kumandanlık yapacak “yetenekte olması” bile Hz. Zeyneb’in onu kendine denk görmesine yetmiyordu.

Hz.Zeyneb’i Resulullah’ın Zeyd ile evlendirme istediğini  “azatlı bir köle” olduğu için ret etti.

     Ahzab suresinin 36 ayetinin vahiy edilmesi  ile Zeynep büyük bir teslimiyet örneği göstererek Allah ve Rasulu’ne itaat etti.

“Bununla beraber Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman, gerek mümin bir erkek ve gerekse mümin bir kadın için, o işlerinde başka bir tercih hakkı yoktur. Her kim de Allah ve Resulüne âşi olursa açık bir sapıklık etmiş olur.” (Ahzab suresi 36)

  Hz.Zeynep son derece takvalı ve Allah’ın emirlerini uygulama konusunda çok hassas bir kişilikti.

         Onun bu halini “nefsine rağmen” gösterdiği “teslimiyette”görüyoruz.

                                                Evlilik gerçekleşti.

Lakin tarafların tüm çabalarına rağmen sıkıntılı bir şekilde yürüyordu. Hz.Zeyneb ayete itaat etmişti.

              İtaatinin gereğini  yerine getirmeye çalışıyordu.

          Her iki tarafta evliliğin huzur içinde yürümesi için uğraştılar.

 Ama bazen evlilikler tüm iyi niyet çabalarına rağmen yürümüyordu.

     Ve Hz.Zeyd Resullulah’a Hz.Zeynebi boşamak istediğini bildirmek için geldi.

                      Hz. Muhammed her seferinde eşini yanında tutmasını istiyordu.

                                                              “eşini yanın da tut boşama “diyordu.

“Hani sen, Allah'nın kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine nimet verdiğin kişiye: "Eşini yanında tut ve Allah'dan sakın" diyordun; insanlardan çekinerek Allahı'nın açığa vuracağı şeyi kendi nefsinde saklı tutuyordun; oysa Allahı, kendisinden çekinmene çok daha layıktı. Artık Zeyd, ondan ilişkisini kesince, biz onu seninle evlendirdik ki böylelikle evlatlıklarının kendilerinden ilişkilerini kestikleri (kadından boşandıkları) zaman, onlarla evlenme konusunda inançlılar üzerine bir güçlük olmasın. Allah'ın buyruğu yerine getirilmiştir”(Ahzab suresi 37)

Zaten ayet okunduğunda Hz. Muhammed’in Hz.Zeyneb’in ve Hz.Zeyd’in tabi tutulacağı imtihan anlaşılıyordu.

Bu üçlünün Arap toplumunun gelenekçi yapısı içinde yaşayacakları zor imtihan daha sonradan tüm ümmetin yaşam şartlarına ışık olacaktı.

Akrabalık ilişkilerindeki kuralları belirleyenin “gelenekler” değil de “İslam” olması gerektiğini Hz. Muhammed’in üzerinden Rabbim kullarına öğretmişti

        Zaten Hz.Zeyneb bu evliliğe baştan razı değildi.

                          Sebeplerini de hiç çekinmeden söylemişti.

                                “Ben soylu ve zengin aileden Zeyd ise azatlı bir köle”

                                                                                             Denklik önemlidir.

 Evlilikte denkliğin önemli olduğu ve bu öneme dikkat edilmesi gerektiği sünnette de bir kural iken bu evlilik ile ilgili söyleyeceğimiz tek şey var.

  İlahi senaryo bizim yolumuzu çizerken her bireyden almamız gerekenleri

                   “ hazır rol modeller” olarak bizlere  sunmuştur.

           ÖYLEKİ HAYATIMIZA ÇOK SEÇİMLİ TEST SORUSU CİNSİNDEN                              

                ALTERNATİFLERLE İTİDALİ” YAŞATTIRMAYA ÇALIŞIR.

          Hz.Zeyd ile Hz Zeyneb’in evliliği bize denkliğin önemi fark ettirir.

                  Bununla birlikte asıl önemli olanın ise “takva” olduğunu da hatırlatır.

                                      “Takva” soyla, malla, parayla kazanılacak bir şey değildir.

                                                 Hz. Zeyd’in evliliğin yürümemesi “evet denkliği” ortaya koyar.

  Sınıf farkının “takva” ile aşılacağı durumlarda ise sınıf farkının “denksizlik” mazereti olarak kabul edilmeyeceğini beyinlerimize kazır.

 “Taliplerimizin takvalarını” bozuk para cinsinden değersiz bir şey gibi görmemeyi de                       

                          Hz.Zeyd’in şahsın da ümmetin evlilik hayali kuranlarına hatırlatır.

                          Belki de takva bize ahiret ve dünya saadetini getirecektir.

                          Sınıf farklılığı İslam hükümlerine terstir.

                          Bir evlilik sırf adaylardan biri sıradan diye engellenmemeliydi.

                                           Çünkü üstünlük takvadaydı.

                                              Bazen denginizi bulamayabilirsiniz.

                                                   Gönlünüzdeki önünüze gelmez sizi teğet geçer.

 İşte böyle durumlarda “gönderilene” razı olun ki itaat eden kadınlar ve itaat eden erkekler olarak yazılsın adınız.

  Ayetlerde İslam’ın evlatlık hukuku,evlilik hukuku,boşanma hukuku net bir şekilde açıklanmıştı.

           Ancak bu hukukların işlerlik kazanabilmesi önemliydi.

                                                     İnsanı yaratan Rabbi çok iyi biliyordu.

 Hz. Muhammed’i Hz.Zeyneb’le nikâhladı ki “ümmet” geleneklere teslim olmadan yaşasın.

 Hz.Zeyneb’in ikinci evliliği eğer gelenekler İslam’ın hükümleri ile çakışırsa nasıl tam tersiyle terk edilmesi gerektiğini ümmete gösteren bir evliliktir.

             Geleneklerin hayatın içinde ne kadar derin kökleri olduğu bilir.

                                          İnsanı yaratan Rabbi

           Hz. Zeyd bir süre peygamber tavsiyesini dinler.

                  Ama zaman içinde bu tavsiye uygulanamaz hale gelir                          

     Konuyla ilgili ayetlerin geneli bize yaşanacaklarında aslında ipuçlarını verir.

           Hz.Zeyneb’in istemeyerek başladığı evlilik boşanma ile sonlanır.   

                           Hz.Zeyd’ile Hz.Zeyneb’in anlaşamaması

Hz.Zeyd’in orduya komutanlık yapacak seviyede yetişmiş bir Arap olmasına rağmen “köle olarak biliniyor olması”

        Hz.Zeyneb’in nefsi bu evliliğe rıza göstermese de “ayete teslim olması”

                                                                        

 “ Elinizden geleni yaptınız olmadı”

 “Evliliği tüm çabalarınıza ve nefis terbiye çalışmalarınıza karşı yürütemediniz”

“ Tüm samimi teslimiyet çabalarınıza rağmen başaramadınız”.

 “Boşanma hakkınızı da kullanabileceğimizi RABBİMİZ “sevmediği bir helal olarak” bize bağışlamıştır.”

       Hz.Zeyd ve Hz.Zeyneb evlilikleri aslında müminlere teslimiyet sınırlarını da çizer. 

        “Nefislerimizi rağmen teslim olanlardan olmak”   dünya da sıkıntılar yaşatabilir.

            “Ahirette kazananlardan olmak için dünya da teslim olanlardan olmak”

Evlilik sonlanma aşamasındayken Hz. Muhammed’e Allah Zeyneb’in O’nun eşi olacağını ilham eder.

  Ya da başka bir deyişle Hz. Muhammed olayların gidişatından evlatlık hukukunun toplumda yerleşmesi aşamasında yaşanacakları hisseder.

                                Bu hissediş O’nu sıkıntıya sokar .

 Çünkü Arap toplumunun (genelde insan toplumlarının) hayatlarında doğru dedikleri şeylerin değiştirilmesinin ne kadar zor olduğunun bilincindedir.

  Toplumun tavrını aşmakta “yükleneceği görevleri”Ahzab suresinin konuyla ilgili ayetleri indiğin an hiç tereddüt göstermeden uygular.

“Allah ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.”(Ahzab 36)
“ (Resûlüm!) Hani Allah'ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: Eşini yanında tut, Allah'tan kork! diyordun. Allah'ın açığa vuracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana lâyık olan Allah'tır. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikâhladık ki evlâtlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.”

(Ahzab 37).

  Bu ayetler toplumsal ilişkilerde ve aile ilişkilerinde esas kural koyucunun “Rab olduğunu bu kurallar içinde “bizlerin kimseyi kınama hakkına sahip” olmadığımızı da gösterir.

  Evlatlığın öz oğul olmadığı Ahzab suresi 4 ayette net bir şekilde bildirildiği andan itibaren işleyen senaryo da roller dağıtılmıştı.

    Hz. Muhammed evlatlığının boşayacağı eşi ile evlenecekti ki Arap toplumunun kendi nefislerinden “kendi boş sözlerinden” olan “evlatlık oğul gibidir” safsatası toplumdan sıyrılıp atılsın.

              Burada evlatlığınızın boşadığı eşi siz alın diye bir emir yoktur.

 “Evlatlıklarınız sizin oğlunuz değildir. O yüzden mahremleriniz içinde onların eşleri ve çocukları yoktur. Sizin mahreminiz olacakları gelenekler değil Rabbiniz belirler.”

                               İki evlilikle yıkılan TABULAR

                                  Örnek alınacak rol modeller

                     Rabbin kullarına verdiği ne büyük bir zenginlik

                                           “ASR-I SAADETTE”

           Peygamberin neden çok evlendiğine kafayı takacağımıza

         Bu evliliklerde yaşananların hayatımıza katacaklarına kafayı yorsa ümmetin evlatları

                        Ümmetin evlatlarının “kafa yormak” gibi bir derdi olmayınca

                        Örneklerde tarih oluyor tarih kitaplarının sayfalarında

              VAY ÜMMETİM SEN NERDESİN İSLAM HUKUKU NERDE

  “Allah ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.”(Ahzab 36)
“ (Resûlüm!) Hani Allah'ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: Eşini yanında tut, Allah'tan kork! diyordun. Allah'ın açığa vuracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana lâyık olan Allah'tır. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikâhladık ki evlâtlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.”(Ahzab 37)
“ Allah'ın, kendisine helâl kıldığı şeyde Peygamber'e herhangi bir vebâl yoktur. Önce gelip geçenler arasında da Allah'ın âdeti böyle idi. Allah'ın emri mutlaka yerine gelecek, yazılmış bir kaderdir.”(Ahzab 38)
“ O peygamberler ki Allah'ın gönderdiği emirleri duyururlar, Allah'tan korkarlar ve O'ndan başka kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah (herkese) yeter.”(Ahzab  39)
 “Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah'ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir”.(Ahzab 40)

                     Bir süre sora  Ahzab suresi 37 ayetin inişi ile Hz.Zeyneb Hz. Muhammed’e nikahlanır.

     Bu evlilik haberi Hz.Zeyneb’e ulaşınca istihare yapmadan karar veremeyeceğini söyler.

 İki rekât namaz kılarak “Ey Rabbim ben ona layık isem beni onunla evlendir” diye dua eder.

 Ama bu nikah’ın Allah tarafından kıyıldığını öğrendiğin de bir daha “teslimiyet” göstermesi gerektiğini anlar.

       Ama bu sefer ki teslim oluşta bir huzur ve mutluluk vardır.

                      Çünkü peygamber eşidir.

Hz.Zeyneb ile evliliği üzerinden peygambere saldırmak isteyen insanlar grubu “evlatlığı ile evlendi” diyerek kafa karıştırmak isterler.

        Oysaki bu evlilik evlatlık müessesinin şartlarını bize bildirmek için gerçekleştirmiştir.

Dedikleri gibi Hz. Muhammed’in Hz.Zeynep’le evlilik gibi niyeti olsa idi.

                  Bu vakte kadar beklemesine gerek yoktu.

                                Çünkü Hz. Zeynep onu halakızıydı.

                        Çok uzaklardan biri ya da yeni tanıdığı bir kişi değildi.

Yine unutmayalım ki Hz. Muhammed  Hz.Zeyneb’e her an teklif götürecek bir durumdaydı.

                    Lakin onunda aklına böyle bir şey gelmemişti.

        Aslında Ahzab suresi 4 ayetle başlayan senaryo Hz. Muhammed’e de sürpriz olmuştu.

Biz inanıyoruz ki peygamberler gaybı bilmez.

Aslında bir bakıma Ahzab suresindeki konuyla ilgili tüm ayetler Hz.Muhammed’in de Arap toplumundaki yerini sıkıntıya sokacak imtihanlar yaşatmıştı.

                             Ama bu bir imtihan hatta Allahtan gelen emirdi.

                     Hz. Muhammed Hz.Zeynep ve Hz.Zeyd arasında yaşananlar

       “onların ümmet için ve cennet için yaşamaları” gerekli olan imtihanlarıydı.

                   Eğer Hz.Zeyneb’in  Hz.Muhammed’te gönlü vardı derseniz ki;

                            Deriz ki hangi kadın “peygamber eşi” olmak istemez.

Bu evlilik ile Müslümanların daha öğreneceği şeyler bitmemiştir ki Hz.Zeyneb’in düğün yemeğinde ayetler inmeye devam eder.

                Düğün yemeğine gelenlerin sayısı hem kalabalıktır.

                      Hem de gelenler sohbete dalıp saatlerce gitmemekte idi

Aslında bu toplumsal anlamdaki ilişkilerimizde hassas olmamız gerektiği ölçüsünü de  bize öğreten bir düğün yemeği olmuştur.

Gittiğimiz geldiğimiz yerlerde insanlara rahatsızlık vermek gibi bir hakkımız yoktur.

   “Ey iman edenler (rastgele) Peygamberin evlerine girmeyin, (Bir başka iş için girmişseniz ille de) yemek vaktini beklemeyin.

 (Ama yemeğe) çağrıldığınız zaman girin, yemeği yiyince dağılın ve (uzun) söze dalmayın. Gerçekten bu, peygambere eziyet vermekte ve o da sizden utanmaktadır; oysa Allah, hakkı (açıklamak)tan utanmaz. Onlardan (peygamberin eşlerinden) bir şey isteyeceğiniz zaman, perde arkasından isteyin.

Bu, sizin kalpleriniz için de, onların kalpleri için de daha temizdir. Allah'ın Resûlü’ne eziyet vermeniz ve ondan sonra eşlerini nikahlamanız size ebedi olarak (helal) olmaz. Çünkü böyle yapmanız, Allah Katında çok büyük (bir günah)tır.”(Ahzab suresi 53)

  Müslümanların birbiriyle olan ilişkilerinde sınırları bu ayetlerle bizlere öğretiliyordu.

                      Birbirimizle olan ilişkilerimiz sıcak ve samimi olmalı

Bu samimiyet için gerekli olan görüşmelerde dikkat edilecek hususlara Müslüman şahsiyetler dikkat etmelidir.

              Ayet tefsir kitaplarında tesettür ayetleri olarak geçer.

                              Doğrudur da

             Bununla birlikte ilişkilerimizin edeb sınırlarını da çizer.

                                 Müminler birbirleriyle iki yabancı gibi olmamalıdırlar.

                                            Bununla birlikte birbirlerinin özellerini zorlamamalıdırlar.

  Özellikle perde arkasında konuşun emri ile tesettür emrinin ev içi sınırları da çizilir.

 Ev içinde iken mahremi olmayan kadınlara rahatsızlık verecek durumlardan Müslüman erkekler ısrarla kaçınmalıdır.

                Bir başkasına sıkıntı verecek ziyaretler olmamalı ziyaretlerimiz.

Bu arada sırf kendi rahatımız içinde misafir gelişini engelleyecek davranışlardan kaçınmalı                          

                                  Müslüman kadınlarımız.

                         Her zaman ki ölçü  İTİDAL

 Bu nikâh Allah’ın kıydığı şahitlerinin ve gelinin velisinin Allah olduğu bir nikahtır.

                       Bu hal Hz.Zeyneb’in için büyük bir nimettir.

                                      Dünyalıktır.

     Bunu diğer eşlere ve özellikle de Hz.Aişe’ye hep hatırlatır.

                  “Benim nikahımı Allah kıydı. Velim Allah’tır ”

                                     şeklindeki hatırlatmalarıyla Hz.Aişe çileden çıkartır.

     Hatta Hz.Peygamber’in Hz.Aişe’ye olan ilgisi canını sıktığında bilakis bunu yapardı.

Bu konuda tarih sayfalarından gelen nakilde eşler bir olup Hz.Fatıma’yı Hz. Muhammed’e gönderirler.

      Ve Hz.Aişe’yi  şikayet ederler.

 Hz.Fatıma’ya peygamberin verdiği cevap “babanın sevdiğini sevmez misin ya Fatıma” olur.

                             Fatma geri döner. Hz.Zeynep gider.

Hz. Muhammed’e nikahını Allah’ın kıyması ile önceliğin kendisinde olması gerektiğini savunur

                      Bu arada Hz.Aişe’de ordadır.

Peygamberin gözlerinin içine bakar cevap vermesine izin versin diye ve Hz. Muhammed’in sessiz kalışını “evet” olarak algılar.

 Ve peygamberin kendisi ile ilgili duyguları sebebiyle hiçbirine haksız ve hukuksuz davranmadığını  beyan ederek susturur Hz.Zeyneb’i

                                       Hz.Muhammed “Ebubekir kızı işte” der.

                 Hz.Aişe ile Hz.Muhammed arasında olan muhabbet hep kıskanılmış diğer eşlerce

 Hiç biri bunun sonucu olarak bir haksızlığa peygamber olarak uğratılmadıkları için sadece bu “hal” eşler arası tatlı çekişmeler olarak kalmıştır.

  Kırgınlıklar kızgınlıklar kuma olma hukuku ile değil “mümin kardeşi” olma hukuku ile çözülürdü

 

 

 

 

Ümmi Seleme’den gelen rivayetler de hep Hz.Zeyneb’in takvası, zühdü ve cömertliği üzerinedir.

  “Deki “Zeynep hayırlı bir kadındır. Peygamber ona çok uğrardı.O, çok muttaki bir kadındı.Oruç tutar,teheccüde kalkar,bütün  servetini muhtaç ve fakirlere harcardı.””

            (Hz.Aişe’nin iftira olayı sırasında kardeşi Hamne’de bu olaya karışmıştır)

Hz.Zeyneb’e Peygamber(sav) Hz.Aişe’yi sorduğunda ise

 “Ben Aişe’nin iyiliğinden başka bir şey bilmiyorum” tarihi cevabı ile adalet tecellisinde durmamız gereken yeri de göstermiştir.

Oysaki Hz.Aişe onun kuması hatta çoğunlukla didişmeli bir ilişki içinde olduğu kişidir

 Hz.Aişe’ye karşı göstermiş olduğu adaletle bize örnek olacak davranışlar sergilemiştir.

     Allah’a olan bağlılığı ve sevgisi ile hepimize örnek olacak bir hayat yaşamıştır.

 Yine Hz.Muhammed muhacirlere ganimet dağıtırken Hz.Zeynep sert bir şekilde Hz.Muhammed’e söz söyler.

         Hz.Ömer oradadır. Hz.Zeyneb’i azarlar.

                   Hz.Muhammed hemen müdahale eder

  “Ey Ömer hiç bir şey söyleme, çünkü o Allah’tan korkar.Ve ‘ona çok içten yakarır.(evvah)”              

                        Orada hazır buluna biri sorar “evvah” nedir?

 Hz.Muhammed “Namazda alçak gönüllü ve mütevazi,Allah’a içten yalvarıcı ve yalnız ondan dileyici” dedi ve sonrasında;

   “Çünkü İbrâhîm cidden yumuşak huylu, yüreği yanık, kendisini tamamen Allaha vermiş biri idi”(Hud suresi 75) okudu.

  Hz. Zeynep artık Hz. Peygamber tarafından Hz. İbrahim’in vasfıyla vasıflanan bir kadındı.

     Hz.Zeynep fıtrat olarak çabuk sinirlenen bir insandı. Siniri köpük gibi çabuk sönerdi.

       Hz.Aişe ve Hz.Zeyneb arasında yaşanan sıkıntılar olsa da bu sıkıntılar uzatılmazdı.

                 Önemliydi “mümin kardeşliği” paydasında halletmek tüm meseleleri

Lakin Hz.Zeynep’in Hz.Safiyye’ye karşı bir davranışı vardır ki tüm ümmete örneklik teşkil eder.

         Veda haccı yolculuğu sırasında Hz.Safiyye’nin devesi rahatsızlanır.

                             Hz.Zeyneb’in yedekte devesi vardır.

               Hz. Muhammed yedekteki deveyi Hz.Safiyye’ye vermesini söyler.

Hz.Zeynep   “Ben şu Yahudi kızına verecekmişim” diye itiraz eder.

                      Bu itiraz Hz. Muhammed’i öfkelendirir.

 Zilhicce ve Muharrem aylarını hatta safer ayının bir kısmını Hz.Zeyneb’e küs geçirir.

                             Evet çok önemli bir nakil.

Çünkü bir Yahudi’nin iman ettikten sonraki durum da bizim için ne olması gerektiğini gösterir.

                               Evet Hz.Safiyye bir Yahudi idi.

                       Lakin iman etmiş “mümin bir Yahudi” idi.

                                İmanın ırkla olmadığını öğrensin bu ümmet diye.

                           Roman,Kürt,Türk,Laz,Çerkez …….. kardeşlerine bir de bu açıdan baksın ümmet diye

    Hz. Muhammed’in eşine olan kızgınlığında iki aydan fazla kırgın kalması

                               Bunun ne kadar önemli olduğunu anlatır.

     Bu çok önemli bir hadisedir ki Hz. Peygamber uzun süreli bir kırgınlık ve kızgınlık göstermiştir.

Yaşamının içinde bu anlamda Hz.Zeynep’in davranışı üzerinden “milliyet taassuplarımızı” tekrar gözden geçirmemiz gerekmektedir.

    Hz.Zeynep çalışkan bir kadındı. Dikiş işinden ve deri işlerinden iyi anlardı. Odasında hazırladığı deri işi işleme ürünleri satar bundan elde ettiği parayla hem geçinir.

                                     Hemde fakir ve fukarayı gözetirdi.

Hz. Ömer’in halifelik döneminde  Hz.Zeynep’e yıllık 12000 dirhem maaş bağlanmış,.

Bu maaşı çok bulan Hz. Zeynep “Fesubhanallah bir şahsa bunca para” diyerek parayı fakir fukaraya dağıttırmış.

 Bunu duyan Hz. Ömer dağıtmaması şartıyla aynı miktarı tekrar göndermiştir.

                                      Hz. Zeynep Hz. Ömer’i dinlemeyerek parayı yine dağıtmıştır.

           Ve bu paranın kendisine tekrar bir dahaki seneye nasip olmaması için dua etmiştir.

 Hicri 20 yılında Hz. Ömer’in hilafeti döneminde Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur.

           Denir ki ;

                Hz.Zeyneb’in duası kabul olmuş aynı maaşı ikinci kez almak nasip olmamıştır.

 

                Hz.Muhammed, Hz.Zeyneb ve Hz.Zeyd’in hayatlarında çıkarılacak dersler;

 

1)Nefsimize ağır gelse de ayetlere teslim olmanın bize getireceği ahiret ve dünya lutuflarını kaçırmamalıyız.

     (Hz.Zeyneb’e ayete teslim olmuş Hz. Peygambere eş olma ile şereflenmiştir.Sonrasın da.)

 

2)İslam hukukunda bir konu sabitlenmişse bu konu da iman etmişlerin payına  teslim olmak düşer.

   (Teslim oluştan başka yapılacak her şey itaatsizliktir)

 

3)Evlatlık hukukunu öğrenmek gerekir

 

4)Hz. Muhammed İslam’ın hukuk sistemini de yaşayarak öğretmiştir.

           (Tüm gelenek hatta taassupların vereceği sıkıntılara rağmen)

 

5)Zeynep nefsine ağır gelse de ayete teslim olmuştur.

            (Bizler nefsimize ağır gelen durumlarda neye, kime teslim oluyoruz.)

 

6)İslam kardeşlerinin birbiriyle olan ilişkilerinde rahatsızlık vermemek esası üzerinden bir kardeşlik hukuku geliştirmeleri gereklidir

         (Her şeyden rahatsız olma lüksüne de sahip olmadığımızı bilerek)

 

Yorumlar

katre (editör)
Offline
Son giriş: 02/06/2011

Allah razi olsun bu paylasim icin, cok istifadeli, ne kadar cok eksigimiz  oldugunu anladim...ögerenecek o kadar cok seyimiz var ki, Rabbim eksiklerimizi tamamlamayi nasip etsin insaallah amin

Kullanıcı girişi