Cevap eklenmemiştir
katre (editör)
Offline
Son giriş: 02/06/2011
İsmi dahi bağışlanma vesilesi Efendimiz (s.a.v)…

Cenabı Hak, onun ismi şerifini ta ezelde kendi ismi şerifiyle beraber zikretmiş ve Levh-i Mahfuz’a “Lailahe illallah Muhammedür-Rasulullah” şeklinde nakşetmiştir.

Hazreti Adem (a.s), cennetten çıkarılıp dünyaya gönderildiğinde Rabbimiz’e bağışlanması için senelerce dua etmiş, Arafat Dağı yakınlarındayken Levh-i Mahfuz’da asılı duran “Muhammed” ismini hatırlayarak, “Muhammed Mustafa (s.a.v) hürmetine” af talep etmiştir.

Bunun üzerine Allah (c.c), ona mağfirette bulunmuş ve şöyle buyurmuştur: “Ey Adem; o bana mahlukatın en sevgili olanıdır. (Dua edeceğin zaman) onun hakkı için bana dua et. (Çünkü şu an onun hakkı için ettiğin dua sebebiyle) ben seni bağışladım.

(Bilesin ki), şayet Muhammed olmasaydı, seni yaratmazdım.” (Hakim, Müstedrek, II, 672; Beyhaki, Delail, V, 488-489) Adem peygamber ve Havva annemizin bağışlanıp birbirlerine kavuştukları bu tepe, akın akın hacca giden müminler için de tüm günahlarından arınma yeridir.

En güzel örnek; Efendimiz (s.a.v)

Yüce bir ahlak üzere, hidayet rehberi ve alemlere rahmet olarak gönderilmiş Kainatın Efendisi (s.a.v) güzel ahlakıyla, Kur’an’ı en layıkıyla yaşayıp hayatına tatbik etmiştir. İstikameti ve iki cihana bakış açısıyla insanlar için en güzel örnektir.

 

Efendimiz’in eşsiz ahlakıyla ilgili Ahzap suresinde mealen, “Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için Efendimiz’in ahlakının güzel bir örnek teşkil ettiği” belirtilmektedir.

Cihanı aydınlatan onun nurudur

Hazreti Mevlana ne güzel buyurur: “Gel ey gönül. Hakiki bayram, Cenab-ı Muhammed’e vuslattır. Çünkü cihanın aydınlığı, o mübarek varlığın cemalinin nurundandır.”

Her şeyi Allah’tan iste

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v), yeğeni İbni Abbas’a tevekkül anlayışıyla verdiği öğüde bizler de kulak verelim: “Yavrucuğum; bir şey isteyeceksen Allah’tan iste.

 

Yardım dileyeceksen Allah’tan dile. Bütün bir ümmet toplanıp sana fayda temin etmeye çalışsa, ancak Allah’ın senin için takdir ettiği fayda ne ise onu temin edebilirler. Ve bütün ümmet sana zarar vermeye kalksa, ancak Allah’ın senin hakkında takdir ettiği zararı verebilirler.” (Tirmizi, Kıyamet 59).

Seni nereye defnedelim?

Behlül Dânâ Hazretlerine ağır hastalandığı sırada, “Allah’ın emri yerine gelecek olursa, sizi nereye defnedelim?” diye sorarlar. Behlül Hazretleri “Nereye isterseniz oraya defnedin; çünkü ahiret her yerden aynı uzaklıktadır” der.

“Riyanın bulaştığı amellerimden af dilerim”
“Allahım; sana tövbe edip sonra tekrar döndüğüm şeylerden istiğfar ederim. Senin için yapmaya söz verdiğim, sonra sana vefa gösteremediklerimden af dilerim. Senin rızanı kazanmak için yaptığımı iddia etiğim, fakat kalbime senin bildiğin şeylerin (riyanın) bulaştığı amellerden mağfiret dilerim.” (Muttarrif b. Abdullah)

Dua ederken elleri kaldırmak âdâptandır

Dua ederken ellerin semaya doğru kaldırılması, duanın edeplerindendir. Efendimiz (s.a.v), dua yapılırken iki eli de göğüs hizasında tutup avuç içlerini semaya açmanın duanın edeplerinden olduğunu belirtmiştir.

Ellerin semaya açılmasına ise Peygamber Efendimiz (s.a.v) şu mübarek sözleri ile açıklık getirir: “Allah Teala haya sahibi ve çok cömerttir. Bir kimse, (dua maksadıyla) kendisine doğru elini kaldırdığı zaman, Rabbimiz onu bomboş ve umutsuz olarak geri çevirmekten haya eder.” (Ebu Davut, Salat, 385)

“Benim için ateş var”

Ebu Hüreyre’nin (r.a) bir rivayetinde Allah Rasulü’nün (s.a.v) şöyle buyurduğu belirtilir: “Ademoğlu secde ayetini okur ve secde ederse şeytan ağlayarak oradan ayrılır ve şunları söyler: ‘Yazıklar olsun bana, insanoğluna secde etmesi emredildi ve secde etti, bunun karşılığında ona cennet var. Bana da secde etmem emredildi ama ben itiraz ettim, benim için de ateş var.” (Müslim, İman 133)

Yorumlar

Kullanıcı girişi